Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Kırılan kol, CHP'ye pahalıya mal olabilir

Çarşamba, 18 Kasım 2009 - 05:00

İlginç bir durumla karşı karşıyayız. Onur Öymen, CHP içinde yeni bir Dersim ayaklanması başlattı.

Öymen’in konuşmasını kelime kelime incelediğiniz taktirde, çok başka bir anlam çıkarabilirsiniz. Ancak kamuoyu ve özellikle de Alevi vatandaşlarımızın bu sözlerden anladıkları bambaşka. Onlar, Öymen’in açıklamalarını Dersim’de yaşanan hunharca olayları hoş görüyle karşıladığı şeklinde okumuş ve algılamışlar.

Fena halde de tepkililer. Ardı ardına açıklamalar yapıyorlar. Bir türlü de dinmiyor.

Bu arada en önemli çağırıyı Kemal Kılıçdaroğlu yaptı. İstanbul İl başkanı Gürsel Tekin de tepki verdi ve diplomatik bir dille Öymen’in istifa etmesi gerektiğini söylediler.

Ancak ne Baykal böyle düşünüyor, ne de Öymen’in böyle bir niyeti var.

Dünkü grup toplantısından sonra Baykal da Öymen de dosyayı kapattıklarını açıkladılar.

Acaba bu iş bu kadar kolayca atlatılabilecek bir gaf mı? Yarın tepkiler arttığı taktirde acaba ne olacak? CHP lideri biraz da kızgın galiba. Kılıçdaroğlu ile Tekin’in sözlerinden hiç memnun kalmadığı belirtiliyor. Kol kırılır yen içinde kalır ilkesini hatırlatıyormuş.

Öymen ise hâlâ sözlerinin yanlış algılandığını söylüyor. Yanlış bir şey yapmadığının altını çiziyor.

Peki şimdi ne olacak? Olay CHP içinde önemli bir hesaplaşmayı beraberinde getirebilir. Zira unutmayalım ki, Kılıçdaroğlu kolay kolay geri adım atmaz ve liderinden de korkuyor gibi bir izlenim bırakmıyor.

Bizim siyasi yaşamımızda istifa mekanizması pek işlemez.

Lider isterse istifa edersiniz, istemezse olduğunuz yerde kalırsınız.

Merakla bu maceranın sonunu bekliyorum.

Büyük olasılıkla, kural değişmeyecek ve patron ne derse o olacak...

Sonra da, “Bu CHP neden oy arttıramıyor?” diye, bitmeyen tartışmalar yapacağız. Ancak unutmayalım ki bu defa kırılan kol CHP’ye çok pahalıya mal olabilir.

Dinleme ayıbı...

Bilemiyorum, beni de dinlemiş olabilirler. Yaptığım konuşmaları düşünüyorum da, kendi kendime “Acaba içinde ne bulmuş olabilirler?” diye soruyorum. Haber konuşuyorum.

Habercilerle konuşuyorum

Konuşurken dinlenmiş olmak beni hiç rahatsız etmiyor. Ancak bir de özel konuşmalarım var ki, işte o zaman sinirden çıldırıyorum. Düşünebiliyor musunuz, eşinizle veya bir arkadaşınızla, gizli kalmasını isteyeceğiniz konuşmalar yapıyorsunuz ve birileri bunu banda alıyor.

Sonra, belki de bir gün önünüze koyuveriyorlar. İçinde hiçbir suç olmamasına rağmen, konuşmaların sizin açınızdan duyarlılığı nedeniyle omuzlarınıza bir yük çöküyor. Bu tip özel konuşmaların dinlenmesi, dünyanın neresine giderseniz gidin, mahkeme kararıyla gerçekleştirilir. Eğer bir suç işliyorsanız veya şüpheli bir insansanız, mahkeme süreli şekilde dinlenmenize izin verir. Bizde ise, hem devlet için resmi, hem de özel dinleme yapılıyor.

Gerek duyduğu anda jandarma dinliyor, polis, MİT de dinliyor. Bir de özel dinleyiciler var ki, işin o yanı daha da korkunç. Kimseler de engelleyemiyor. Tüyler ürpertici bir durumla karşı karşıyayız.

Selim İleri’nin İstanbul’u

Selim İleri’nin “İstanbul, İlk Romanımda Leylak” adlı son kitabını okumadıysanız mutlaka alın. Ben de Erenköy’de bahçesinde leylak ağaçları olan bir köşkte doğup büyüdüm. O köşk, Selim İleri’nin kitabında yazdığı İstanbul gibi yok, ancak düşünmeden, özlemeden, hatırlamadan yapamıyoruz. Selim İleri’nin kitabı nostalji kitabı değil, bilakis bir hatıralar kitabı. Okunan kitaplarda İstanbul, İstanbul’da yaşayanlar, eski oyunlar, çocukluk yıllarımız... Kitapta ünlü Tilla pastanesini, “Fış fış kayıkçı” tekerlemesini bile buldum. Neticede Selim İleri, “bizim” kenti yazmış. Ona güzellikleri hatırlattığı için teşekkür eder, on yıl içinde İstanbul’a taşınan herkese, şehrimizi koruyamayan biz eski İstanbullulara, bu kitabı okumasını tavsiye ederim. Belki içleri biraz acır, biraz vicdan azabı çekerler de geri kalanını bırakırlar diye.

‘Adam, Talat’ın Kıbrıs’ı’

Kitap Erdal Güven’in Mehmet Ali Talat’la yaptığı söyleşilerden oluşuyor. Birkaç ilginç soru ve cevap: Neden CTP’yi seçtiniz? Artık solcuydum çünkü! Solculuk ve Denktaş aleyhtarlığı aynı zamanda mı başladı? Vallahi ben solcu olduktan sonra Denktaş’ı eleştirmeye başladım. Denktaş’ın politikasını demokrasiyle ve barışla bağdaştıramıyordum. Ne zaman döküldü saçlarınız? Ortaokulda başladı. Üniversitede iyice döküldü. Lisede “kel” derlerdi bana. Herhalde Nobel Barış Ödülü’nü de alırsınız... Olabilir. Zaten pek çok kişi de söylüyor bunu. İnşallah... Kıbrıs Türk halkı ve Kıbrıs bütünü için gurur vesilesi olur bu. (Doğan Kitap, 0212 246 52 07)