Kırık dökük

a
a
Pazar, 01 Kasım 2009 - 05:00

Yalan haber, yanlış haber, doğru haber, eksik haber, çarpık haber, artık hepsi birbirine karıştı.
Siyaset, magazin, diplomasi, spor... Ne varsa... Yâni ekonomi hariç bütün dallar çürük meyvelerle dolu.
Eh, hergün konuşmaya meraklı zevat da sürekli çam devirip sonra da “öyle demedim, sözlerim saptırılmış” diye çark edince, herşey daha da karışıyor.
*
Bu bakımdan...
Hele siyasette... Kulağımla duymadığım, gözümle görmediğim hiçbir habere inanmıyorum.
Güvendiğim muhabirler, yazarlar vardır. Onlar istisna.
Ama mesleğimize o kadar yalancı doldu ki, ayıklamak için artık çok geç... Çünkü onların şefleri âmirleri durumdan memnun...
Hatta bu işin teşvikçisi.
Görevini kötü yapan mühendise, doktora, memura, hatta gördünüz ki askere bile yaptırım vardır.
Bizim meslekte böyle bir şey yok.
*
Bir taraftan da bakarsanız, medya sayesinde ortaya çıkarılan rezillikler, skandallar, yoluzluklar falan görürsünüz. Medya olmasaydı, bunlardan haberiniz bile olmayacaktı.
Fakat böyledir diye içimizdeki çürük elmalara katlanamayız.
Mümkünse onları eğitelim. Mümkünse ikna edip caydıralım.
Hamdolsun.
Türkiye’de o kadar bol haber var ki, yalan haber’e hiç ihtiyaç yok.
*
Şuraya bakar mısınız, ıslak imzalı belgeye dair hiçbir haber, öbürüyle örtüşmüyor.
Öyle bir hayâl gücümüz var ki erken seçim takviminde bize hurafeler bile yetişemez.
O da birşey mi?
Şimdi ben şuraya yazsam “Ronaldinyo Eskişehirspor’a geliyor”, hatta “geldi” desem, altına da ıslak imzamı atsam, ne sakıncası var?