Mert Ali Başarır

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Kılıçdaroğlu söylüyor: 'Recep'e bak! Recep'e bak!'

Pazartesi, 23 Ağustos 2010 - 05:00

Geçen yazıda başladığımız ‘tornistan şarkılara’ sizlerden gelen yoğun istek parçaları üzerine devam ediyoruz.
Bazen siyasi partiler, sanki ‘repertuar krizi’ yaşanıyormuşçasına aynı şarkıya talip olurlar ki, ‘senindi’, ‘benimdi’ diye ‘partisyon’ ortadan ikiye ayrılır. Oysa ne kadar parti, o kadar ‘sorti’

'Taşlama’ yazıda olur

Bu tarz tornistanları ağırlıklı olarak ‘Ateş Böcekleri’, sevgili dostlar, Yalçın Otağ ile Ercan Bostancıoğlu yapardı sahnede. Kayhan Taşkıran ile Erol Sınar yazardı metinleri. Taşlama ve tornistanları, Çarşaf mizah dergisinde rahmetli Vedat Ağabey (Saygel), Suavi Hoca (Sualp) yapardı. Ümit Yaşar Oğuzcan’ı, Hasan Hüseyin’ i saymadan olmaz. Pir Sultan’ım, Nef’i, Nesimi’m, Veysel’im, Mahzuni’m, Asaf’ım, pirim, ustam, el verenim, sırdaşım, her şeyim Aziz’im (Nesin) bu işin ilahları.

Başbakan Erdoğan ile CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki atışmalar, ‘Ramazan Eğlencesi’ olarak devam ediyor. Sözü, yine anonsu yapması için sevgili Sacit Aslan’a bırakıyorum.

Sacit Aslan: Sevgili misafirler… ‘Kutup yıldızımız’ Kemal Kılıçdaroğlu, yoğun alkışlarınız üzerine ‘bis’e çıkıyor. Şimdi de, Aleaddin Şensoy’un ‘hüzzam eseri’ ‘Kadere Bak’ı seslendiriyor:

Bağırsam da sana her an
MİT’ten başka, olmaz duyan
Beni ‘halktan’ ayrı koyan.
Recep’e bak! Recep’e bak!

Beni ‘erkten’ uzak tutan
Recep’e bak! Recep’e bak!

Lider oldum, genç yaşımda
Bin ‘hikâye’, gözyaşında
‘Dosya’ çok, masa başında
Recep’e bak! Recep’e bak!

‘Atmacalar’, subaşında
Recep’e bak! Recep’e bak!

Bir sözüm var, ‘makam’ kuran
Hava desen, buram buram
Beni yerden yere vuran
Recep’e bak! Recep’e bak!

Memur oldum, er yaşımda
SSK’dım, en başında
Çok kaset var, yılbaşında
Recep’e bak! Recep’e bak!

Vatandaş kafatasımda
Recep’e bak! Recep’e bak!
 

Fındık, kayısı cebimde
‘Yırtık pabuç’, Pembe Köşk’te
Yeni belge, var belimde
Recep’e bak! Recep’e bak!

Düşeşler, senin elinde
Recep’e bak! Recep’e bak!

Arınç’tan ‘CHP’nin Kaset Çalışmaları’(!)

‘CHP’nin kaset çalışmaları’(!) ile ilgili olarak bir benzetme de, NTV’ye katılan, Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’tan gelmişti: “Bir genel başkanı götüren, hatta ayakta duramaz hale getiren bir kaset, bir başkası hakkında olunca ‘Ya siyasetçi sen de kendine bir çekidüzen ver kardeşim’ deniyor. ‘Aşk Gemisi’ gibi bu ne böyle her gün video kaydı yayınlanıyor.”
Haklısınız Sayın Arınç,
Köşeyi birden dönmek için hemen ‘tam yol ileri’ olmaz. ‘Makine telgrafını’, tonajına, suyuna göre ‘yavaş ya da yarım yol ileri’ye ayarlayacaksın. Ama önce ‘Safran–1’ gibi bir ‘gemicik’ edinip, demir alacaksın ‘Vira Bismillah’. ‘Bizim ‘motorla’ işimiz olmaz’ diyorsan, kapacaksın bir yelkenli. Rüzgâr altı olmadan (ters yönde rüzgâr) basacaksın pupa yelken. Balıkçı’nın dediği gibi Aganta Burina Burinata (yelken halatlarını tut, bırakma!).

Rodeo kayıtları

Maveraünnehir’de, Baykal Gölü’nde (!) öğrenmediler Cenevizler su üstünde gitmeyi. Deniz(!) bu, ne zaman, ne yapacağı belli olmaz çünkü. Birden gemiye binip, filo kurmaya kalkarsan, batarsın maazallah.
Bülent Arınç, ‘aşk gemisi’ diyor ama tsunami ile karaya vurdu ‘CHP sandalı’. Deniz’de bittiği için(!) artık kanepe, havuz başı gibi koordinatlar kalıyor geriye. Çünkü Allah büyük ama sandal küçük! Nazım’ın dediği gibi de her zaman, ‘Kayığa binsem götürür hey canım hey’, olmuyor öyle canım.
Dediğiniz gibi bu ‘rodeo kayıtları’(!) her gün internete düşüyor. Çünkü kamara yok, kamera var. Zaten Deniz’le, istihdamla, üretimle alakaları yok. ‘Durmak yok, yola devam’ olmuyor herkese.

Horozunu da al git
Un ve Un Mamulleri A.Ş’den mahdum Ünakıtan(!), ‘pastörize yumurta’ ya da bu ‘likit yumurta’yı hep küfeyle taşıyacak değil ya, bir de ‘peynir gemisi’ almak lazım, ‘nakit yumurtaları’ aynı sepete koymamak için. Tavuk ‘altın’ yumurtlarken ‘burak’ılır mı hiç? Tavuğa, ‘horozunu da al git’ diyemiyoruz tabii.

Muhalefet ‘kısır çekişme’ yapıyor, iktidar, Köşk’ün önünde bardakta ‘haşlanmış mısır’ satıyor. Ötekilerin çocukları, daha küçük olduklarından ‘ticari buluğa’ ermediler henüz.

Sarkıt-Dikit
Gemisini yürüten kaptan, yakıtını sağlayan ‘kaftan’. En iyisi, ‘bekleme yapma, devam et’ Türkiye. Kaset çalışmaları olan arkadaşlar için en iyi mekân ‘çıplaklar kampı’. Çünkü herkes ‘topless’ ve ‘altlızz’ olduğundan yüzlerce ‘sarkıt-dikit’ arasında oynaşıp, ‘ful bronz’ çıkarlar plajdan. Zaten bir tutam kıl, bin ayıp örter. ‘Miting yanığına’ benzemez bu.

‘Seksin harcı’ Viegra’yı, hangi görünmezden mi karşılayacaklar? Şimdilik ‘harcırah’tan, iktidara gelince de ‘tesettürlü ödenekten’. O da ‘geç gelmezlerse’ şayet.