Kılıçdaroğlu: Fakirliği biz çözeriz, kanı biz durdururuz

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, POSTA Gazetesi'nden Candaş Tolga IŞIK'ın sorularını yanıtladı

Kılıçdaroğlu: Fakirliği biz çözeriz, kanı biz durdururuz

“Yoksulluk ve işsizlik çok ciddi bir noktaya ulaştı. Her gün binlerce çocuğun aç uyandığı, her 5 aileden birinin yoksul, her 4 gençten birinin işsiz olduğu Türkiye’de Atatürkçülüğü, laikliği anlatamazsınız. Çözüm bizde! Kürt meselesine gelince; derhal parlamentoda bir akil adamlar heyeti kuracağız. Her kesimden temsilci olacak. Bu heyet, kardeş kanını durduracağına inanıyorsa Öcalan da dahil herkesle görüşülür”

Röportaj: Candaş Tolga IŞIK

‘BU KADAR YOKSULUN YAŞADIĞI BİR ÜLKEDE ATATÜRKÇÜLÜĞÜ, LAİKLİĞİ ANLATAMAZSINIZ’

CHP ilk kez bir seçim kampanyasında “Atatürkçülük ve laiklik elden gidiyor” söylemi üzerine siyaset yapmıyor. Bu söylem artık oy getirmediği için mi vazgeçtiniz?

Kesinlikle hayır. Biz sadece toplumdaki yoksulluğu ve işsizliği gördük. Bunun sokaktaki yansımalarına şahitlik ettik. Her gün binlerce çocuğun aç uyandığı, her 5 aileden birinin yoksul, her 4 gençten birinin işsiz olduğu bir ülkede Atatürkçülüğü, laikliği anlatamazsınız. “Bunlar önemli değildir” demek için söylemiyorum ama böyle bir ortamda insanların karnının doymasından daha büyük bir öncelik olamaz.

‘AKP’Yİ REJİMİ TEHDİT EDEN BİR UNSUR OLARAK GÖRMÜYORUM’

AK Parti’yi rejime karşı bir tehdit olarak görüyor musunuz?

Hayır. Geçmişte AKP dini siyasete çok fazla karıştırdı. Şimdi de bu alışkanlıklarından zaman zaman kurtulamadıkları oluyor. Ama Anayasa Mahkemesi’nin kapatma davasında aldığı karardan sonra çok daha dikkat ediyorlar. Bugün için ben böyle bir tehdit görmüyorum.

‘İSTEYEN TÜRK BAYRAĞINI GETİRİR İSTEYEN GETİRMEZ’

Özellikle Güneydoğu’daki CHP mitinglerinde Türk bayrağı niye yok?

İsteyen Türk bayrağı getirir isteyen getirmez. Bizim partililer genelde 2 bayrak taşıyor. Biri benim fotoğrafımın, öteki ise CHP logosunun olduğu bayrak. Başbakan, “CHP’nin mitinglerinde Türk bayrağı yok” diye tutturunca Diyarbakır mitingine gelenlerden Türk bayrağı ile gelmelerini istedik. Ve herkes Türk bayrağı ile geldi. Bayrak 73 milyon yurttaşın ortak paydasıdır. Hepimizin bayrağıdır. Onun üzerinden siyaset yapılmaz. Ben Diyarbakır’da Reşo isimli bir taksici ile konuştum. Yanımdaki gazeteciler Reşo’ya bu bayrak mevzusunu sordu. Reşo şöyle cevap verdi: “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Erdoğan’a en güzel cevabı Kürt Reşo verdi. Başbakan kusurumuza bakmasın Güneydoğu’da 34 yıldır milletvekili çıkaramadığımız iller vardı. Bu seçimlerde bunların hepsinden milletvekili çıkaracağız. Hatta birçok ilde ikinci parti olacağız.

‘BDP’LİLER VEBALI MI?’

BDP ile bir işbirliğiniz var mı gerçekten?

Hiçbir işbirliğimiz yok. Başbakan BDP ile 5 maddelik bir sözleşme yaptığımızı iddia etti. “Açıkla” dedik. Açıklamadı. Şimdi mahkemeye vereceğiz.

Mitinglerinize BDP’lilerin katıldığı doğru mu?

Bilmiyorum. Ama katılmalarından memnun olurum. Ne var bunda anlayamadım? BDP’liler vebalı mı? Onlar bu ülkenin vatandaşı değil mi? BDP’liler gelsin, AKP’liler gelsin... Bizim hoşumuza gider. Onlara da anlatmış olmak isteriz kendimizi... Ayrıca Selahattin Demirtaş tam tersine BDP’li bir başkanla AKP’nin mütabakatı olduğunu ve bunu seçimden sonra açıklayacağını söyledi.

Aile Sigortası iyi güzel de kaynak nereden bulunacak?

Aile Sigortası ile ilgili devletin kurumlarının var olan bütçesi 14 milyar TL. Bizim eklememiz gereken 7 milyar TL. Bu da toplam kamu açığının yüzde 1.7’si... Özetle 100 liranın 1 lira 70 kuruşunu bu işe ayırınca yoksulluk tarihe gömülüyor.

‘SAVAŞI BİTİRECEKSE ŞEYTANLA BİLE KONUŞURUZ’

“Gerekirse Öcalan’la görüşülebilir” demişsiniz?

Hedefimiz bu ülkede kardeş kavgasını bitirmek. Kanı durdurmak. Anaların ağlamasına son vermek. Barışı sağlamak. Barışı sağlamada katkısı olacaksa Öcalan da dahil herkesle konuşuruz.

Siz bizzat görüşür müsünüz?

Benim görüşmeme gerek yok. Öcalan hüküm giymiş bir suçludur. Ama barış sürecine katkısı olursa devletin yetkilileri onunla da görüşebilir. İngiltere eski Başbakanı Tony Blair’in IRA ile görüşmelere başlarken söylediği bir söz var: “Savaşın bitmesi için şeytanla bile görüşürüm.” Ben de artık bir tek evladımızın bile hayatını kaybetmemesi için aynı şeyi söylüyorum.

‘HİÇBİR PARTİ TEK BAŞINA KÜRT SORUNUNU ÇÖZEMEZ’

Kürt meselesinin çözümüyle ilgili bir yol haritanız var mı?

Var. Bir kere her şeyden önce bu meselenin “Ben dedim oldu” zihniyeti ile çözülemeyeceğini gördük. AKP’nin ‘Açılım’ dediği tek taraflı süreç iflas etti. Hatta iflas etmekle de kalmadı, geriye gidildi. Toplumsal uzlaşma olmadan Kürt meselesi çözülemez. Bu sorun sadece AKP’nin veya MHP’nin veya BDP’nin veya CHP’nin sorunu değil. Hepimizin sorunu. O halde çözümünde hepimizin katkısı olmalı. Parlamentoda bir akil adamlar heyeti oluşturacağız. Bu heyette milletvekilleri, konuyu çok iyi etüt etmiş aydınlar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, uzmanlar olacak. En radikalinden en ılımlısına kadar her görüşün temsilcisi yer alacak. Gerekirse bir şehit yakını da olacak, evladı kandırılıp dağa çıkmış bir ana da... Sorunu çözmemek, süreci kilitlemek için değil, çözmek için oturacağız masaya... Bu heyet sorunun çözümünde Öcalan’la görüşmenin katkısı olacağını düşünürse onların belirlediği kişi ya da kişiler gidip Öcalan’la da görüşebilir. MİT’ten, Emniyet’ten, İçişleri Bakanlığı’ndan hiç farketmez... Görüşülebilir.

‘BDP’NİN YOLUNA TAŞ KOYMAK İÇİN DEMOKRASİ KATLEDİLİYOR’

 “Yüzde 10 seçim barajını kaldıracağız” diyorsunuz. Diğer taraftan yakın tarihimize bakınca istikrarsız koalisyon hükümetlerinin ülkeye çıkardığı fatura çok ağır değil mi?

Seçim barajını kaldıracağız. En son DSP-ANAP-MHP koalisyon hükümeti anayasanın 65’e yakın maddesini değiştirdi. İdam cezasını kaldırdı. Bankalar Kanunu’nu çıkardı. Çok önemli yapısal reformlara imza attı. Uzlaşma kültürü varsa koalisyonlarla da istikrarlı bir şekilde ülke yönetilebilir. Demokrasi açısından da ülkenin koalisyonla yönetilmesi farklı fikirlerin iktidarda temsili bakımından en idealidir. Ama bizde maalesef uzlaşı kültüründen nasibini almamış siyasiler koalisyonları vatandaşa öcü gibi anlatıyor. “Dediğim dedik çaldığım düdük” mantığı ile ülkeyi yönetenler sorunu koalisyonda değil kendilerinde arasınlar. Ayrıca AKP’nin seçim barajını savunmasının nedeni koalisyon hükümeti kurulma ihtimali değil. BDP’nin milletvekili çıkarmasına engel olmak. Ama bugünkü resme bakınca artık bu çare değil. BDP neticede arka kapıdan dolanıp yine Meclis’e geliyor. AKP, “BDP’nin yoluna taş koyacağım” diye demokrasiye kıyıyor. Peki Saadet Partisi’nin, HAS Parti’nin günahı ne? Türkiye Partisi’nin günahı ne? Baraj düşecek. Temsil yükselecek.

 “Dokunulmazlıkları kaldıracağım” deyip Ergenekon tutuklularını aday göstermek bir çelişki değil mi?

Değil. Birincisi bu arkadaşlarımızın hiçbirinin dokunulmazlığı şu anda tutuklu bulundukları davadan yargılanmalarına mani olmuyor. Milletvekili seçildiler diye yargılanma süreçleri etkilenmiyor. Ayrıca bütün aday arkadaşlarımız gibi şu an tutuklu bulunan o arkadaşlar da yazılı dilekçe verdiler ve “Milletvekili seçilirsek dokunulmazlığımızın kaldırılması için oy kullanacağız” dediler.

‘SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLER KANUNU İÇİN ANAYASA MAHKEMESİ’NE GİTMEYECEĞİZ’

Sözleşmeli öğretmenlerin kadrolu olmalarına imkan tanıyan kanun değişikliğini CHP Anayasa Mahkemesi’ne götürecek mi?

Hayır. Kesinlikle götürmeyeceğiz. Sözleşmeli öğretmenlerin kadrolu yapılması gerektiğini ilk söyleyen biziz. Böyle bir kanuna engel olmamız mümkün mü?

Karikatür dergilerini ziyaret edecektiniz?

Seçim öncesi en çok yapmayı istediğim işlerden biriydi. Ama bir türlü başaramadık programlamayı. Bir ülkede demokrasinin varlığının en önemli belirtisi politik mizahın, karikatürün varlığıdır. Eğer politikacılar, özellikle de ülkeyi yönetenler karikatüre, mizaha konu oluyorsa o ülkede demokrasi işliyor demektir.

The Economist dergisinde çıkan “CHP’ye oy verin” haberinden memnun musunuz?

Biz kimseye böyle bir yazı yazın diye sipariş vermedik. Vermeyiz de... Böyle bir ihtiyacımız yok. Ama bugüne kadar AKP’lilerin siparişi ile tonlarca yabancı gazetede, dergide “AKP şöyle iyidir”, “Erdoğan böyle büyük liderdir” mealinde makaleler yayınlandı. Niye hiçbirine seslerini çıkarmadılar? Niye şimdi kükrediler?

‘ARINÇ’IN YAPTIĞI SAĞLIK BAKANININ HASTANE REKLAMI YAPMASI GİBİ’

Bülent Arınç öğrencilerle sohbeti sırasında bir gazetenin ismini vererek “bunu okuyun” anlamına gelecek açıklamalar yaptı. Nasıl değerlendirdiniz bu açıklamayı?

Gençlerin hangi gazeteyi okuyacağına politikacılar karar vermemeli. Bıraksınlar da gençler kendi özgür iradeleriyle kendileri karar versinler hangi gazeteyi okuyacaklarına... Bülent Arınç’ın yaptığı açıkça reklamdır. “Ulaştırma bakanının otobüs fiması reklamı yapması gibi, sağlık bakanının hastane reklamı yapması gibi bir şey!

Fazladan basılmış milyonlarca oy pusulası olduğu söylentilerine ne diyorsunuz?

Arkadaşlar bu konuda bir çalışma yapıyorlar. Kaygılarımızla ilgili ciddi bilgilere ulaşırsak şikayetçi olacağız.

‘BENİ İZLEMEYE DEVAM ET RECEP BEY’

Bedelli askerlik konusunda hâlâ kararlı mısınız?

Kararlıyız. Başbakan bizi izlemeye başladı. “2b” dedik. Başbakan da “2b” diyor. “Sözleşmeli öğretmenleri kadrolu yapacağız” dedik. Başbakan da aynısını söylemeye başladı. “İntibak Yasası’nı çıkaracağız” dedik. Önce “Kimse çıkaramaz” dedi. Şimdi “Söz veriyorum ben de İntibak Yasası’nı çıkaracağım” diyor. Bedelli askerliği söylediğimizde “Bu memleketi kim savunacak?” dedi. Şimdi “Biz de çıkarabiliriz” diyor. Başbakan’ı ben çalıştırıyorum. “Beni izlemeye devam et Recep Bey” diyorum.

‘BİZ HİÇ BALKONDAN İNMİYORUZ Kİ’

CHP iktidar olursa kafanızda bir balkon konuşması var mı?

Hayır. Balkona çıkmak şayet toplumun bütün katmanlarını kucaklayacak bir mesaj vermekse biz o balkondan hiç inmiyoruz zaten. Başbakan gibi seçim akşamından seçim akşamına balkona çıkanlardan değiliz.

 İlk icraatınız ne olacak?

Çiftçinin mazotunun litresini 1,5 TL yapacağız. Esnafın emekli maaşından kesilen yüzde 15 destek primini kaldıracağız. Bedelli askerliği çıkaracağız. Ve derhal Aile Sigortası için düğmeye basacağız.

‘BAŞARILI MIYIZ DEĞİL MİYİZ HALK KARAR VERECEK’

12 Haziran akşamı için bir başarı çıtası koydunuz mu?

Hayır, bunu kamuoyu taktir edecek.

Başarısızlık çıtası koydunuz mu?

Örneğin, “Yüzde 30’un altına inersek başarısızız” der misiniz? Buna da biz karar veremeyiz. Kamuoyu taktir edecek. Benim için bir önceki seçimlerde aldığımız oyun altına inmektir başarısızlık. Ciddi bir yükselme göstermemişsek de başarısız sayılırız.

 İzmir’de AK Parti’nin, CHP’den daha fazla kalabalık topladığı söylendi. İzmir artık CHP’nin kalesi değil mi?

İzmir sadece ve sadece medeniyetin, demokrasinin kalesidir. AKP her taraftan otobüslerle insan taşıdı İzmir’e... Onlar devlet mitingi yapıyor biz halk mitingi...

KEMAL KILIÇDAROĞLU KİMDİR?

Kemal Kılıçdaroğlu, 17 Aralık 1948'de Tunceli Nazimiye’de doğdu. Kureyşan aşiretine mensup Kılıçdaroğlu’nun ailesi bölgede ‘Cebeligiller’ diye tanınıyor. Yaşadıkları köyde herkesin soyadı ‘Karabulut’ olduğu için babası soyadını ‘Kılıçdaroğlu’ olarak değiştirmiş.

SSK GENEL MÜDÜRÜ OLDU

Kemal Kılıçdaroğlu, 1971’de Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden mezun oldu. 1971’de Maliye Bakanlığı’nda hesap uzman yardımcısı olarak göreve başladı. 1991'de Bağ-Kur, 1992’de ise SSK Genel Müdürü oldu.

DSP’DEN LİSTEYE GİREMEDİ

Kılıçdaroğlu 1994’te ‘Yılın Bürokratı’ seçildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda müsteşar yardımcısı olarak görev yaptı. 1999’da emekli oldu. Kılıçdaroğlu, aynı yıl DSP’den milletvekili adayı olmak için başvurdu ama aday gösterilmedi.

SİYASETTE YILDIZI PARLADI

2000’de CHP’ye katıldı. 2002’de milletvekili seçildi. 2009’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldu. CHP’nin oyunu yüzde 38'e yükseltti. ‘Kaset skandalı’ sonucu Deniz Baykal istifa edince 2010’da CHP’nin yeni genel başkanı oldu.

3
Yandex.Metrica