Kılıçdaroğlu: AKP sınıfta kaldı

Salı, 06 Temmuz 2010 - 15:27

Kılıçdaroğlu: AKP sınıfta kaldı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, terörle mücadelenin AK Parti’nin izlediği politikalarla önlemeyeceğinin somut olarak ortaya çıktığını ileri sürerek, "AKP, bu konuda açıkça sınıfta kalmış maalesef terörü tırmandıran politikaların ana unsuru haline gelmiştir" dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu, konuşması öncesinde CHP’ye katılan İstanbul Bağımsız Milletvekili Ahmet Tan’a parti rozetini taktı.
Tan, CHP’ye katılmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, "16 ay önce İstanbul’da CHP otobüsü üstündeydik. Sayın Kılıçdaroğlu, yine önündeki mikrofonu bana uzatmıştı. O gün İstanbul’u almaktı hedef, bugün hedefi büyüttük. Bugün hedef Türkiye’yi bu hoyrat iktidardan elinden kurtarmak. Bu hoyrat, bu öfkeli, bu maceraperest iktidarı geldiği yere göndereceksiniz. Çünkü, bütün partiler bir şekilde bulundukları yeri hak ediyor. Fakat bu iktidarı hak etmeyen parti, mutlaka ve mutlaka muhalefeti daha sonra da Meclis dışı muhalefeti tadacaktır. CHP Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesidir, önümüzdeki seçimde de kurtarıcı irade olacaktır" diye konuştu.

Türkiye’nin geleceğini düşünen herkesin 6 oklu bayrak altında toplanması gerektiğini, dağınık güçlerin hedefe ulaşmasının mümkün olmadığını kaydeden Tan, Kılıçdaroğlu’na 1970’li yıllarda Bilecik il örgütünce hazırlanan üzerinde Rahşan ve Bülent Ecevit’in resimlerinin bulunduğu kibrit kutusunu hediye etti. Kutunun bir aile emaneti olduğunu anlatan Tan, "Kutu yerini buldu, ben de yerimi buldum" dedi.

Kılıçdaroğlu da mutlu ve huzurlu bir yaşamı sağlamanın herkesin görevi olduğunu vurgulayarak, bunun için bütün aydınları, çalışanları, üretenleri, toplumun ezilenlerini CHP’nin şemsiyesi altına toplamaya çalıştıklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, bu hedefi gerçekleştirmek için hep beraber yoğun bir çaba harcayacaklarını kaydetti.

Geçen hafta Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un daveti üzerine sınır bölgesine bir gezi gerçekleştirdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, bu gezide bölgenin ve burada görev yapan askerlerin içinde bulundukları koşullarını yakından gördüklerini söyledi. "Güvenlik güçlerimiz tüm olumsuz koşullara rağmen olağanüstü güzel bir moralle görevlerinin başındadırlar" diyen Kılıçdaroğlu, bunun huzurlu ve mutlu Türkiye’nin teminatı olduğunu belirtti.

Doğu ve Güneydoğu’da yaşanan terörün, bölge insanını, ekonomisini ve sosyal yapısını olumsuz etkilediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, bu konuda sağlıklı adımların atılmadığını bir kez daha gözlemleme imkanına kavuştuğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"AKP iktidarı döneminde Doğu ve Güneydoğu’ya gerekli özenin gösterilmediğini, gerekli yatırımın yapılmadığını, ekonomik ve sosyal açıdan özenin gösterilmediğini hatta İşsizlik Sigortası Fonundan Parlamentonun iradesiyle alınan 2 milyar 600 milyon liralık kaynağın da o bölge için değil, maalesef önemli bir kısmının başka yerler için kullanıldığını gördük. Bu da o bölgede terörün önlenmesinde çok önemli bir argüman olan ekonomik kalkınmaya bu Hükümetin yeterince önem vermediğini ortaya koyuyor. Bu da acı bir gerçek."

"AKP’NİN BÜYÜK KUSURU VARDIR"

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde 1960 ve 1970’li yıllarda halk tarafından dile getirilen sıkıntıların hala sürdüğünü gözlemlediğini anlatan Kılıçdaroğlu, bölgenin birinci sıradaki sorunun işsizlik olduğunu ifade etti.

Kılıçdaroğlu, "Aynı sorunların 21. yüzyılda hala yaşanıyor olmasının terör olgusuna gerekli önemi vermeyen iktidarın bir ayıbı olduğunun altının çizilmesi gerekiyor. Terör olgusunu çözümsüz noktaya getiren sorunu sağlıklı algılayamayan siyaset kurum olmuştur. AKP’nin bu süreçte büyük kusuru vardır. Her işi askere havale edip ortaya çıkan başarısızlıkları veya eksiklikleri de askere fatura eden bir zihniyetten Türkiye’nin artık kurtulması gerekiyor" diye konuştu.

AK Parti’nin toplumu kaynaştıran değil, ayrıştıran politikalar izlediğini ileri süren Kılıçdaroğlu, "açılım politikası" ile yeni bir siyasi açmazın içine düşüldüğünü iddia etti.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Biz CHP olarak, terörle mücadeleyi bir iç politika malzemesi yapmamaya özen gösteriyoruz. Terörle mücadelenin bir ulusal politika olmasının altını özenle çiziyoruz. Ve diyoruz ki terörle mücadele, ekonomisiyle, siyasetiyle, kültürüyle, sosyal yapısıyla, psikolojisiyle bir bütündür. Ve bu mücadelenin bir ulusal politika içerisinde bir toplumsal uzlaşma ile çözülmesi gerektiğinin de altını çiziyoruz. Ama bilmiyorum; bizim bu sesimizi Adalet ve Kalkınma Partisi yeterince duyuyor mu duymuyor mu? Terörle mücadelenin AKP’nin izlediği politikalarla önlenemeyeceği de somut olarak ortaya çıkmıştır. AKP bu konuda açıkça sınıfta kalmış, maalesef terörü tırmandıran politikaların ana unsuru haline gelmiştir."

DIŞ POLİTİKA

"AK Parti, sadece terör konusunda mı başarısız, dış politikada başarılı oldu da bizim mi haberimiz olmadı?" diye soran Kılıçdaroğlu, Gazze’ye insani yardım götüren gemiye yönelik saldırıyı anımsattı.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının kanının yerde kalmaması yönünde bir tavır aldıklarına işaret eden Kılıçdaroğlu, Hükümetin, BM Güvenlik Konseyi ve NATO’dan İsrail’i kınamasını istediğini, uluslararası soruşturma komisyonu kurulmasını, zararların karşılanmasını talep ettiğini, ancak sonucun "sıfır" olduğunu belirtti.

Kılıçdaroğlu, İsrail Hükümetinin olayı kınamadığını tam tersine "Türkiye bizden özür dilesin" noktasına getirdiğini kaydetti.

"ONUN İÇİN KAÇIYORLAR"

9 kişinin yaşamını yitirdiği saldırının bütün boyutuyla incelenmesi için araştırma önergesi verdiklerini, TBMM’nin gündemine getirdiklerini ancak AK Parti’nin oylarıyla reddedildiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Türkiye’de halkın bu kadar önemli bir konuda bilgilenmesine, parlamentonun bu konuda araştırma yapmasına ’hayır’ diyen bir iktidarın, ’uluslararası kurul oluşturulsun, o soruştursun’ önerisine kim güven duyabilir?" sorusunu yöneltti. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kendi parlamentonuzda bir konunun araştırılmasını istemiyorsanız, aynı olayın uluslararası alanda sorgulanmasını isteyemezsiniz. Önce kendi ülkenizde, kendi halkınıza hesap vermesini bileceksiniz. Önce kendi ülkenizde, kendi halkınızın, parlamentonuzun bilgilenmesini isteyeceksiniz. Neden korkuyorsunuz, neden çekiyorsunuz, neden kaçınıyorsunuz, bir kusurunuz, kabahatiniz mi var? Onlar gayet iyi biliyorlar; hem kusurları hem kabahatleri var. Onun içindir ki kaçıyorlar. İşin hazin tarafı, eğer uluslararası soruşturma komisyonu kurulursa, onun ucu AKP Hükümetine ve Türkiye’ye değebilir şeklindeki batı basınındaki yorumlardır. Abartılı bir dış politikayla yola çıkıp, onu iç politikaya malzeme eden bir anlayışın, Türkiye’yi getirdiği nokta budur."

"STRATEJİK DERİNLİKTE, STRATEJİK BOĞULMA"

Kılıçdaroğlu, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile İsrail Sanayi ve Ticaret Bakanı’nın Brüksel’de yaptığı görüşmeyi de değerlendirdi.
İki bakanın ne görüştüğünü soran Kılıçdaroğlu, büyük bir ihtimalle, "Ne olursunuz, bizden bir özür dileyin de şu defteri kapatalımın" düşünüldüğünü belirtti.

Kılıçdaroğlu, İsrail’in ise "Siz bizden özür dileyin" diyerek, AK Parti’nin izlediği politikayı, bir daha ters yüz edip, yerden yere vurduğunu ve onurlarıyla oynadıklarını söyledi. Bunun nedeninin AK Parti; sorumlusunun ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, "Buna stratejik derinlikte, stratejik boğulma denir. Geldiler ve boğuldular. Bir şeyler yapmak istediler, orada boğuldular, yalnız kaldılar. Dış politikada, soyutlanan, yalnız kalan bir Türkiye imajı çıktı ortaya" diye konuştu.
Kemal Kılıçdaroğlu, 9 yurttaşın öldüğünü, kanlarının yerde olduğunu ifade ederek, "O kanların sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan ve partisi Adalet ve Kalkınma Partisi’dir" dedi.

"SÖYLEM VE EYLEM TABAN TABANA ZIT"

Eksen kayma tartışmasının, izlenen politikaların güvensizliğinden kaynaklandığını savunan Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin, hiç kimseye güven vermediğini, Türkiye’nin konumunun, her yerde tartışma konusu olduğunu ileri sürdü.

Güvensizliğin, AK Parti’nin söylem ve eylemlerinin taban tabana zıt olmasından kaynaklandığını iddia eden Kılıçdaroğlu, "AK Parti, eğer bir şey söylüyorsa bunun aksini yapacaktır" görüşünü savundu.

Kılıçdaroğlu, 23 Haziranda elektrik fiyatlarında indirim yapılacağı açıklamasının hemen ardından fiyatlara zam gelmesinin buna örnek olduğunu söyledi.

Hükümetin halka söz verdiğini ancak bir süre sonra yüzde yüz çark ettiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:
"Demokrasinin güçlenmesi açısından yurttaşlarıma çağrıda bulunuyorum: Uygar, hukukun egemen olduğu, demokrasinin geliştiği bir ülkede doğruyu söylemeyen, halkı aldatan siyasal parti, sandıkta alaşağı edilir. Görev halktadır ve süreniz gelmiştir.

Adındaki adalete, kalkınmaya bakmayın, adalet, kalkınma değil bu. Ne söylüyorsa, ne yazıyorlarsa aksini yapıyorlar. İsimleri adaletse bilin ki bu ülkeye adaletsizliği getiriyorlar, kalkınmaysa, ülkeye kalkınmayı getirmiyorlar. Bunların yapısı budur. Bunlar hesap kitap bilmezler, halkı düşünmezler. Bunların tek düşündüğü alan vardır; kendi cepleri ve yandaşlarının cepleri. Sayın Başbakan, halka ’Bize güvenin’ dememeli. Güvenmeyeceğiz, güvenmeme de bundan sonra bileceğiz ki Adalet ve Kalkınma Partisi için temel kuraldır. Onlara güvenmeyeceğiz."