Kimlik krizi

Salı, 17 Ağustos 2010 - 05:00

Yazık.
Ne bölgesel parti olabildi,
ne de ulusal parti...
BDP’ye bakınız...
Hiçbir tavır koyamıyor.
Hiçbir irade sergileyemiyor.
Hiçbir strateji üretemiyor.
Referandumda bile evet diyemiyor,
hayır diyemiyor. Sadece boykot çağrısı
yapıyor, o ne demekse?

Meclis’e girdiğinden beri,
Türkiye’nin hiçbir problemiyle
ilgilenmedi.
Güneydoğu’nun hiçbir
problemiyle de ilgilenmedi.
Ne bir öneri getirdi, ne bir proje
hazırladı, ne de bir kalkınma planı.
Esasen aldığı oy’a bakarsan,
ne Türkler’in partisidir, ne de Kürtler’in.
Sırtını terör örgütüne dayadı,
yan gelip yattı... Örgüt sahiden
arkasında mıdır, hangisi patrondur,
hangisi ırgat, o da belli değil.

Örgüt ateşkes ilân ediyor,
bunlar şaşırıp kalıyor. Çünkü emir
başka yerden geliyor.
- Peki, ne demektir ateşkes?
Bunlar, onu bile tercüme edemiyor.
Bir öğrenmişler, “siyasal ve kültürel
haklar” diye bir ezber, mıy mıy mıy,
dillerinde sadece o.
Diyarbakır Belediye Başkanı,
20 milletvekiline bedel... Hiç değilse
açık konuşuyor, ne istediğini bâri
söylüyor. Alır veya alamaz. Ama
söylüyor. Peki bunlar ne iş yapıyor?

Gerçi ateşkes kararıyla,
örgüt, kendine bir hüviyet,
bir tüzel şahsiyet vehmetmiştir... Ve
Ramazan’da adam öldürmekten
vazgeçmekle
sanki bir şey
lutfetmektedir. Onu anladık ama
BDP’yi nereye, hangi sınıfa
koyacağımızı bilemiyoruz.
Asıl kimlik krizi budur.