Kılıçdaroğlu'dan 'Stockholm Sendromu' benzetmesi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin seçimde yüzde 50'ye yakın oy almasını Stockholm Sendromu'na bağladı.

Pazartesi, 20 Haziran 2011 - 10:13

Kılıçdaroğlu'dan 'Stockholm Sendromu' benzetmesi

Seçimde umduğunu bulamayan CHP’de geçtiğimiz hafta yapılan MYK (Merkez Yürütme Kurulu) toplantısında 'Stockholm Sendromu'nun ele alındığı belirtildi.

Sendromu toplantıda gündeme getiren Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin başarısını buna bağladı.

Akşam gazetesinin haberine göre; MYK toplantısında Kemal Kılıçdaroğlu, mutsuz olmasına rağmen AKP’ye oy verenleri “Bizi kurtarmayın” diye polise direnen rehinelere benzetti.

Nedir bu Stockholm Sendromu?

1973 yılında Stockholm'de Kreditbanken adlı bankaya giren soyguncular, polis tarafından kuşatılınca dört banka çalışanını rehin alarak, altı gün boyunca direnir. Altı günün sonunda, polis operasyon yaptığında ise beklenmedik bir durumla karşılaşılır. Rehineler, kurtarılmaya aktif biçimde direnir ama kurtarılırlar. Sonrasında rehineler, mahkemede soyguncu aleyhine ifade vermekten kaçınır. Dahası, aralarında para toplayıp soyguncuların savunmasına yardımcı olur.

Kurbanın kendisini, baskıcının yerine koyup olayları onun gözünden görmesini anlatan Stockholm Sendromu, bugün tarikat üyeleri, savaş esirleri, aile içi şiddet mağdurları gibi farklı durumlarda bir anahtar kavram olarak kullanılıyor.

1973 yılında Stockholm'de yaşanan soygun Al Pacino'nun başrolünü oynadığı 1975 yapımı Dog Day Afternoon (Köpeklerin Günü) filmine de konu edildi. Film, banka soygununun Brooklyn versiyonunu anlattı.

NİHAT ERGÜN'DEN YANIT

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, AK Parti’nin seçimlerde aldığı yüzde 50 oyu Stockholm sendromuna benzetmesi konusunda, "Ne münasebet, bir banka soygunuyla Türkiye’deki seçimi mukayese etmek? Bunun milli iradeye saygıyla alakası var mı?" dedi.

Ergün, "AK Parti’ye verilen oy oranlarının bir sendromu olduğunu zannetmiyorum ama Sayın Kılıçdaroğlu’nun hangi sendrom içerisinde olduğunu kendisinin hesaplaması lazım" dedi.

Bunların seçim yorgunluğuyla söylenmiş sözler olduğunu, herkesin bir an önce seçim yorgunluğunu atması ve daha sağlıklı düşünce yapısına kavuşması gerektiğini kaydeden Ergün, şöyle konuştu:

"Belli ki bu yorgunlukla seçimler, sağlıklı şekilde değerlendirilemiyor. Sağlıklı değerlendirmeye ihtiyaç var. AK Parti’ye oy veren seçmenlerle ilgili...
Halkın yüzde 50’si bu. Halkın yüzde 50’sine karşı seçim zamanında da çok saygısızca bazı ifadeler mitinglerde yazıldı, konuşuldu. Bunlar, demokraside halk iradesine, millet iradesine saygının ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor. Demokrasinin cümle kapısıdır, millet iradesine saygı. Millet iradesine saygı olmadan demokrasi olmaz, demokrasinin diğer yollarında ilerleme imkanı olmaz. Önce halkın iradesine saygı göstermek lazım. Ne münasebet, Bir banka soygunuyla Türkiye’deki seçimi mukayese etmek? Banka soyguncularının rehin alması karşısında, soygunculara karşı sempati duyan bir kesime benzetmek...Bunun milli iradeye saygıyla alakası var mı? Onun için bu yorgunlukların bir an önce atılması
icap ediyor. Hala sağlıklı bir değerlendirmeye ulaşılamadığı... Seçim bitti, halk iradesi tezahür etti, artık ona göre konuşmak lazım, ona göre davranmak lazım.

Biz AK Parti olarak ona göre davranmaya çalışıyoruz. CHP’ye, MHP’ye, BDP’ye, Parlamentoya giremeyen diğer partilere oy veren vatandaşlarımızı bir
şekilde itham altında bırakmak, demokraside var mı böyle bir şey, yakışır mı? Dolayısıyla bizim hepsine saygımız var. Milli irade yüzde 100’dür. Biz milli iradenin yarısını temsil ediyoruz. Evet, iktidar görevi bize verildi ama muhalefet görevi de demokraside önemli bir unsur. Muhalefete oy veren vatandaşlarımız da son derece önemli ve değerli bir iş yapmışlardır. Biz onların öneminin ve değerinin idrakindeyiz ama muhalefetin de AK Parti’ye oy veren seçmenlerin öneminin ve değerinin idrakinde olmalarını bekliyoruz. Bu, bizim de seçmenlerin de en tabii hakkıdır."