Kılıçdaroğlu: Sen geçinemiyorsun, emekli nasıl geçinsin?

Salı, 15 Haziran 2010 - 14:16

Kılıçdaroğlu: Sen geçinemiyorsun, emekli nasıl geçinsin?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "CHP’nin iktidarında bize eleştiren medyaya da hak ve özgürlükleri sonuna kadar tanıyacağız. Çünkü biz halkımıza hesap vermeyi namuslu bir görev kabul eden siyaset anlayışından geliyoruz" dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıya başkanlık eden Grup Başkanvekili Muharrem İnce, oturum açarken İstanbu İl Başkanlığı’na atanan Berhan Şimşek’in de aralarında olduğunu belirterek, Şimşek’e başarılar diledi.
Kılıçdaroğlu da konuşmasının başında Şimşek’e başarılar dileyerek, "İstanbul il başkanımızdan İstanbul’un tümünü istiyoruz. Değerli hizmetler veren Sayın Gürsel Tekin ile beraber çalıştık, varoşlara girdik. Siz de aynı çabayı göstereceksiniz. Genel merkez olarak biz de size her türlü desteği vereceğiz" dedi.

Geçen hafta sonu gerçekleştirdiği Tokat ve Amasya gezileri hakkında bilgi veren Kılıçdaroğlu, CHP’ye gösterilen ilginin sevindirici olduğunu söyledi.
AK Parti iktidarının görevde olduğu 8 yıl içinde "Amasya’ya tek çivi çakmadığını, yaptığı birkaç yatırımın da bitmediğini" savunan Kılıçdaroğlu, "Amasya kan kaybediyor, Amasyalı kan kaybediyor. Amasyalılara düşen bir görev var, önümüzdeki seçimlerde Amasya’da halkın iktidarını kurmak" diye konuştu.
Organize sanayi bölgesinin gelişmediğini, iş yerlerinin kapandığını, çiftçinin borç içinde olduğunu, esnafın ekonomik sıkıntılar nedeniyle güçlükle ayakta durduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, Tokat’ta da benzer durumla karşılaştıklarını anlattı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 30 Ekim 2002’de Tokat’ta gerçekleştirdiği mitingde vatandaşlara "Şeker pancarından kotanın, tütündeki yanlışlıkların kalktığını bizimle göreceksiniz. Çiftçi bizimle traktörüne mazot koyacak. Yakın ışıkları Türkiye boydan boya aydınlansın. Yakın ışıkları herkese iş bulalım" diye seslendiğini anlatan Kılıçdaroğlu, iktidara gelmelerine rağmen bu vaatlerin yerine getirilmediğini savundu. Kılıçdaroğlu, "Geldiğimiz noktada Tokatlılara bir görev düşüyor. Işıkları yaktılar şimdi ampulü söndürmenin zamanıdır" şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"AKP artık Türkiye’yi sağlıklı yönetme gücünü kaybetmiştir. AKP Türkiye için artık bir karabasandır. AKP Türkiye’yi yönetme gücünü kaybetmenin ötesinde günlük kısır tartışmalara mahkum olan ve halkın gündemini çalarak onun gerçeklerden kopmasını sağlayan bir konuma gelmiştir. Halkın sorunlarından kopmuştur, çözüm de üretemez noktaya gelmiştir. Sayın Başbakan’ın yaptığı dedikodu üreterek başka partilerin iç işlerine karışarak, suni gündemler üreterek Türkiye’yi gerçek gündeminden koparmaktır. Ama bizim görevimiz var. Biz Türkiye’nin gündemini halkın önüne koymaya her zaman kararlıyız ve aynı kararlılıkla devam edeceğiz."

"BAŞINIZA ÇALIN"

AK Parti’nin "açılım" söylemini gündeme getirdiği günden bu yana Türkiye’nin 118 şehit verdiğini, son olarak da terörle mücadele eden kocasını yalnız bırakmamak için zor koşullarda eşinin yanında olan Pınar Akdağ’ın şehit edilmesinin milletin yüreğini burktuğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, "Öyle bir noktaya geldik ki neredeyse Sayın Başbakan şehitleri suçlayacak. Akılla ve mantıkla bağdaşır yönü yok. Zemin kaybediliyor, zemin kayıyor, zemin kaybettikçe AKP daha baskıcı bir hal almaya başladı" diye konuştu.

Son bir ayda kömür ocaklarında yaşamını yitiren işçilerin sayısının ise 31 olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, 21. yüzyılda mevcut teknoloji ile iki işçinin cesedine hala ulaşılamamış olmasını eleştirdi.

"Bu hükümet halka hizmet etmek için değil, halka hükmetmek, zulüm uygulamak, halkı baskılamak, onun özgürlüğünü elinden almak için çaba harcar bir konuma gelmiştir" diyen Kılıçdaroğlu, toplumun tüm kesimlerinin sıkıntılı olduğunu, ancak bu sıkıntıları özgürce dile getiremediğini ileri sürdü.
Gitti tüm illerde meslek odaları ve kuruluşlarla bir araya geldiklerini belirten Kılıçdaroğlu, yaşadıkları sıkıntıları sorduklarını aktardı. Kılıçdaroğlu, "Bizimle konuşmak istiyorlar ve şunu söylüyorlar, ’acaba sizinle yapacağımız konuşmayı medyanın olmadığı bir ortamda yapabilir miyiz?’ Şaşırdık, ’niye’ dedik, ’Sizinle konuşur, dertlerimizi anlatırsak ertesi gün vergi denetçileri bizim kapımıza gelir.’ Biz sanıyorduk ki bu baskı sadece Ankara’da, İstanbul’da ve medya üzerinde var. Bu baskı Anadolu’nun her tarafında var ve gittikçe de yayılıyor" şeklinde konuştu.

"BİRİLERİ GİBİ HESAP VERMEKTEN KORKMUYORUZ"

Bugün bir köşe yazısında "bir kitap nedeniyle açılan adli soruşturmadan ve kitabı basan yayınevine de vergi denetim elemanlarının gönderildiğinden" bahsedildiğini aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Bu ne adına yapılıyor? Demokrasi adına, hak adına, hukuk adına özgürlükler adına yapılıyor. Onun için her yerde söyledik, burada da söyleyeceğiz: Eğer siz bunları demokrasi adına, hukuk adına, hak adına, özgürlükler adına yapıyorsanız, alın o hakkı da, özgürlüğü de, demokrasiye de başınıza çalın. Tam bir korku imparatorluğu yaratmış durumdalar. Vatandaş telefon ediyor, ’efendim acaba telefonda söyleyebilir miyim?’ Nedir sorun? ’Bizi dinliyorlar.’ Nereden çıktı, nasıl oldu bu... Ama buradan yurttaşlarımıza söz veriyoruz, halkın iktidarında, CHP’nin iktidarında özgürlükler, demokrasi sonuna kadar olacak, haklar sonuna kadar kullanılacak.

CHP’nin iktidarında bize eleştiren medyaya da hak ve özgürlükleri sonuna kadar tanıyacağız. Çünkü biz halkımıza hesap vermeyi namuslu bir görev kabul eden siyaset anlayışından geliyoruz. Biz birileri gibi hesap vermekten, eleştirilmekten korkmuyoruz. Eleştirilmekten ve hesap vermekten korkarsanız bunun sonu baskıcı rejimdir, bunun sonu korku imparatorluğuna gitmedir, bunun sonu yurttaşın ağzını açmamasıdır, bunun sonu demokrasi değil, faşizmdir."

CAMDAN DEĞİL, CANDAN KONUŞUYORUZ

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubunda, emeklilerin durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, emeklilere seslendi.
Yaklaşık 9 milyon emekli olduğunu, eşleriyle birlikte bu sayının 13-15 milyonu bulduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, emeklilere, "AK Parti’nin yaptığı oyunları anlatacağını" belirtti.

Kılıçdaroğlu, emeklileri, "sosyal devletin tapu senedi, varlık nedeni" olarak tanımlayarak, AK Parti’nin, emeklileri 2. sınıf yurttaş konumuna soktuğunu savundu.

Çıkarılan bir yasayla, emeklilere milli gelir artışından pay verilmeyeceği düzenlemesinin getirildiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, emeklilere, "Siz bu ülkenin 2. sınıf yurttaşı olmayı kabul ediyor musunuz? Kabul etmiyorsanız, 1 yıl sonra seçim sandığı önünüze gelecek, kendinize 1. sınıf yurttaşlık yolunu açın" diye seslendi.

Kılıçdaroğlu, AK Parti iktidarında, Türkiye’de dolar milyarderi sayısının Japonya’yı geçtiğini belirterek, "Size verilmeyen milli gelir artışındaki paylar kime gitti, dolar milyarderi sayısı arttı? Bunu da emekli kahvesinde düşünün" görüşünü dile getirdi.

"CHP Mİ AKP Mİ SİZİN YANINIZDA?"

AK Parti’nin emeklileri sevmediğini, AK Parti’nin sosyal devleti istemediğini öne süren Kılıçdaroğlu, hakça bölüşme olmayıp, bazılarının ikinci sınıf yurttaş konumuna sokulması halinde, sosyal devletin dibine dinamit konulmuş olacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, bu dinamitin, emeklinin kahvesinde, evinde olduğunu kaydederek, "Ya patlayacak, ya patlayacak... Seçim sandığında bu dinamitin şekil ve yönü belli olacak" dedi.

Kılıçdaroğlu, emeklilerin aylıklarından yüzde 1 sağlık sigortası primi kesilmesine yönelik bir yasa çıktığını, Anayasa Mahkemesine giderek, bunu iptal ettirdiklerini anımsattı.

"Recep Bey, ’Bunlar Anayasa Mahkemesine gidiyorlar’ diyerek, bizi suçluyor" diyen Kılıçdaroğlu, emeklilere, "Anayasa Mahkemesine gidip, aylığınızdan yüzde 1 kesilmesin diye mücadele eden CHP’ye mi güveniyorsun yoksa aylığından yüzde 1’i kesip seni açlığa mahkum eden AKP’ye mi güveniyorsun?" sorusunu yöneltti. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Esnaf emekli olduktan sonra, çalışması halinde yüzde 10 sigorta primi keseriz denildi. Bu uygulama AKP’den önceydi ama bunlar ’esnaftan kesilen yüzde 10 az, yüzde 40 yapacağız’ dediler, kanun çıktı. CHP, Anayasa Mahkemesine gitti ve iptal edildi. 9 milyon emekli ve eşlerine sesleniyorum; sizin hakkınızı savunan CHP mi sizin yanınızda yoksa sizin aylığınıza göz koyan AKP mi? AKP’ye göre biz suçluyuz, çünkü Anayasa Mahkemesine gittik. Emeklinin, işçinin, köylünün hakkını, demokrasiyi koruyacaksın; suçlusun. Ne zaman suçsuz olursun; Recep Bey konuşur, sen alkışlarsan diyecek, ’Ne güzel alkışlıyor’. Dost acı söyler, biz emeklilerle dostuz. Biz, emekten, emekliden, alın terinden, ezilmiş, yoksuldan yanayız. Biz konuşurken Recep Bey gibi camdan değil, candan konuşuyoruz.

Emeklilere sesleniyorum; biz size sahip çıktık kusura bakmayın ama sizin önemli bir kitleniz de gidip AKP’ye sahip çıktı. Bu akıl tutulmasını önümüzdeki sandıkta gidermek zorundayız. Emekli, bu toplumda hak ettiği yere gelmek zorundadır ama bize destek verirse gelir, destek vermezse bilin ki önümüzdeki süreçte, emekli bugün içinde bulunduğu koşullardan çok daha kötü koşullara gelecektir. Çünkü AKP’nin temel felsefesi budur. Ne kadar yoksulluk artarsa, emekli bir lokma, bir hırkaya muhtaç olursa, o zaman AKP, ’işte tam benim istediğim kıvama geldi’ diyecek, bu kıvama gelmeye emekliler razı mı? O zaman yapacağımız şey çok açık, sandık geliyor, ders vermek."

"KAMYONLARLA ANAYASA MAHKEMESİNE GÖTÜRECEĞİZ"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 Mart 2004’te verdiği bir röportajda, niye ticaretle uğraştığı sorusuna, "Ticaret yapmazsam, bu maaşla geçinemem’ karşılığını verdiğini söyledi.

Başbakanların, taksi, dolmuş, uçak parası ödemediğini, Erdoğan’ın okul masrafının da olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "9 Milyon vatandaş sormayacak mı; Sayın Başbakan sen aldığın 10 binle geçinemiyorsun ben aldığım 500-600 lirayla nasıl geçiniyorum, sen hiç bunu düşündün mü?" dedi.

"Bunlar vatandaşı aldatıyorlar, vatandaşa doğruları söylemiyorlar, kandırıyorlar" diyen Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’dan, ilk yurt dışı gezisinde, o ülkede emeklilerin kaç lira aldığını sormasını ve bunu açıklamasını istedi.

Seçimlerin geldiğini, emeklilerin önünde iki seçenek bulunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Emekliler, ’bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıyız, yaratılan katma değerden biz de pay almak istiyoruz’ derlerse, çözüm; eşittir halkın iktidarı eşittir CHP. Ama emekli kardeşlerimiz, ’bizim aldığımız emekli aylığı fazla geliyor, yurt dışı, yurt içi gezilerle idare ediyoruz bu parayı, gül gibi geçiniyoruz’ derse, o zaman çözüm; eşittir AKP, eşittir oylarını oraya versinler. Eğer önümüzdeki seçimlerde, emekliler yine gider AKP’ye oy verirlerse, iki elimiz emeklilerin yakasında olacak.

Başbakan’ın Anayasa Mahkemesine gidiyoruz diye şikayetleri var; Başbakan Türkiye’nin gündeminden koptuğu için, ne söyleyeceğinin aslında o da farkında değil. Başbakan, meraklanmasın, halkın iktidarında yetim hakkı yiyenlerin dosyalarını tekerlekli sandalyeyle değil, onları kamyonlarla, kamyonetlerle Anayasa Mahkemesine götüreceğiz."

"İŞ DÜNYASINA SİYASETİ SOKMAK DOĞRU DEĞİL"

İş adamlarının A ya da B partisini tutabileceğini, ancak iktidarın, iş adamlarının karşılaştığı engelleri kaldırması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, iş dünyasına siyaseti sokmanın doğru olmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, bunun yapılması halinde, toplumun ayrışacağını dile getirerek, "Ayrıştırdığınız için zaten toplum bu noktaya geldi" dedi.

Kılıçdaroğlu, AK Parti iktidarında, bir ikisi hariç, üniversitelerin sesinin çıkmadığını kaydederek, hukukun askıya alındığı bir düzende, iktidarda önce hukuk fakültelerinin buna karşı çıkması gerektiğini belirtti. Kılıçdaroğlu, "Ama her yeri ele geçireceksiniz, her ortam sizin düşüncelerinizi dillendirecek ve siz buna demokrasi diyeceksiniz; bu doğru değil" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, CHP iktidarında köylülerin, mazotu ÖTV’siz alacağını, çiftçinin, alın terinin karşılığını bulacağını dile getirdi.

"HER ŞEYİ AFFEDERİZ KUL HAKKI YİYENLERİ AFFETMEYİZ"

Kılıçdaroğlu, "kul hakkı yiyenleri sonuna kadar takip edeceklerini" ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Derse ki Sayın Başbakan, ’kim bu kul hakkı yiyenler?’ Etrafına baksın, aynaya baksın; ihaleye fesat karıştıran, naylon faturacı, hayali ihracatçı, siyasette zenginleşmeyi maharet sayanlar kimdir görsün. Bunun lamı cimi yok. Her şeyi affederiz kul hakkı yiyenleri affetmeyiz" diye konuştu.

Emeklinin 18 yaşını dolduran ama evlenmeyen kızının sağlık sigortası primi yatırmaması durumunda sağlık hizmetlerinden yararlanmaması için yasa çıkarıldığını belirten Kılıçdaroğlu, "Allah aşkına, tasarruf için bula bula emeklinin 18 yaşını doldurmuş kızını mı buldunuz? Tasarruf bu mu? İki dolandırıcılığı, yolsuzluğu önleseydiniz bunu karşılardınız. Faturayı niye emeklinin kız çocuğuna çıkarıyorsunuz" diye konuştu.

Türkiye’nin kendine özgü koşullarının olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Bu AKP’de insan haklarına saygı duyma, yoksulu koruma diye bir anlayış yoktur" dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, emeklilerin "İntibak Yasası"nın çıkarılmasını beklediğini ifade ederek, "Ben söyleyeyim; AKP iktidar olduğu sürece hayatta çıkarmazlar. Çünkü emekliyi sevmiyorlar. Emekliyi yüceltmek değil, ezmek hoşlarına gidiyor" görüşünü savundu. Bu haksızlığı halktan yana bir iktidarın kaldırabileceğini belirten Kılıçdaroğlu, onun CHP iktidarı olduğunu kaydetti. Kılıçdaroğlu, "emeklilin uyanması ve CHP’yi görmesi gerektiğini" söyledi.
Kuru soğan, yeşil soğan, patates, marul, et, sivri biber, pırasa ve ıspanak gibi ürünlerin fiyatlarındaki yıllık artışları hakkında bilgi veren ve mutfaktaki enflasyonun yüzde 36 civarında olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Merkez Bankası ne diyor? Gıda enflasyonunda Türkiye dünya ikincisi. Emekli bunu unutmasın. 4,6 maaşına zam yapıldı, mutfaktaki enflasyon yüzde 36, gıda enflasyonunda dünya ikincisiyiz" şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu, "AKP’nin emekliyi ezdiğini, insaf diye bir kavrama sahip olmadığı" savunarak, "Çünkü, artık sırça köşkte oturuyorlar. Artık bunlar öyle toplumdan koptular ki toplumun sorunlarını bir köşeye bıraktılar, suni gündemlerin peşinde gidiyorlar" dedi.

"TÜRKİYE’Yİ AYDINLIĞA ÇIKARIN"

Emeklilere vaatlerde bulunan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
"CHP iktidarında milli gelir artışından emekli aylıklarına yansıma olacak. Sosyal güvenlik destek pirimini aşamalı olarak kaldıracağız. İntibak Yasası’nı çıkaracağız. Emeklinin evlenmemiş kız çocuğu eskinden olduğu gibi ölünceye kadar anne ve babasının sosyal güvencesi altında olacak.
Biz aracıyız, söz veririz. Verdiğimiz sözün arkasında dururuz. Diğerleri gibi yapmayız. Her şeyi yerinde ve dozunda yaparız. Doğruyu sözleriz. Söylediklerimizi de hesabını kitabını yaptıktan sonra söyleriz. Emekli kardeşlerime sesleniyorum: Sandık geliyor. 9 milyon emeklisiniz, eşlerinizle beraber, çocuklarınıza da alın yanınıza ve sandığa gidin. Kendinize sahip çıkın. Kendi makus talihinizi kendi iradenizle kurtarın, Türkiye’yi de aydınlığa çıkarın. Sosyal devleti kuralım, refahı hep beraber tabana yayalım."

4