'Kırılan kırılacak, dökülen dökülecektir'

Kadir İnanır şu sıralar yazdığı kitabında hayatına dair her şeyi anlatacağını açıkladı. İnanır, “Çektiğim acılar var. Bunun hesabını birileri vermek zorunda. Kırılan varsa kırılacak, dökülen varsa da dökülecek” dedi

a
a
Cumartesi, 13 Kasım 2010 - 11:40


'Kırılan kırılacak, dökülen dökülecektir'

Tatar Ramazan'ın dizi versiyonu için İzmir’de bulunan Kadir İnanır, İzmir öncesi  memleketi Fatsa’ya gidip enerji topladı. Fatsa’daki dostlarından yeni dizisi için şans isteyen İnanır, Habertürk’e özel açıklamalar yaptı. Hayatını anlattığı kitabından ve belgeselden söz eden usta aktör, “Deniz yüzdüm geldim, kuru fasulye yedim diye bir kitap yazmam. Bu kitapta kırılan varsa kırılacak, dökülen varsa dökülecek” dedi. İnanır, dizi sinema sektöründen, jüri başkanı olduğu Altın Portakal Film Festivali’nde yaşanan Kusturica krizine kadar her şeyi Habertürk’e anlattı.

KİTAP ALTI AYA HAZIR OLUR
Son yıllarda Ordu veya Fatsa’ya yoğun bir ilgi gösterdiğinizi görüyoruz. Bunun nedenini neye bağlıyorsunuz?
Öncelikle bu noktada bir düzeltme yapalım. Bu bölgeye ağırlıklı bir yaklaşımım yok. Ben genel olarak Türkiye’nin her tarafını dolaşıyorum. Bölgecilik karakterim olmamıştır hiç. Bu ülkenin her tarafını en az kendi memleketim kadar severim. Bu hayatımda edindiğim en büyük değerdir. Ne söylemimde, ne eylemimde bölgeci bir tavır olmamıştır. Bir yurttaş olarak, bu müthiş coğrafyanın içinde herkesi kardeş gibi gördüm. Bu ülkeyi ayrıştıran ve ayrıştırma çabası içinde olanlara tepkili bir tavır sergiledim.

Sizi tanıdığımız kadarıyla, bu ülkede yaşanan her soruna ilgi duyduğunuzu gördük. Bugüne kadar siyasete girme isteğiniz oldu mu? Bundan sonra da düşünür müsünüz?
Siyaseti yapsaydım bundan otuz yıl evvel yapardım. Aktif siyasetin bir bedeli var. Müthiş bir tempo içine girmeniz lazım. Kaldı ki ben; işimde de, özel yaşamımda da, söylemlerimde de ülke sorunlarıyla ilgilenmeye çalışıyorum. Bir sanatçı tavrının, ülkenin bütün sorunlarının bilincinde olması gerektiğine inanıyorum. Böyle olmazsa saygın olamıyorsunuz zaten. Bırakın sanatçı kişiliğimi, bir yurttaş olarak zaten bunu yapmak zorundayım. Bir yıldır film çekmiyorum. Niçin? Çünkü söylediğim anlamda senaryoların içinin dolu olması lazım. İşte bu; senin sorduğun anlamda siyasetin karşılığıdır. Projelerde halkın sorunları yoksa kabul etmiyorum. Bu siyasi bir tavır demektir. Böyle yapıyorum diye de alkışlanmak filan istemiyorum. “Bunlar, iyi insan olmanın gerekleridir” diye düşünüyorum.

Hayatınızı yazıyorsunuz. Çalışmalarınız hangi aşamada?
1979 yılına kadar geldim. Bunun yanında belgeselim hazırlanıyor. İki saatlik bir sinema filmi haline getiriyoruz. Kitabı bizzat yazıyorum. Çalışmalar bittiğinde ikisini birden piyasaya çıkaracağız. Bundan sonrası kolay olacak. Çünkü çocukluğumdan bu yana gelen bilgileri ortaya çıkarmak beni çok zorladı. Hiç kimseyi karıştırmadan kendim yazdığım için yardım da almadan. Bu anlamda çok zor oldu ama bundan sonra kolaylaşacak. En fazla altı ay içinde bu iki çalışma da bitmiş olur.

Kitabınız çıktığında çok kızanlar olacağını ama bunun sizin için önemli olmadığını ifade eden bir açıklama yaptınız. Bu açıklamanın nedeni hakkında bilgi alabilir miyiz?
Bu kitapta söz konusu olan benim hayatımsa, orada yaşadıklarımı yazarsam dürüst adamım. Yani her şeyi süpürgeyle halının altına atmak doğru bir şey değil ki... O zaman niye kitap yazıyoruz? Benim yaşamımda çektiğim acılar var. Bunun hesabını birisi vermek zorunda... Kırılan varsa kırılacak, dökülen varsa da dökülecek... “Denizde yüzdüm, geldim kuru fasulye yedim” şeklinde bir kitap yazmam zaten...



KUSTURICA HATALI
Kadir İnanır’ın hayatı sadece bir kitaba sığabilecek mi?
Sığmaz. Artık sığdığı kadarını alacağız.

Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Jüri Başkanlığı yaptınız. Festival sizin açınızdan nasıl geçti?
İyi geçti. Geçtiğimiz yıllar hep tartışmalıydı. Ben gittim, bu tartışmalar bitti. Bir ilk olduğu için bu görevi kabul ettim. Çünkü ilk kez bir sanatçıya jüri başkanlığı teklif edildi. Amacım Antalya Film Festivali’ne destek vermekti. Üstelik bu yıl festival, Yeşilçam’ı yüceltme adına organize edilmişti. Bu anlamda kendi adıma güç vermek için gittim. Tartışma filan da olmadı.

Festivale katılan ünlü yönetmen Emir Kusturica’yla ilgili birtakım tartışmalara tanık olduk. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?
Türk halkının en büyük özelliği misafirperverliğidir. Sen bir adamı çağırdıysan, onu orada zor durumda bırakmayacaksın. Bu adam daha önce Bursa’ya gelmiş, İstanbul’a gelmiş, herkes alkışlamış... “Antalya’ya gelince mi sizi rahatsız etti?” diye de bir gerçek var. Bu adam dünyanın en büyük sinemacılarından biri... Siyasi bir söylemde bulunmuş... Hata yapmış... Söyledikleri son derece yanlış şeyler... Yugoslavya’daki katliamı basite indirgeyen laflar etmiş... Buna rağmen bu adamın bir sanatçı olduğunu da reddedemezsiniz. Ondan sonra da adam gitti tabii... Ve hiç işin tadı kalmadı. Bu adam hata yapmışsa, suratına cevabını vurursun. Adamı niye tehdit ediyorsun? Yanlışlık orda... Ona yapılan tepkileri kim yapmış olursa olsun... Burada önemli olan misafirinizi nasıl ağırladığınızdır. Ya çağırmayacaksınız ya da böyle yapmayacaksınız. Medyanın bir kesimi bu olayı özellikle öne çıkardı. Adam da yanlış yapmıştı zaten... Gerekli cevabı biz ona verdik. Sonra da gündemden çıktı gitti. Giderken de tehdidini yaptı.

JÜRİ BAŞKANLIĞI ÇOK YORDU
Bolaman Belediye Başkanı Sabri Serdaroğlu’nun misafi olarak Fatsa’nın Bolaman Beldesi’nde ağırlanan ünlü aktör Kadir İnanır, “Bolaman’ın pidesi bambaşka. Karadeniz’in en güzel ilçesi Fatsa’nın pidesini doğa ile baş başa yemek daha da başka” dedi. Antalya Film Festivali’nin jüri başkanlığı görevi sırasında gece gündüz çalıştıkları ve hayli yorulduğunu söyleyen İnanır, “Jüri üyeleri ile birlikte çok sayıda filmi izleyip en güzel kararı verdiğimize inanıyorum. Bu arada da çok yorulduk. Yorgunluğumu Fatsa’ya gelip, doğa ile baş başa kalarak gidermeye çalıştım. Bu fırsattan istifade ederek yakın dost ve arkadaşlarımla birlikte oldum” dedi. Mimar Emine Yücetürk’ün, hayat arkadaşı Jülide Kural’a verilmek üzere deniz ürünlerinden yapılmış bir kolye tasarladığını anlatan İnanır, “Hoş bir sürpriz oldu. İstanbul’a gider gitmez, hediyeyi Jülide Hanım’a vereceğim” dedi.

2