'Kimse bizden Kıbrıs jesti beklemesin'

Cumhurbaşkanı Gül, kimsenin Türkiye'den Kıbrıs konusunda jest beklememesi gerektiğini söyledi

a
a
Pazartesi, 08 Kasım 2010 - 11:07


'Kimse bizden Kıbrıs jesti beklemesin'

Londra merkezli düşünce kuruluşu Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Chatham House'ın, 2010 Yılı Devlet Adamı ödülünü almak üzere İngiltere'ye gelen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BBC Türkçe'nin Dünya Gündemi ve BBC'nin Hardtalk programlarına ayrı ayrı mülakatlar verdi.

Gül, AB süreci, Türkiye'ye konuşlandırılmak istenen füze kalkanı projesi ve Kürt meselesi gibi birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

FT: KIBRIS 'RESMEN' BÖLÜNEBİLİR

Abdullah Gül, Avrupa Birliği ile müzakerelerin tıkanma noktasına gelmiş olmasını eleştirirken, beklentilerinin birliğin sözünü tutması olduğunu söyledi. Gül, Türkiye'nin başlıkların açılıp kapanması her ne kadar özellikle Kıbrıs tarafından engelleniyor olsa da hazırlıklarını tamamlayacağını ve başlıkları fiilen kendisinin açıp kapatacağını vurguladı.

Bazı AB üyelerinin Türkiye'nin üyeliği konusunda referandum yapacaklarını anımsatan Gül, sonuçlara saygı duyacaklarını, ama aynı konuda Türk halkının da söyleyecek bir sözü olduğunu, belki de zamanı geldiğinde Türklerin ''Reformları yaptık, standartlarımızı AB düzeyine yükselttik, bu bizim için yeterli'' diyerek birliğe üye olmaya gerek duymayabileceklerini kaydetti.

'JEST YAPACAK HALİMİZ YOK'

Abdullah Gül, tıkanıklığın aşılması için Türkiye'den jest beklenmemesi gerektiğini belirterek, ''Ben bu işi bilirim. Her gelen Türkiye bir jest yapsa der. Türkiye jest yapıyor ama eğer jestlerinizin bir karşılığını görmüyorsanız yeni bir jest yapmaya gerek kalmaz. Türkiye'nin yeni bir jest yapacak hali yok. En büyük jest 2004 yılında o zamanki Annan ve AB Planı'na Türkiye'nin evet demesi. Bu plan daha sonra referanduma kondu. Kıbrıs Türkleri bu referandumu destekleyerek en büyük jesti gösterdiler, ama karşılığında hiçbir şey alamadılar" dedi.

Gül, 24 Ocak 2006'da Dışişleri Bakanı olduğu dönemde ''adada bütün ambargoların kaldırılması'' çağrısı yaptığını hatırlatarak, ''Ona bile yok dediler'' diye konuştu.

EKSEN TARTIŞMALARI TÜRKİYE'YE YÖNELİK BİR BASKI UNSURU

Türkiye'nin sırtını Batıya, yüzünü de Doğuya döndüğü eleştirileri çerçevesinde gelişen eksen kayması tartışmalarını da değerlendiren Gül, ''Bunu, Türkiye'ye dönük bir baskı unsuru olarak kullanılmak istiyorlar. Türkiye, AB ile bütünleşmek için hukukunu, anayasasını değiştirip bütün standartlarını yükseltirken, bu tip soruların sorulması bizde şüphe yaratıyor'' diye konuştu.

İRAN'A YAPTIRIMLARIN YARARI YOK

İran'ın Türkiye'nin komşusu olduğunu ve iki ülke arasındaki ticari ve kültürel ilişkileri teşvik etmeye devam edeceklerini kaydeden Gül, yaptırımların herhangi bir yarar getirmediğini ve İran'ın nükleer programı konusunda barışçı çözüm bulunması gerektiğini söyledi.

Gül, İran'ın daha şeffaf olması gerektiğini de vurguladı.

Türkiye, Nisan ayında BM Güvenlik Konseyi'ndeki oylamada Brezilya'yla birlikte İran'a yaptırım uygulanmasına karşı oy kullanmış, bu karar Tahran'a yaptırım kararı aldırmak için yoğun çaba harcayan Washington'da hayalkırıklığı yaratmıştı.

FÜZE KALKANI OLSUN, HEDEF ÜLKE OLMASIN

Gelecek hafta Lizbon'da yapılacak NATO zirvesi de, Türkiye ile bu kez ittfak arasında yoğun müzakerelere sahne olmaya aday.

Zira, Türkiye füze kalkanı projesinin kendi topraklarında kurulmasını kabul ediyor, ancak herhangi bir ülkenin adının geçmesine karşı.

Lizbon'da yapılacak NATO zirvesi toplantısının önemli gündem maddelerinden biri de ''füze kalkanı projesi'' olacak.

BBC Türkçe'nin, füze kalkanı projesinin hedefinin İran olacağı haberlerini anımsatması üzerine Gül şunları söyledi:

''NATO savunma amaçlı bir organ. NATO üyelerinin dışında kimde balistik füze varsa, bütün onlara karşı bir savunma sistemi geliştiriliyor. Dolayısıyla kategorik olarak bir ülke, İran demek yanlış. Böyle de olmayacak. Herhangi bir ülke hedef alınmayacak. Bunu kesinlikle kabullenmeyiz.

NATO savunma sistemidir. Kendi üyelerini savunmak için kendi üyesi olmayan balistik füzelere sahip bütün ülkelere karşı. Bugün olmayıp da yarın sahip olacaklar da çıkabilir.''

BBC TÜRKÇE