Kırım nasıl Osmanlı toprağı oldu, neden kaybedildi?

Siyasî olaylar sebebiyle Ukrayna bölünmenin eşiğinde. Bundan da en çok halkının çoğunluğu Rus olan Kırım'ın etkileneceği açık. Kırım'ın bağımsız olacağı ve sonra da Rusya'ya bağlanacağı; hatta tekrar Türkiye'ye iadesi konuşuluyor. Peki Kırım, Osmanlı topraklarına nasıl katıldı ve neden kaybedildi?

03 Mart 2014, Pazartesi 13:22
A A

Siyasî olaylar sebebiyle Ukrayna bölünmenin eşiğinde. Bundan da en çok halkının çoğunluğu Rus olan Kırım’ın etkileneceği açık. Kırım’ın bağımsız olacağı ve sonra da Rusya’ya bağlanacağı; hatta tekrar Türkiye’ye iadesi konuşuluyor. Peki Kırım, Osmanlı topraklarına nasıl katıldı ve neden kaybedildi?

8. yüzyıldan beri Hazar, Kuman ve Moğol hâkimiyetinde yaşamış bir Türk yurdu olan bugünkü Güney Ukrayna, Cengiz Han’ın oğlu Cuci’nin payına düşmüştü. Burada kurulan Altınordu Devleti’nin Emir Timur tarafından yıkılması üzerine, taht kavgalarına karışan prens ve beylerin sığınağı Kırım yarımadası olmuştur. 13. yüzyılda Müslümanlığın girdiği yarımadanın sahipleri, Türk ırkının Kıpçak kolundan Tatarlardır. Cuci soyundan Hacı Giray, 1441’de Kırım’a gelerek bir hanlık kurdu. Kaybedilen Altınordu tahtını tekrar ele geçirmeyi istiyordu. Ölünce oğulları birbirine düştü. İstanbul’un desteklediği Mengli Giray, han oldu; kızı Hafsa, geleceğin Yavuz Sultan Selim’i ile evlendi.

Altınordu toprakları birer birer Rusların eline düşünce Kırım için İstanbul’a bağlanmaktan başka çare kalmamıştı. Sultan Fatih zamanındaki Kırım Hanı, Osmanlı Devleti’ne tâbi oldu. Hanlığın statüsü, 1 Haziran 1475 tarihinde yapılan bir anlaşmayla düzenlendi. Ülkede taht kavgaları son buldu. Osmanlı saray protokolü, bürokrasi gelenekleri, ilmiye ve kazâ teşkilâtı benimsendi. Göçebe hayat aşama aşama terk edildi.

Kırım’ın başında Cengiz Han soyundan eski Altınordu hânedanına mensup bir han bulunurdu. Hanlık ailesi erkeklerine ‘giray’ denirdi. Han, önceleri ‘mirza’ denilen Kırım asilzâdeleri ile seyyidlerin katıldığı bir meclis tarafından birlikte seçilir ve İstanbul tarafından tayin olunurdu. Kırım, ‘ulus’ denilen beyliklere ayrılmıştı. Her ulusun başında bir mirza bulunurdu. Hanlık memurları ulus topraklarına müdahale edemezdi. Savaş sırasında her mirza kendi askerleri ile hanlık ordusuna katılırdı.

17. yüzyıldan itibaren hanların seçim, tayin ve görevden alınmaları İstanbul tarafından yapılmaya başlandı. 17. yüzyıl ortalarında Koçi Bey’in Tatar Hanları hakkında padişaha verdiği ayrıntılı görüşleri dikkat çekicidir: “Han ölüp yeri boşalınca, mübarek katınıza hangisi önce yüz sürerse o han yapılır. Pek lüzum olmadıkça bunları değiştirmemek lâzımdır. Kırım, beter ve yaban memlekettir. Urus, Moskof ve Leh komşudur. Kâfir ağzıdır. Serhad beklerler. Başka ellerinden iş gelmez. Bazen zararları da görülür. Lütuf buyurmalıdır.” Hutbede padişahtan sonra hanın adı zikredilir ve nâmına sikke kesilirdi. Divanları ve maiyeti vardı. Başka ülkelerle elçi karşılıklı alınıp verilebilirdi. Han, protokolde sadrâzam ile eşit seviyedeydi.

Kırım’ın merkezi Kırkyer, sonraları Bahçesaray oldu. Hanlığın Azak yarımadasına bakan stratejik kısmı, Kefe Sancağı ise doğrudan İstanbul’a bağlanarak bir nevi kontrol merkezi vazifesi gördü. Kırım’ın etrafı deniz olmasına rağmen ne donanması, ne de piyade ordusu vardı. Osmanlı ordusuna gerektiğinde yüz bin atlı asker çıkarırdı. Osmanlı hâkimiyetinden sonra da güçlü süvari ordusu ile Doğu Avrupa’nın en büyük devletlerinden birisi olarak Ukrayna ve Kuzey Kafkasya’yı elinde tuttu. Polonya ve Rusya üzerinde de vergi alarak nüfuz kurdu. Zaman zaman Moskova’ya baskınlar yaptı. Polonya Kralı ve Rus Çarı ile eşit seviyede diplomatik ilişki yürüttü. Ukrayna Kazakları ile bir ara Kiev ve Moskova prensleri Kırım Hanı’na tâbi idi. Bunlar diplomatik olarak Osmanlı Sultanı’nın değil, Kırım Hanı’nın muhatabıydı. İstanbul, çarı ancak 1739 tarihindeki Belgrad Anlaşması ile muhatap almaya başladı.

Kendisine en ileri seviyede özerklik tanınan Kırım Hanlığı’nın statüsü, 17. yüzyıl başlarından itibaren değişmeye başladı. Neredeyse sıradan bir eyâlet; han da bu eyâletin vâlisi hâline geldi ve 3 tuğlu vezir rütbesine indirildi. Bunda şüphesiz Rusya’nın büyümesinden çekinen İstanbul’un merkeziyetçi endişelerinin büyük payı vardı. Ancak bu hamle, bir fayda sağlamak şöyle dursun hanedanın gücünü ve merkeze bağlılığını kaybetmesine, sonra da Kırım’ın elden çıkmasına yol açtı.

II. Viyana Kuşatması’nda, sadrazam divanında aşağılanan Murad Giray, intikam maksadıyla askerlerini geri çekip mağlubiyete sebep olunca vazifeden alındı. Bununla beraber yerine geçen Selim Giray, Osmanlı ordusunun bozulmasından istifade edip İstanbul’a yürüyen koca bir Avusturya ordusunu Kosova’da yenerek büyük bir hizmette bulundu. Ama Kırım ile İstanbul’un arası bir kere bozulmuştu. Bundan Moskova istifade edecekti.

Osmanlı, Almanya ve Rusya devletleri arasında denge unsuru olan Lehistan’ın Ruslar tarafından işgali üzerine 1768’de çıkan savaşta, Osmanlı orduları yenilince Rusya istediği fırsatı yakalamış oldu ve 1771’de Kırım’a girdi. Rusların, bağımsızlık vaadine kanan Kırımlı prens ve asilzâdeler, karşı koymamayı kararlaştırdılar. Hanın Ortaçağ düzenindeki atlı ordusu ve Osmanlı birlikleri yetişmeden Kırım’ı teslim ettiler. Bu, Rusya’nın ilk zaferidir.

1774’de imzalanan Küçük Kaynarca Anlaşması ile Kırım bağımsız oldu. Ancak dinî bakımdan İstanbul’daki halifeye bağlı kalacaktı. Seçilen hanın ismi, usulen İstanbul’a bildirilecek; tayini güya padişah yapacaktı. Ayrıca Kırım’daki kadı, müftü, imam ile vakıfları İstanbul tayin ve kontrol edecekti. Osmanlıların, padişahın dünya müslümanlarının ruhanî lideri olduğu yönündeki iddiaya Rusları inandırması, Kırımla irtibatı devam ettirmek ve belki bir gün tekrar ele geçirmek içindi. Kırım’dan başka kaybedilen bir yer olmamasına rağmen, Osmanlı tarihinin en feci anlaşmalarından biri sayılır. İlk defa ahalisinin tamamı müslüman olan eski bir İslâm toprağı elden çıkıyordu. Osmanlı Devleti, büyük devletler arasındaki yerini Rusya’ya vererek 4. sıraya düştü.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.