Kılıçdaroğlu: Demirtaş o anlaşmayı açıklasın

Çarşamba, 08 Haziran 2011 - 09:49

Kılıçdaroğlu: Demirtaş o anlaşmayı açıklasın

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Allah büyük, eski BDP Genel Başkanı Demirtaş, ’CHP’yle bir anlaşmamız yok, ama AKP İl Başkanıyla bizim yaptığımız yazılı bir anlaşma var, bunu açıklarsam ortalık karışacak, seçimden sonra açıklayacağım" dedi. Sayın Erdoğan’da tık yok. Dut yemiş bülbül gibi. Ben buradan Selahattin Demirtaş’a çağrıda bulunuyorum. Lütfen bu anlaşmayı seçimden önce açıklayın" dedi.

Kılıçdaroğlu, "Teke Tek" adlı programda Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtladı. Altaylı'nın, iktidarın ve bazı vatandaşların, kendisinin vaatlerini, eski iktidarların "herkese iki anahtar" vaatlerine benzettiklerini belirterek, "Haksızlar mı?" diye sorması üzerine Kılıçdaroğlu, "Haksızlar, biz hesabını yaparak söyledik" ifadesini kullandı.

CHP’nin projelerinin bir özelliği olduğunu, hepsinin birbirini tamamladığını anlatan Kılıçdaroğlu, tamamına bir isim vermek gerekirse bunun, "Dostluk, Kardeşlik Projesi" olacağını söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Öyle her kişiye iki anahtar... Yok öyle bir şey. Yoksula veriyorum parayı ben. ’Kaynak bulamazsınız’. Sonra değiştirdiler, ’Biz sizden daha çok veriyoruz’ dediler. Gidiyor 1 liralık malı 3 liradan alıyor. Birilerinin kazanması lazım. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının önünde 1 milyar liralık bir dava vardır. Dava açmıyorlar. Deniz Feneri için ne oluyorsa bu da öyle. Ama bizim iktidarımızda hepsi işlem görecek" diye konuştu.
Dış politikaya da değinen Kılıçdaroğlu, bazı ülkelerle vizenin kaldırılmasıyla ilgili sorulara karşılık, vize sorununun aşılmasının tek taraflı olmadığını, bunun bir diplomatik başarı olarak sergilenemeyeceğini belirterek, "Bir diplomatik başarı olacaksa AB ile vizelerin kalkması lazım" dedi.

-"NİYE BİZİ DİNLEMEYE GELDİNİZ DİYE DÖVELİM Mİ?’-

Hakkari mitinginde bayrak olmadığı ve BDP’lilerin destek verdiği iddialarına da Kılıçdaroğlu, "Bayrak, 70 milyonun bayrağı zaten, bayrak üzerine siyaset mi yapılır? Bizim çoğu mitingimizde bayrak olmadı. Bunun üzerine arkadaşlara, ’Diyarbakır mitingi öncesi Türk bayrağı getirin’ dedim. Bayrak üzerinden siyaset, toplumu böler, ayrıştırır. Ama Erdoğan’ın görevi toplumu ayrıştırmaktır, kaynaştırmak değildir. Biz mitingi herkes dinlemeye gelsin diye yaparız. Adamdaki kıskançlık öyle noktaya ulaşmış ki, ’Niye sizin mitinginizi dinlemeye geldiler?’ Ne yapalım, adamları niye bizi dinlemeye geldiniz diye dövelim mi?" şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan’ın daha sonra "CHP ve BDP, 5 maddelik anlaşma yaptılar" dediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Onurlu bir insan o anlaşmayı açıklar. Niye açıklamıyor?" dedi. Fatih Altaylı’nın, "Böyle bir anlaşma yaptınız mı, bir işbirliğini düşündünüz mü?" sorusuna, "Hayır efendim" yanıtını veren Kılıçdaroğlu, "Ama Allah büyük, eski BDP Genel Başkanı Demirtaş, ’CHP’yle bir anlaşmamız yok, ama AKP İl Başkanıyla bizim yaptığımız yazılı bir anlaşma var, bunu açıklarsam ortalık karışacak, seçimden sonra açıklayacağım" dedi. Sayın Erdoğan’da tık yok. Dut yemiş bülbül gibi. Ben buradan Selahattin Demirtaş’a çağrıda bulunuyorum. Lütfen bu anlaşmayı seçimden önce açıklayın. Hangi il başkanı, genel başkandan habersiz anlaşma imzalar" diye konuştu.

-"SSK BİR TİCARİ KURULUŞ DEĞİL"-

"SSK’yı zarara uğrattığınız doğru mu? Sizin zamanınızda niye zarar etti?" sorusunu da Kılıçdaroğlu, "SSK bir ticari kuruluş değil, bunda zarar kavramını kullanmak doğru değil. SSK yasası 76 yılında çıktı. Benim genel müdür olduğum dönemde Hazineden yardım gelirdi emekli maaşlarını ödemek üzere. Hadi diyelim ki ben kurumu ciddi finansal açıklarla karşı karşıya bıraktım. Emekli aylıklarını ben belirlemiyorum, hükümet belirliyor. Kim hangi yaşta emekli olacak ben belirlemiyorum, yasalar belirliyor. Siz sadece bunları ödemekle görevlisiniz" şeklinde yanıtladı.

İlk kez kurumun tarihinde eşdeğer ilaç uygulamasını başlatan kişi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Hadi diyelim ki benim dönemimde 2 lira açık var. Şimdiki açık ne? 30 lira. Benim dönemimden çok daha fazla açık bunların döneminde. Ben bürokratım, bunlar hükümet. Demek ki benim genel müdürlüğüm siyasi iktidarın üstünde bir güç olarak algılanıyor. Bundan da memnunum" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, SSK’yı batıranın yanlış siyasal politikalar olduğunu belirterek, "34 yaşında emekli olunur mu? O zaman emeklilik yaşının düşürülmesine bürokrat olarak karşı çıkan benim" dedi.

Her bakanın kendisini görevden almak istediğini de kaydeden Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, kendisinin SSK genel müdürlüğü döneminde akrabalarını işe aldığı iddiasında bulunduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

"Benimle ilgili bir belge açıkladı, ’Yakınlarını işe aldın’ diye. Kimleri aldığımı açıklamadı. Çağrı yaptım, iki sayfalık bir belge, birinci sayfayı da açıkla, açıklamadı. 15. günün sonunda bu sabah yanıt geldi, ’Biz belgeleri Sağlık Bakanlığına devrettik, oradan isteyeceksin’. Şimdi oradan isteyeceğim, mahkemelere vereceğim. Gelsin bakalım söylesin kimi sınavsız almışım. Hani kararlıydın, hani efeydin? Allah aşkına niye birinci sayfayı açıklamaktan çekiniyorsun? Gel karşıma. Ben onun ne olduğunu bütün millete göstereceğim. Samimi söylüyorum. Gelsin karşıma. Eminim gelemez, niye gelemez biliyor musunuz, çünkü bilgisi yeterli değil."

"Kürşat Tüzmen’e, ’Ben seni kastetmedim’ dediniz mi?" sorusuna karşılık da Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın yolsuzluk yapan bakanları listeye koymadığını açıkladığını ifade ederek, bu bakanların çıkıp Başbakan’a, bunu açıklama çağrısı yapmaları gerektiğini söylediğini anlattı.

Tüzmen’in kendisine, SSK genel müdürlüğü yaptığı dönemde müsteşar olduğunu söylediğini belirten Kılıçdaroğlu, "Ben onun müsteşarken yolsuzluk yaptığını bilmiyorum ki. O benim bürokrat olduğum, ben onun müsteşar olduğu zamanları biliyorum. Sayın Aydın Ayaydın Kürşat Tüzmen uzmanıdır. Otururlar, konuşurlar. Özür dilediğim doğru değil. Başbakana söylemeye cesaret edemiyor, geliyor bana. Ben onu aklamak zorunda mıyım?" dedi.

-"KİM MELİH GÖKÇEK?"-

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in ortaya koyduğu kendisine yönelik belgelere ilişkin soru üzerine de Kılıçdaroğlu, "Öyle bir insanı hatırlamıyorum ben. Kim Melih Gökçek? Onun kuyruk acısı var biliyorsunuz. Bir karşılaştık ya. Yenilen pehlivan güreşe doymazmış diye bir söz var" dedi.

Kılıçdaroğlu, bir mitinginde yarım bıraktığı ve "Başbakan’a küfür etmek üzere olduğu bir cümle" şeklinde algılara yol açan cümlenin sorulması üzerine de "Bütün samimiyetimle söylüyorum. Yine bu Sosyal Sigortalardan bahsetmiş ve yolsuzluk yaptığımı söylüyor. Ben de, konuşma süreci onunla başlıyor, ’Bir daha anarsan adımı yolsuzlukla ayağını denk al’ diyecektim. Tabii yıldırım hızıyla geçiyor düşüncelerinizden konuşacağınız şey. Sonra bu ’ayağını denk al’ ifadesinin biraz tehdit koktuğunu fark ettim ve söylemekten vazgeçtim. Arkadaşlar dediler ki, ’Bu yanlış algılanabilir, bir açıklama yapalım’ dediler. ’Yok’ dedim. ’Küfür falan yok, niye açıklama yapacağız?’. Beni tanıyanlar, hatta beni hiç sevmeyenler bile küfürle uzaktan yakından ilgim olmadığını bilirler" diye konuştu.

"Ama ’ananın’ demediniz mi?" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Hayır, öyle bir şey yok. ’Anarsan’ dedim, ikinci defa ’anarsan’ diyecektim. Onlar alıp cümleyi kendilerine göre yorumlayıp kamuoyuna öyle sundular" yanıtını verdi.

"Sakinim diyor, ama Başbakan’ın dişlerini sökmekten bahsediyor" şeklinde sorular geldiğinin ifade edilmesi üzerine de Kılıçdaroğlu, "O ’aslanım, kaplanım’ diyor ya. Miting meydanlarında söylenir böyle ifadeler. Ama ben karşıma çıkmasını istiyorum. Sen benim karşıma çıkacaksın, oturacağız, konuşacağız. Dişini sökerimden kastım o. ’Karşıma çıksa dut yemiş bülbüle döndüreceğim’ diyorum, hiç konuşamayacak" dedi.

Altaylı’nın "Ama o da ’çırak o daha diyor" sözlerine karşılık da Kılıçdaroğlu, "E daha iyi ya. Usta çırağı daha kolay yenmez mi? Ben pek çok ülkenin lideriyle, devlet başkanlarıyla konuşuyorum bir sorun çıkmıyor da Erdoğan’la konuşunca mı sorun çıkıyor?" şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu, siyaseti düzgün, düzeyli yapmaya kararlı olduğunu vurgulayarak, "Uzun süre bürokratlık yaptım, ben siyasetçilerin ne zor koşullar altında çalıştığını da bilirim. Ama ben ilk kez Erdoğan gibi bir siyasetçi gördüm. Hiç doğruları söylemiyor. Samimi söylüyorum anlamakta güçlük çekiyorum" dedi.

Altaylı’nın, "Kayseri meselesinde yanıldığınız söyleniyor. Yakalamışlar ve kovmuşlar zaten" şeklindeki ifadesi üzerine de Kılıçdaroğlu, "1,5 yıl bir insan belediyenin mührünü niye yanında taşır? O mühür her zaman kullanılır" diye konuştu.