Keşke onu dinleseydik

Pazar, 19 Mart 2017 - 05:00

Daha geçen yıl vizesiz Avrupa hayali kuruyorduk al gülüm, ver gülüm diyerek.

Peki ne oldu da AB’nin babalarıyla papaz olduk.

Neden biliyor musunuz? Başbakan Yıldırım’ı dinlemedik de ondan. Çünkü Yıldırım, Avrupa’da referandum kampanyası planlanırken, “Hollanda’da 15 Martta seçim var. Ondan önce gidemeyiz” demişti.

Ama kim ne düşündü, kim neyi planladı bilinmez, ‘Gidiliyor’ dendi. Önce hukuksuz bir şekilde salon verilmedi, bakan uçakları engellendi, kadın diye bir bakanımızı karadan soktuk, atların ve itlerin saldırısıyla sınır dışı ediliverdi. Ve sonra da kavga başladı. Seçim sonrası gidilse belki de bu olaylar olmayacaktı. Ne Nazi kalıntılıklarını bıraktık, ne de ırkçılıklarını, faşistliklerini. Hem de milyonlarca Müslüman Türk oralarda huzur içinde yaşarken.

Ve bu durum, istişare ile çözülmez, karşılıklı suçlamalar böyle devam ederse, olan 5 milyona yakın Türk’e olacak. Madem Avrupa’da ırkçılık aldı başını gidiyor diye iddia ediyoruz, o zaman bu Türkleri neden hedef haline getiriyoruz?

Evet/Hayır ne diyecekse desin, onları zor duruma düşürecek tavırlardan kaçınmalıyız. Yapılan hukuksuzluğa karşı, bunca tehdit, bunca aşağılama, bence işi sonuca götürecek yöntem değil. Hatırlarsanız, benzer olayları İsrail, İtalya ve Rusya ile de yaşamıştık.

Ne oldu, neticede diplomasi kazandı. İt iti ısırmaz, demiş atalarımız. Çözülme sinyalleri verse de, bir Hıristiyan birlik AB. Tabii ki Haçlı seferi olmayacak ama, bu asırda daha başka yöntemler de var. İçinde olmasak da, göbekten bağlıyız bu birliğe.

Bindiğimiz dalı kesmemeliyiz.

★ ★ ★

Anayasayı bir devlet, millet için üzerinde uzlaşılmış, mihenk taşı diye bilirdim hep.

Ama bu kez öyle olmadı.

Bir anayasa değişikliği ile başkanlık sistemi toplumu ikiye böldü. Bırakın uzlaşmayı evet ve hayırcı taraflar düşman kardeş oldu. Kalan 28 günde daha nerelere gidecek, görüp yaşayacağız.

CHP, var gücüyle parlamenter sistemin devamı için uğraşıyor. Bu ne demek. Binali Yıldırım’ın başbakanlığının devamı demek. Bu durumda Binali Bey de, hayır der mi diye bir ironi yapayım da, biraz gülün bari.

Az bir şey yandı hocam

Futbol direktörümüz Fatih Terim, bir zamanlar çalıştırdığı, Fiorentina takımının 90. yılı kutlaması için gittiği Floransa’da bir yemekte, “Umarım Avrupa ligini Roma kazanır” dedi diye yazdı ünlü İtalyan gazetesi Dello Sport.

Sosyal medya yıkılınca, Terim, yıkılmamak için, “Böyle bir şey demedim. İtalya ligi için söyledim. Tabii ki Beşiktaş’ın kazanmasını isterim” diye düzeltme yaptı. Bir yemekte geçen konuşma olduğu için, bant yok tabii. Hocam ne derse kabul edeceğiz. Hem de gazetenin ‘Dedi’ ısrarına rağmen.

Sağol be hocam. Roma çeyrek finale bile kalamadı ama, biz kazı yine de çevirdik. Ancak, biraz geç kaldık galiba, az bi şey yandı. Artık idare ediver.

REYTİNG DENEN CANAVAR

Şu reyting denen ölçümleme olmaz olsun. Kurgu polemiklerle herkesin sinirini oynatıyorlar. Birisi var ekranda. Veteran şarkıcı, çakma düşünür. İşi bu. Efeleniyor, sonra da ben ettim sen etme ağlaması.

Taa Özgecan’ın katlinden başladı, Zuhal Topal’ın gelin adayına kadar geldi. Söylemezsem Olmaz adlı programın reyting canavarı o. Yeter artık söyletmeyin şuna. Ama hala reyting peşinde koşmakta ısrar ederseniz, bir gün sizi de sokacaktır. Yazın kenara.

Bir de İşte Benim Stilim diye bir yarışma var. Orada da bir reyting kapışması yaşandı geçenlerde. Daha doğrusu reyting piarıydı bu. İvana Sert ile Nur Yerlitaş’ın başrollerini oynadıkları. Konu oldular, iki basamak yukarı çıktılar.

Evlilik programları ise birer reyting dizisi. Bir gelin adayı anlattı. Herkes para karşılığı oynuyormuş. Sunucu da yönetmenmiş. Ve bütün bunlar Esra Erol’u bile çıldırttı ki, “10 yıldır yaptığım bu programı sezon sonunda bırakıyorum. Ben bu çamurun içinde yaşayamam” dedi.

Görüyorsunuz değil mi, sizi ekranda ait oldukları kanala bağlayabilmek için neler oluyor. Laf aramızda, siz de bu oyunculardan birisisiniz. O canavara yem vermeyin.

Sevinin

Duydunuz mu bilmem. Milli Eğitim Bakanlığı, gelecek yıldan itibaren “Yaşayan diller ve lehçeler” programına dayanarak ortaöğretimde Arnavutça ve Boşnakça dillerini seçmeli ders haline getirecekmiş. Yani artık çocuğunuz için geçerli dünya dilleri arasında iki seçeneğiniz daha var. Türkiye’deki eğitim sistemini her yıl değiştirerek yerine oturtamadı ama, bakanlık çalışıyor. Daha ne istiyorsunuz.

Kim bunlar?

Ortalık evet/hayır muhabbetinden geçilmiyor. İki kişi yan yana gelince konu bu. Çünkü, Türkiye’nin hayati meselesi. İşte bu ahvalde, bir de, etliye sütlüye karışmayıp cebini dolduranlar var.

Belki özel hayatlarında onlar da bu kavganın içindedirler ama, seyircinin İzmir Marşı’na tempo tutarak gemilerini yürütüyorlar. Üstelik paylaşılamıyorlar. Peki kim bunlar. Hemen aklıma gelenleri sıralayayım. SA, HY, NB, DA, AP, AÜ, SC. Tanıdınız değil mi?

FIKRA

Misafir, evin şirin kızına sormuş: “Eee, büyüyüp annen kadar olunca ne yapacaksın bakalım?” “Rejim yapacağım Ayşe Teyze.”

CIZZZ

“Bir Ali değil, Binali feda olsun.”
Yandex.Metrica