'Kırmızı gelin'in hikayesi...

3 kez nikâh masasına oturan, 2 çocuk sahibi İkbal & Levent Yılmaz çifti, fırtınalı aşk hikayeleriyle Nikâh Masası'nın en ilginç çifti oldu...

Salı, 08 Haziran 2010 - 11:20

'Kırmızı gelin'in hikayesi...

 

Yasemin Kaptanbaş Öncel / Posta İnternet

Nikâh Masası projesine başlarken amacımız sadece fotoğrafları yayınlamak değil, bu fotoğrafların yansıttığı mutluluk hikâyelerini de paylaşmaktı.

Geçtiğimiz güne kadar hep nikâh fotoğrafları gelirken, İkbal & Levent Yılmaz çifti bu gidişi bozdu. Bize gönderdikleri mailde hem ilginç nikâh fotoğrafları, hem de bir o kadar ilginç ve fırtınalı aşk öykülerini aktardılar. Nikâh Masası’nda istediğimiz işte tam da buydu… O fotoğraflar yaşanan en mutlu günün birer yansımasıydı, ‘o anı’ yansıtıyordu ama ardında ne hikâyeler vardı kim bilir…

Bizimle bu güzel hikâyelerini paylaştıkları için İkbal & Levent Yılmaz çiftine ve yakışıklı oğulları Buğrahan ve Berke Cansın'a mutluluklar diliyorum.

İşte İkbal Yılmaz’ın anlatımıyla, 3 kez nikâh masasına oturan Yılmaz çiftinin fırtınalı aşk öyküsü…


“ Bütün samimiyetimle öncelikle şunu söylemek istiyorum size ; bana göre, bizim hikâyemiz filmlere konu olacak kadar ilginç… Ayrıntılara hiç girmeden, kısaca şöyle anlatabilirim;

İlk görüşte aşkı yaşadık biz ; gençlik aşkı. 1993 yılında, 4 ay gibi kısa bir sürede evlenmeye karar verdik. Ben 18 yaşındaydım, Levent ise 20 yaşındaydı. Ailelerimizin, evlenmememiz için yaptıkları bütün baskılara rağmen “aşk “ kazandı. İlk nikâhımızı, blue jean ve tişörtlerle kıydık. Yanımızda sadece nikâh şahitlerimiz, kuzenim ve nişanlısı vardı.

Aynı iş yerinde çalışıyorduk. İlk oğlumuz Buğrahan 1994 yılında doğdu. Ve doğduktan 6 ay sonra Levent okul durumundan dolayı sürpriz bir şekilde askere gitti. 1,5 yıl asker yolu bekledim. O geçen 1,5 yıl başlı başına bir hikâye olur herhalde;

1996 yılının sonlarında geldi tekrar Ankara’ya ve yeni bir macera başladı. İş hayatıyla ilgili sorunlar yaşamaya başladık. Çalışma saatleri ilişkimizde çatlaklar oluşturdu, gerginlikler yaşandı ve 1997 yılında ilk defa boşandık. Ayrıntılara girmek istemiyorum . Ama benim için en ağır gelen ayrılığımız buydu.

Bir tarafta aşkım, bir tarafta gururum; sadece 5 ay dayanabildik ayrılığa ve tekrar bir araya geldik. Ama nikâh yapmadık bir süre, 2000 yılında ikinci çocuğumuzu yapmaya karar verdiğimizde tekrar nikâh yaptık ama son derece sade bir oda nikâhıydı.

2007 yılına kadar iyi kötü geçti, fırtınalar, inişler çıkışlar, aşkımız…

Aynı yıl içinde yine çok kötü bir döneme girdik ve çıkamadık, ayrıldık.

İkimizde “bir daha birbirimize dönmeyeceğiz, bitti artık bu iş” falan diyorduk. Bu süreç de 1 yıl sürdü ve aşk kazandı yine. 3. defa ama bu sefer yalnız değil, yavrularımız, dostlarımız, bizi seven ve aşkımıza şahitlik eden bütün insanlarla beraber ve kırmızı gelinliğimle oturduk nikah masasına…

Çok fırtınalı bir evlilik yaşadık. Ben diyorum ki, beraber büyüdük, ama erkekler biraz daha geç büyüyor bunu anladım. Hayatındakilerin önem sıralamasını yapması 40 yaşını buldu. Normal insanlar gibi dümdüz bir yaşantımız olmadı anlayacağınız. Çok fazla ve uçlarda zigzaglar yaşadık. Ama asıl olan birbirimize olan aşkımız, hırpalandı ama hiç tükenmedi.

Kırmızı gelinliğe gelince, Bu annemim fikriydi. “Hiçbir şeyiniz sıradan değil, siz de, çocuklarınız da özel insanlarsınız, gelinliğin de sıradan olmamalı” dedi. Ve kırmızı olmasına karar verdik.

Nikâh memurumuz hanımefendi; inanın bizden daha heyecanlıydı.

Bütün konuklarımız çok heyecanlıydı. Hepimiz 1 Mart 2010 tarihini ölene kadar hatırlayacağız herhalde, nikâh salonuna inişimizde muhteşemdi.

5 defa izledim, her defasında gözyaşlarımı tutamadım. Çok isterim siz de izleyin; ben büyük oğlumun kolunda indim nikah salonuna, Levent ise Cansın’ın elinden tuttu. Heyecandan ölecektim neredeyse…

Bu sefer çok başka oldu her şey , çevremizdeki herkesin bir payı oldu bu özel günümüze… Mesela kuaförüm, mesela nikah salonunun müdürü beyefendi, mesela akşam eğlendiğimiz mekanın müdürü… Bunun gibi bir sürü insan sayabilirim size…. Mesela Siz! Ben öylesine göndermiştim o fotoğrafları size… Ama şimdi sizinle bir sürü şeyi paylaşıyorum. Tüm Türkiye’yle aşkımı paylaşıyorum…

SİZ DE NİKAH MASASINA FOTOĞRAFINIZI VE AŞK ÖYKÜNÜZÜ GÖNDEREBİLİRSİNİZ... Tıklayınız...