Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Kıbrıs halkı neyi seçecek, çözüm mü, çözümsüzlük mü?

Cumartesi, 17 Nisan 2010 - 05:00

Talat, Kıbrıs’a çözümü daha kolay getirecek kişidir

Lafı fazla uzatmak istemiyorum. Mehmet Ali Talat, bu sorunun çözümlenmesini ve KKTC’nin Avrupa Birliği’ne (AB) girmesini isteyenlerin tercih etmesi gereken adaydır. Muhalefet yıllarından bu yana, Kıbrıs sorununun çözümsüzlük yaklaşımıyla yürütülemeyeceğini görmüş ve sürekli şekilde de bu yönde adım atmış bir kişiliği vardır.

Eğer Türk tarafı, Annan Planı’nı kabul edip son derece önemli bir avantaj sağlamışsa, bunu Talat sayesinde gerçekleştirmiştir. O dönemde Talat, küçük ayak oyunlarıyla Ankara’yı oyalayabilir, tribünlere oynayarak zaman kaybettirebilir ve teknik engellerle planı bataklığa sokabilirdi. Ardından da, Rumları suçlar ve Türkiye’deki bazı çevreler tarafından kahraman ilan edilebilirdi. Yapmadı. Tam aksine, Rauf Denktaş ile mücadele etme pahasına çözüm peşinde koştu. Oyunu bozan taraf Rumlar oldu. Her ne kadar Rumlar, bu tutumlarından dolayı, bırakın bir fatura ödemeyi, AB’ye tam üye yapılarak ödüllendirildiler ise dahi, Türk tarafı Annan Planı’nı kabul ederek son derece önemli avantajlar sağladı. (Bu konuya ileride daha ayrıntılı şekilde döneceğim.)

Talat, bugün de çözüm için uğraşıyor. Zira çözümsüzlük, KKTC’yi bir yere götürmez ve Türkiye’nin AB yolunu tıkamaya devam eder. Ayrıca, bu ülke AB’ye girse de girmemeye karar verse de, Kıbrıs sorununu şu veya bu şekilde çözmek zorundadır. İşte bu gerçeklerden hareket edersek, çözümü-zenginleşmeyi tercih edenlerin Talat’a oy vermeleri gerekir. Mantık bunu gerektiriyor. Ancak seçimlerin sadece mantıkla değil, bazen hislerle yapıldığını da biliyoruz.

Eroğlu, Denktaş vari bir çözüm veya çözümsüzlük getirir

Eğer çözümsüzlüğü istiyorsanız, “KKTC küçük olsun, fakir olsun, ancak benim olsun” diyorsanız, o zaman seçiminiz Derviş Eroğlu olmalı.

Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, Eroğlu’nun farklı bir yaklaşımı vardır.

Rauf Denktaş'a daha yakın bir politika izler. Eskiden de böyleydi, şimdi de böyle. Bugüne kadar ilk defa hiç konuşmadan, TV’lere çıkmadan yarışan Eroğlu, çok net olmamakla birlikte, konfederasyon ister. Bir başka deyişle, “Bırakalım Rumlar güneyde, biz de kuzeyde kendi kendimizi yöneterek yaşayalım” der. İki ayrı devletin gerekirse, çok muğlak bir yapı altında yaşamlarını sürdürmelerini öngörür. Bu yaklaşım çözümsüzlük demektir. Zira bu yaklaşımla, Rumlara böyle bir formülü kabul ettirmek ve Avrupa Birliği’ne girmek imkansızdır.

Yaşamına böyle devam edecek olan bir KKTC’nin zenginleşmesi, kendi kanatlarıyla uçması söz konusu olamaz. Bu formül Ankara’ya biat etmeyi gerektirir. Parayı veren düdüğü çalacağına göre, Kıbrıs’ı Türkiye’de iktidar olan partiler yönetecek demektir.

Milliyetçi bir yaklaşımdaysanız, bu seçeneği tercih edebilirsiniz.

Rumlarla yönetimi paylaşmamak için, Avrupa’ya girmekten vazgeçmeyi tercih ediyor, Rumlar gibi zenginleşme iddiası sürdürmüyor, dünyada dolaşma tutkunuz bulunmuyorsa, sizin için sorun yok. Gururla “KKTC’de sadece biz söz sahibiyiz” demeyi arzuluyorsanız, Eroğlu’nu tercih edebilirsiniz.

Hemen belirteyim, benim bu yaklaşıma bir itirazım yok.

Bu tamamen kişisel bir seçimdir.

Burada yapmaya çalıştığım, adayların bizlere ne getirebileceklerini, ne götürebileceklerini göstermektir.

Eroğlu, son derece etkin bir politikacıdır. Kıbrıs’ın günlük yaşamını yıllarca yönlendirmiş, gereksinimlerini ve bunların nasıl karşılanacağını da çok iyi bilen bir liderdir. Halkın nabzını iyi tutar ve beklentileri karşılayacak iç önlemleri de etkili şekilde alır.

İki adaydan birini seçerken, sadece iç politikaya bakmak yetmiyor. Hem sorunun çözümü ve tabii Ankara ile ilişkilere dikkat etmek gerekiyor.

Ankara mahcup sevgili gibi, Talat’ı tercih ediyor, ancak hislerini gösteremiyor!

Kıbrıs’ta kim seçilirse seçilsin, Ankara’nın tutumu son derece önemlidir. Ne kadar farklı olduğu ileri sürülürse sürülsün, Ankara KKTC’de olup bitenleri şu veya bu şekilde etkiler.

Nedeni de basittir. Zira parayı veren Ankara’dır. O zaman da düdüğü çalar. Bazen bu işi pek fark ettirmeden yapar, bazen çok açıkça ve kabaca yapar.

Şu ana kadarki tutuma bakılacak olursa, Ak Parti iktidarı çok çekimser bir yaklaşım sergiliyor. “Aman ben tercih yapıyormuş durumuna düşmeyeyim. Sonra herkes benim üzerime yüklenir” der gibi davranıyor. Aslında, kalbindeki sevgili Talat. Ancak aşkını açıkça söyleyemiyor.

Mahcup sevgili gibi, ağacın arkasına saklanmış Talat’ı izliyor. Talat’ın kazanmasını istemesi de boşuna değil. Annan Planı döneminde birlikte savaş verdiler. Erdoğan’ın kafasındaki yaklaşımları en iyi bilen ve benimseyen bir aday.

Ankara, her şeye rağmen bazı jestler de yapmıyor değil. Ancak öylesine çekimser ki, kamuoyunda dahi algılanamıyor. Ancak Türkiye böyledir, bazen züccaciye dükkanına giren fil gibi, her şeyi yakıp yıkarak istediğini yaptırır, bazen de çok nazik davranır ve istediği fırsatı kaçırabilir.

Rumlar, Kıbrıs’ta çözüm istiyorsa Mehmet Ali Talat’ı, istemiyorlarsa Derviş Eroğlu’nu desteklerler...

Bu seçimde Rumların da dolaylı etkilerinin olması, hiç değilse beklentileri açısından ilgilenmeleri çok doğaldır. Eğer bir adayın kaybetmesini isterlerse, o adayı yücelten demeçler vermeleri de yeter. Bunu bildiklerinden olacak, şimdiye kadar pek ağızlarını açmadılar.

Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas, eğer gerçekten çözüm istiyorsa, Talat’ın seçilmesi için gizlice kilisede mum yakmalı. Hayır, çözümsüzlük peşindeyse o zaman, aynı mumu Eroğlu için dikmeli.

Benim bildiğim bir şey var, o da Hristofyas’ın Rum politikacılar açısından, bir çözümü gerçekleştirebilecek, eski ekolden kalan son lider olduğudur. Üstelik Hristofyas, Annan Planı referandumunda ideallerini ve inançlarını bir yana bırakıp, ne yazık ki politik çıkarlarını ön plana çekerek Papadopulos’u frenlememiş veya frenleyememiştir.

Çözüm konusunda artık tam bir yol ayrımına gelinmiş durumda. Ya, şu veya bu şekilde bir uzlaşıya varılacak veya Kıbrıs bundan böyle bölünmüş kalacaktır.

Türkiye’nin AB rüyaları dağılıyor. AB’ye girmeyen Türkiye, Kıbrıs’ta çözümü istemeyecektir. Bu rüyalar tümüyle yok olmadan bir şey yapılabilir. Bunu da Hristofyas gerçekleştirebilir.

Kıbrıs konusunda uzatmaları oynuyoruz.