Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Kılıçdaroğlu: Ataerkil değil, çocukerkil toplum olduk!

Cuma, 10 Haziran 2011 - 05:00

CHP son olarak Kadın Raporu’nu açıkladı: Kadın güçlü olursa aile de güçlü olur. Kadın toplumun her alanında her yerde var olacak; CHP iktidarında kadınlar vardır, kadınların hakları vardır!

Bir gün önce AKP, yeni bakanlıkları açıklamış... Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı kaldırılmış, onun yerine Aile Bakanlığı kurulmuş, bunun gerekçesini AKP Genel Başkanı Erdoğan “Biz muhafazakar partiyiz, aileyi güçlendireceğiz, kadının yeri ailenin içidir” diye vurgulamış. Yıllardır kadının toplumda birey olarak varolması için mücadele etmiş, kadın haklarını savunmuş insanlara, kadınlara adeta bir tokat atmış.

[[HAFTAYA]]

Bunun şoku geçmeden ertesi gün CHP’nin açıkladığı Kadın Raporu’nda “Kadının birey olarak güçlendirilmesi, ekonomik özgürlüğünün kazandırılması, şiddete karşı korunması ve kadının toplumun her yerinde var olmasının savunulması” yaramıza pansuman oluyor.

“Kadın eve kapanmamalı”

Kadın Raporu, CHP’nin en önemli siyasi raporlarından biri. Medyanın kadınlarına, kadın köşe yazarlarına, kadın programcılara bunu açıklamak için yaptıkları davete geniş bir katılım var. Hatta erkekler de var ve kadın politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülsün Bilgehan, bunun için teşekkür ediyor. Kılıçdaroğlu raporu takdim ederken “Ekonomik kalkınma elbette önemli ama sosyal kalkınma bazı İslam ülkelerinden bile geride kaldı. Modernleşme, özgürleşme demek. Kadını ev merkezli düşünmek, eve kapatmak ve sadece kadına uygun meslekleri yapmasını önermek gibi zihniyetleri değiştireceğiz.” Gülsün Bilgehan ise şunları ekliyor: “İşsizlikten ve yoksulluktan en çok kadınlar etkileniyor. Son dönemde kadına yönelik şiddet arttı. Seçim döneminde kadınlara yönelik şiddeti Başbakan da arttırdı. Kadınlara hakaret etti.”

Raporun verileri ürkütücü

CHP’nin kadın erkek eşitliği raporunu, uzman İdil Aybars hazırlamış. “Türkiye, AB oranlarının yarısına bile yaklaşamıyor. Kadın yoksulluğu çok yüksek. Yetim aylığı alanların yüzde 90’ı kadın. Ama kendi sigortasından emekli aylığı alan kadınların oranı sadece yüzde 20. Ayrıca 4 milyon kadın okuma yazma bilmiyor. Eşinden şiddet gören kadınların oranı yüzde 40. Kadın cinayetleri yüzde 1400 arttı. Her gün 3 kadın öldürülüyor!” Raporda ekonomik bağımsızlık, karar alma süreçlerine katılım, şiddete karşı korunma gibi çok önemli maddeler var. Amaç “özgür, eşit ve güçlü kadınlar yaratmak.”

Şikayetler yağmur gibi

Raporun açıklanmasından sonra asıl heyecan soru-cevap kısmında yaşanıyor. Kadınlar büyük bir heyecanla sorular sormak istiyor. Kadınlara yönelik politika ve uygulamalardan şikayet, diz boyu. Kadınların günde 4 saat 43 dakika ev işi yaparken, erkeklerin sadece 43 dakika, o da sadece sofra kurmak gibi ev işleri yaptığı vurgulanıyor. Bir kadın yazar, Kılıçdaroğlu’na “Siz evde sofra kuruyor musunuz?” diye soruyor, Kılıçdaroğlu’nun yanıtı herkesi güldürüyor: “Otursam kuracağım ama sofraya oturamıyorum ki!” Kadın yazarlar şikayetlerini sürdürünce Nazlı Ilıcak “Burası ağlama duvarına döndü!” diye takılıyor.

Onun şikayeti ise raporda başörtülü kadınlara yer verilmemiş olması. Kılıçdaroğlu, “Bizim siyasi olarak kullanılmadığı sürece başörtüsüne itirizamız yok, herkes nasıl isterse öyle taksın. Hatta bizim Şanlıurfa’da başörtülü adayımız bile var. Ama kullanmamak için, öne çıkarmadık. Varoştaki genç kız evden çıkabilmenin garantisi olarak türbanı kullanıyor. Üstüne gittiğiniz zaman kutuplaşma oluyor. Durduğu yere daha çok sarılıyor. Biz rahat bırakıyoruz” diyor.

“Türbanla TBMM’ye girilmez”

Ancak “Türbanla TBMM’ye girilebilir mi?” sorusuna ilk kez çok açık bir şekilde “Hayır” diyor. “Devletin olduğu her yerde kurallar vardır, ben de kravat takıp gidiyorum. Hakim, savcı, avukat ne giymesi gerekiyorsa onu giyecek.” Kılıçdaroğlu’nun bir ilginç gözlemi de aile üzerine. Sanıldığının aksine AKP iktidarında ailenin güçlenmediğini, İç Anadolu ve Diyarbakır’da genç boşanmalarında rekor kırıldığına dikkat çekiyor.

“Ekonomik politikalar aileyi etkiledi. Kimsenin haberi yok ama gençler parasızlıktan boşanıyor” deyip bir önemli noktaya daha parmak basıyor: “Türkiye’de artık ataerkil aile düzeni geçerli değil. Herkes çocuğunu iyi okutmak, iyi bir gelecek hazırlamak için çırpınıyor. Türkiye ataerkil aile değil, çocukerkil aile oldu!” CHP, kadınları Aile Sigortası ile kendine çekti. Son hazırlanan Kadın Raporu çok önemli. Ancak bu kadar önemli bir raporu kadınlara doğru ve iyi anlatmak gerekiyor.

Yanlış örnek; Emine Hanım

Malınız ne kadar iyi olursa olsun, müşteri onun değerini bilmezse satın almıyor. Kadın seçmenin CHP ve AKP’nin kadına bakışı arasındaki farkı anlaması, hangisinin kendisine daha çok yararı olacağını hesaplaması gerek. Yasaları yapmak kolay ama zihniyeti değiştirmek zor. Eğitimsiz kadın seçmenlerin çoğu, çalışmayan, aile içinde eşleri tarafından korunarak, bakılarak yaşayan kadın olmaktan şikayetçi değil.

Bunun değişmesinin kendine getireceği yararı anlamıyor, bilmiyor. Tayyip Erdoğan’ın omzunu düşürerek yürüyüşüne, duruşuna bayılıyor, kendisini Emine Hanım’la özdeşleştiriyor, onun aile içindeki güçlü duruşunu kendine örnek alıyor ve bu ona yetiyor. Ev kadını değil, ‘kadın’ olarak varolmaya karar verdiği, meydanlarda “kadınlığının, kızlığının sorgulanmasına” tepki verdiği zaman tercihleri de değişecek. Ne zaman? Yakında!