KIRIK KALEM

a
a
Pazar, 28 Kasım 2010 - 05:00

İbrahim Tatlıses gazeteci Balçiçek İlter’i arayıp: “O kalemler kırılır!” demiş. Tehdit etmiş!

*

Adam haklı. Burası Türkiye...
Burada “Kalemler kırılır”
Tıpkı 1 Şubat 1979’da İstanbul Maçka’da...
Tıpkı 24 Ocak 1993’te Ankara Karlı Sokak’ta...
Tıpkı 19 Ocak 2007’de Şişli’de Agos’un önünde olduğu gibi!

[[HAFTAYA]]

*

Biliyoruz İbrahim Bey: Burası Türkiye...
“Burada kalemler rahatlıkla kırılır”
Örnekleri var...
Kalemi kıran kahraman, kalemi kırılan niyazi olur!

*

Biz bunların hepsini biliyoruz...
Senin de birşeyi bilmende fayda var:
Abdi gider, Uğur gelir.
Uğur gider, Hrant gelir.
Hrant gider, biz geliriz!

*

Her ne kadar burası ‘kırık kalemli gazeteciler ülkesi’ olsa da, kalemlerimizi kırarak varamadı hiç kimse biryere!
Çünkü sebebi ne olursa olsun...
Kırılmış bile olsa, namuslu bir kalemi tutan, vicdanlı bir el çıkar her zaman!

TEZEK KOKUSU

Başbakan Erdoğan demiş ki:
“Twitter mivitır ile olmaz... Tezek kokusunu hissedeceksiniz. O kokuyu almadan olmaz.”
Başbakan tezek kokusunu nerede alıyor doğrusu çok merak ettim. Memlekette hayvancılık mı kaldı ki tezek kokusu alalım!
Not: Bu arada Apple firması Iphone5’e yeni bir düğme koymayı planladıklarını açıkladı. Düğmeye basınca tezek kokusu salınacakmış!

BEN KATİLE KATİL DEMEM KATİL İSRAİL OLMAYINCA

Başbakan Erdoğan Lübnan seyahati sırasında “Biz katile katil deriz” diyerek yine İsrail’e çaktı.
Aslında Ortadoğu’da bu sıfatı İsrail kadar hak eden başka bir ülke daha yoktur. O yüzden Başbakan’a ‘haksız’ diyemiyorum.
Ama Başbakan’ın “Biz katile katil deriz” dediği yer Lübnan olunca biraz tuhaf karşıladım! Çünkü Lübnan, katile katil demenin ve katillere hesap sormanın en zor olduğu ülke...
1975-1991 arasındaki 16 yıllık iç savaşta 100 binden fazla insan öldürüldü, bir o kadarı da sakat kaldı. Sorumlu sadece İsrail miyidi?
Hayır...
Suriye, İran, Amerika, Mısır, Filistin ve bunların yönlendirdiği Lübnanlı gruplar...
Hangisine hesap sorulabildi?
Hiçbirine.
Peki biz bu katillere katil diyebiliyor muyuz bugün? Hayır.
Ne diyoruz? Dost!
O halde Başbakan’ın Lübnan’da söylediği sözü düzeltelim:
Ben katile katil demem katil İsrail olmayınca...”

YOK BÖYLE BİR YALAN!

Perşembe günü yazı işleri toplantısında magazin servisi bir haber getirdi. Habere göre “Acun Ilıcalı boşanıyordu. Acun’un aldattığından şüphelenen eşi boşanma davası açmıştı.” Haber müthişti! Ama içimiz rahat etmedi.

“Kaynağından doğrulatmadan yazmayalım” dedik. Hemen aradık Acun’u... Açmadı. Sonuna adımı da yazıp bir mesaj attım: “Acun bir haber teyidi için arıyorum. Müsait olunca arar mısın?” 5 dakika sonra Acun geri aradı. Ne bir merhaba ne de başka birşey, telefonu “Evet dinliyorum” diye açtı. Bu soğuk ve ukala tavra çok şaşırdım. Geçen ay Acun’la Ankara’ya beraber uçmuştuk. Bir saate yakın gayet samimi sohbet etmiştik. Uzatmayayım, “Elimizde bir haber var. Sana sormadan girmek istemedik. Eşin boşanma davası açmış, doğru mu?” dedim... Acun gayet rahat bir ses tonuyla “Yok öyle birşey. Boşanma diye birşey yok. Nerden çıktı ki bu?” dedi. Acun hepimizin çok sevdiği, başarılı ve düzgün bir televizyoncuydu. O “yok öyle birşey” dediğine göre haberi girmemiz söz konusu olamazdı.
Dün Vatan Gazetesi haberi patlattı. Bizim haber satırı satırına doğruydu. Vatan’ı tebrik ediyoruz. Çok güzel iş yaptılar.
Hani hep diyorlar ya: “Haberi kaynağına sorup teyit etmiyorlar. Beni arayıp sorsalar doğruyu anlatırdım.”
Görün işte, kaynağa teyit ettirmeye çalışınca haber ne oluyor!

BEDRİ BAYKAM

Geçen akşam twitter’a “Bedri Baykam’ı 1 saat aralıksız dinleyen en yakındaki AKP teşkilatına gider kaydını yaptırır” yazdım.
Bedri’den cevap geldi: “Senin CHP’li olmadığın kesin... Bayağı gıcık etmişim seni”
Yanıt verdim: “Benim CHP’li olmadığım kesin de, senin ne olduğun kesin değil Bedri...”
Bedri altta kalır mı: “Bak nasıl aldık baklayı ağzından! Sen CHP’li olamazsın. Ben ise çok net Kemalist bir CHP’liyim. Sen ancak taş atıp kaçarsın.”
Bak Bedri,
-Zoru görür görmez böyle kendini bozmak yakışmıyor sana...Hani Başbakan’a hep kızıyorsun ya “eleştriye tahammülü yok” diye, ne farkınız kaldı şimdi? 
- Sana kim benim CHP’li olduğumu söyledi ki! Elbette değilim. Hem sen değil miydin “medyanın büyük bölümü yandaş oldu” diye veryansın eden... E şimdi bana “CHP’li değilsin” diye laf çakmak oldu mu?
- Benim için “onu kimse tanımaz” demişsin. Bedriciğim, beni Baykal’a sor; Kılıçdaroğlu’na sor; Tekin’e sor; Süheyl Hoca’ya sor; Sav’a sor; Sevigen’e sor! Anlatsınlar! Gör bak sen nasıl bir CHP’lisin! Ayrıca Bedriciğim senin gibi tanınacağıma varsın hiçkimse tanımasın be beni!