'Kestiğiniz kurbanlar ahirette X5'iniz olacak'

a
a
Çarşamba, 24 Kasım 2010 - 05:00

Akşam’dan Nihat Sırdar yazmış: Nihat, bayram namazı için Sümbül Efendi Camii’ne gidiyor. Camii ana baba günü...Hava soğuk. Yüzlerce insan bayram namazı için camii imamının vaazı bitirmesini bekliyor. Hoca kurban kesimi ile ilgili konuşurken şöyle söylüyor: “Ey cemaat, ‘Kurban kesmeyin, gerek yok’ diyorlar. Sakın inanmayın. Kestiğiniz kurbanlar öbür tarafta sizin X5’iniz (BMW’nin en lüks jip modeli) olacak.” İmam efendinin bu taraftaki X5 beklentisini öteki tarafa da taşıyor olması tamamen kendisiyle Allah arasında...

[[HAFTAYA]]

Ama Nihat’ın yazısını okuyunca aklıma Diyanet İşleri eski Başkanı Ali Bardakoğlu’nun “Din adamları sadece camide sıkışıp kalmamalı, topluma yön veren kanaat önderleri olmalı” sözü geldi aklıma... Sümbülefendi Camii İmamı gibi arkadaşların yön verdiği bir toplum olduğumuzu düşünsenize!

BU BAYRAM NE ÖĞRENDİK

BİR: 9 gün tatilin çok uzun olduğunu...

İKİ: Paris’e tatile gidenin İstanbul’da oturanın halinden anlamadığını...

ÜÇ: Onlarca uyarıya, her bayram yapılan yüzlerce kaza haberine rağmen biz Türklerin hiçbir zaman trafik kazasında ölmekten korkmadığımızı...

DÖRT: Kurban kesimine karşı olanların giderek daha da sesini yükselttiğini...

BEŞ: Tatili çalışarak geçiren biri için, tatil anısı dinlemenin ne kadar ızdırap verici olduğunu...

CHP-BDP KOALiSYONU...

- Bir önceki seçimlerde koskoca Diyarbakır’dan hepi topu 1840 oy aldığını düşünürsek Güneydoğu’da CHP’nin oyunu en az iki kat arttırır.

- Önümüzdeki seçimlerde MHP’ye alternatif aradığı iddia edilen milliyetçi seçmenin nezdinde CHP’yi bitirir.

- Baykal’ın el emeği göz nuru milli-sol söylemi ile CHP’de vücut bulmuş yılların ulusalcı tabanının çil yavrusu gibi dağılmasına neden olur.

- Kürt Meselesi’nin çözümü için AKP’den umudunu kesmiş, Meclis’te BDP’nin varlığını şart gören küçük bir liberal seçmen grubu için CHP’yi ciddi bir tercih nedeni kılar.

Bu hesaba bakarak, sonuç?

CHP-BDP kolalisyonu olacak iş değil!

BU ADAMDAN KORKULUR

-Bizzat Amerika Birleşik Devletleri Başkanı tarafından “Bu adam bize borç taktı ödemiyor” diye Türk Başbakanı’na şikayet edilen...

- Binlerce garibanı İktisat Bankası vurgunuyla mağdur eden...

- Bir beyaz gömekle meydanlara çıkıp, ipe sapa gelmez vaatlerle Meclis kapısından dönen...

- Adı onlarca şantaj iddiasına karışmış...

 - İşler terso gidince Paris’e tüyen... Böyle bir adamın arkasından ne kadar sosyetik kadın varsa sevgilisi olmak için Paris’e tur düzenliyorsa, magazin sayfalarını süsleyen o birbirinden cafcaflı hatunların gazete okumadığı, haber izlemediği, özetle kendi memleketinden bihaber birer cahil olduğuna artık şüphem kalmadı arkadaş.

NEW YORK TIMES, ECONOMIST, NEWSWEEK, FOREIGN AFFAIRS DE Mİ YANDAŞ?

Dünyanın en prestijli gazetelerinde-dergilerinde Türkiye’nin dış politikasına dair bir övgü selidir ki durdurabiline aşk olsun: “Yükselen Türkiye”, “Türkler: Müslüman Dünyasının Yeni Sultanları”, “Türkler geliyor”, “Ortadoğu’da Davutoğlu etkisi” Benim diyen ‘yandaş medya’ yazamaz bunları... Peki ne oluyor? Dünyanın en saygın yayın organları da mı yandaş oldu? Elbette hayır. Olan şu: Biz ister kabul edelim ister etmeyelim Türk dış politikası uluslararası kamuoyu tarafından ciddi bir taktir topluyor. Dün de yazdım. Ben diplomasinin neticeye bakarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. O yüzden henüz erken. Bugünden bir Davutoğlu güzellemesi yapmak yanlış olur. Ama şu ana kadar görünen o ki: Dış politikada “so far so good” (Şu ana kadar herşey iyi)

Futbolcular adam olmayı öğrenmeden zengin olmayı öğreniyor

Şenol Güneş’e rastladım geçenlerde. Şenol Hoca ile Trabzonspor’u konuştuk. Bir Beşiktaşlı olarak bunu söylemek hiç hoşuma gitmese de Şenol Hoca bu sene şampiyonluğun en iddialı takımını çalıştırıyor. Sohbetin sonuna doğru mevzu “Neden Türkiye’de skoru değiştirecek yıldız futbolcu yetişmiyor” meselesine geldi. Şenol Hoca müthiş bir Türk futbolcusu analizi yaptı: “Türkiye’de aileler çocuklarına hedef olarak zengin olmayı koyuyor. Çocuk için parayı bulunca başka bir hedef kalmıyor. Bu Türk futbolu için büyük bir handikap. Çünkü çocuk daha 18-19 yaşında yüzbinlerce dolar para kazanmaya başlıyor. Hele biraz yetenekliyse 20 yaşına geldiğinde hayal bile edemeyeceği bir servetin sahibi oluyor. Şöhret de cabası! O saatten sonra da o çocuğu disipline etmek dünyanın en zor işi... Özellikle üst düzey yetenekli oyuncularımız için bu çok daha büyük bir tehdit...”
 

Ağzına sağlık hocam!