Kitaplık yerleştirmek ustalık ister

Pazar, 15 Şubat 2015 - 15:00

Yeni evimize taşındığımızdan beri kütüphaneye rastgele yerleştirdiğim kitaplarım ne zamandır gözüme batıyordu. Kızları babaannelerine yolladığım bir gün, kahvemi hazırladım, en sevdiğim müzikleri açtım ve başladım iki koca kütüphane dolusu kitabı düzenlemeye. İnsana terapi gibi geliyormuş meğer. Kafanızda o an sadece Ahmet Ümit kitaplarını hangi rafa koysam, Amin Maaloufları üst rafa mı kaldırsam düşüncesinden başka bir şey olmuyor. Ne akşama ne yemek yapacağınızı düşünüyorsunuz, ne de çocukları pazartesi okula hangi kıyafetle yollayacağınızı planlıyorsunuz.

Bütün düşünceniz sadece ve sadece kitaplarınız oluyor. 4 saatin sonunda bütün kitapları türlerine ve yazarlarına göre ayırmış, etiketlemiş ve tozlarını almıştım. Kızlar eve geldiğinde onlara ne yaptığımı anlattım ve kendi odalarındaki kitaplığı birlikte toparlayabileceğimizi söyledim. Tek tek kitaplarını indirdik, tozlarını almama ve tekrar yerleştirmeme yardım ettiler.

Hatta büyük bir bölümünü kendileri yaptılar. Hem eğlendiler, hem de annelerinin onlara verdiği sorumluluğu yerine getirmenin verdiği keyfi yaşadılar. Aslında en önemlisi, kitap kokusunu sevgiyle içlerine çekip, akşam okumamı istedikleri kitapları başuçlarına koydular. Çocuklara kitap sevdirmenin en kolay yolu, sizin de kitap sevmeniz. Onlara her gece bir kitap okuyun ki; onlar da kitap seven çocuklar olsunlar.

Kendi salatanı kendin yap


Kızlarımdan biri maalesef salata yemiyor. Bugüne kadar ne yaptıysam işe yaramadı. Birkaç gün önce aklıma şahane bir fikir geldi. Derin iştahla salatasını yerken, Mavi’ye hangi yiyecekleri sevdiğini sordum. Peyniri, yeşil mercimeği, mısırı seviyormuş ama yeşillik sevmiyormuş. Peki o zaman kendi salatanı kendin hazırlamak ister misin? diye sordum, önce şaşırdı sonra adının salata olmasına takıldı. Ona dedim ki seninki salata olmasın, kalata olsun ne dersin? Çok hoşuna gitti. İçine sadece sevdiği malzemeleri koyup kendi salatasını yapacak, adını da Mavi’nin Kalatası koyacaktık. Yeşil mercimeği haşladık önce. Salatalık istedi ama hepsini değil, yarısını koyalım dedi, kabul ettik. İçine biraz haşlanmış mısır, zeytin, ton balığı ve hepsinin üzerine de rendelenmiş parmesan peyniri istedi. Limonunu kendi sıktı, tüm malzemeleri kendi elleriyle koydu. Mavi’nin Kalatası işte böyle şenliklerle hazırlandı ve keyifle mideye indirildi.

Boşanma sürecinde çocuğa ne söylenmeli?




Ayrılık süreci, anne babayı etkilediği kadar çocuk ya da çocukları da etkiler. Bu krizi iyi yönetebilmek, en çok çocuk için önemlidir. Çocuğun yanında tartışmamak, sesi yükseltmemek, iletişimi tamamen koparmamak önemlidir. Sevgili arkadaşım Klinik Psikolog Pınar Mermer’le boşanma sürecinde anne babaların hangi yolu izlemesi gerektiğini konuştuk. “İlk olarak anne ve babanın psikolojisi önemlidir. Psikolojisi iyi olmayan ebeveyn, bu ruh halini istemeden de olsa çocuğuna yansıtır. Boşanmalar, her ne kadar anlaşmalı da olsa travmatik bir süreci de beraberinde getirir.

Çocuk annede kalacaksa, annenin önce kendi psikolojisini düzeltmesi gerekir.” diyor Pınar Mermer. Boşanma işlemi henüz gerçeklememişse, evleri ayırana kadar bu durumun çocuklara söylenmemesi gerektiğini de ekliyor. Hayat bize neler getirir belli olmaz, o yüzden boşanma gerçekleşip, evler ayrıldıktan sonra çocuğa bu durum sakince anlatılmalıdır. “Yani nasıl anlatılmalıdır?” diye soruyorum; “Artık anne ve baba ayrı evlerde yaşayacaklar. Böylesi hepimiz için daha iyi olacak. Bizler seni çok seviyoruz ve hep sevmeye devam edeceğiz ama aynı evin içinde biz artık babanla iyi geçinemiyoruz. Birbirimizle kavga etmek istemediğimiz için, evlerimizi ve hayatlarımızı ayırdık. Biz birbirimizi arkadaş olarak sevmeye devam edeceğiz ama artık sevgili olmayacağız.” demek gerekiyormuş.

Çocuğa onu çok sevdiklerini ve sevmeye devam edeceklerini söylemek, bunu hissettirmek önemliymiş. Aklıma başka bir soru takılıyor; Peki ayrılan çiftlerin bir süre sonra çocuğu farkında olmadan şımartma durumunu nasıl aşmalı? “Pek çok çift, aman çocuğum mutsuz olmasın diye suçluluk duyarak ona her istediğini almaya başlıyor. Daha önce izin vermediği şeylere izin veriyor ve bu durum bir başka probleme daha sebep oluyor. Çiftler ayrılsa bile, çocuğa koyulan kurallara eskiden olduğu gibi uymak gerekir. Çiftler bu hataya düşmemelidirler.” diyor Pınar Mermer.

ETKİNLİK KUŞU

Gaziosmanpaşa Ferih Egemen Çocuk Sahnesinde 3 yaş ve üzeri için “Bir Gün Ayakkabımın Teki” oyununu 19 Şubat saat 14:00’te izleyebilirsiniz. Tel: 0 212 578 60 67 “Ressam ve Resim” adlı Mehmet Güleryüz retrospektifine paralel, 4-6 yaş grubu çocuklar için hazırlanan özel sergi gezisi birbirini takip eden dört etkinliği içeriyor. Program çocuklara masal, oyun ve sanatla dolu eğlenceli bir sergi deneyimi sunuyor. Yaş aralığı 4-6. Tarih: 21 Şubat İstanbul Modern. Tel: 0 212 334 73 41


 

Yandex.Metrica