'Kızlarımla fotoğraf çekmeye çıkıyoruz'

İş Bankası'yla yaşıt bir kurum Hatemoğlu. 1924 yılından beri Türk hazırgiyim sektörünün öncülerinden. Türk Tarih Vakfı'nın araştırmasına göre; halihazırda ayakta olan ikinci hazırgiyim markası. İlki de zaten bir devlet kurumu olan Sümerbank. Hatemoğlu, Ankara Radyosu'na reklam veren ilk Anadolu markası. Şirketin başında Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür olarak Hatem Saykı yer alıyor.

'Kızlarımla fotoğraf çekmeye çıkıyoruz'

Üçüncü kuşağın temsilcisi Hatem Bey yönetimindeki şirket; ana marka ‘Hatemoğlu 1924’ ile birlikte 2003 yılında haftasonu için tasarlanan daha dar kalıp ve daha genç ‘@html’ markasını kurdu. 2005 yılında ise İtalyan tarzında, daha stil sahibi ve elegan giyinen beyler için ‘Hatem Saykı’ markasını hayata geçirdi. 2010 yılından itibaren ‘hteen’ ile daha genç müşteri kitlesine koleksiyon sunmaya başladı. Şu anda 70 mağazası bulunan Hatemoğlu, 2024 yılında 100. yıl hedefini 350’sini Türkiye, 650’sini yurtdışı olmak üzere 1000 mağaza olarak belirlemiş. Hatem Bey, bir yandan Hatemoğlu’nu dünyaya açma planları yapıyor, diğer yandan vakit buldukça fotoğraf çekiyor. İstanbul Erkek Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezun olan Hatem Saykı başarılı ve renkli bir isim...

Evde ‘hotpot’ yapıyorum

Eskiden çocuklara yumurta kırardım, üstünü de süslerdim. Şimdi arada sırada yaptığım bir yemek var; Çinlilerin geleneksel tarzı Hotpot; ortaya bir tencere geliyor, tüm malzemeler çiğ ve özel tenceresinde masada pişiriliyor, yılda 7-8 kere yapıyorum.

6.15’te kalkıyoruz

Eşimle birlikte çalıştığımız için sabahları 6.15’te kalkıyoruz, 6.45’te evden çıkıyoruz. 7.30 gibi işte oluyoruz, kahvaltımızı da işte yapıyoruz. Ataşehir’den İkitelli’ye geliyoruz. Evden daha geç çıkarsak trafik nedeniyle yol çok uzun sürüyor. Spor yapamıyorum. Fırsat bulunca yüzüyorum biraz da kardio, haftada bir de saunaya gidiyorum.

Fotoğrafın hikayesi olmalı

Fotoğraf çekmeyi seviyorum. Benim için fotoğraf; çektiğim andaki yaşadıklarım, yaşanmışlıklar çok önemli. Aynı fotoğrafın daha iyi çekilmişleri olabilir ama öyküsü çekene ait. Canon’cuyum D5 kullanıyorum. Daha önce bende D50 vardı. Bazen kızlarımla fotoğraf çekmeye çıkıyoruz, bir konu belirleyip çekim yapıyoruz. Özellikle ortanca kızım çok düşkün. Onlarla birlikte kursa da gittik.

Arada şarkı söylerim

Klasik müziği çok dinlerim. Hem Türk hem de yabancı bestecileri çok severim. Vivaldi, Beethoven, Bach, Carl Orff takdir ettiğim bestecilerdir. Başta Münir Nurettin Selçuk olmak üzere çok beğendiğim Türk besteciler var. Türk müziğinde hüzzam ve nihavend makamları çok iyidir. Lisedeyken Türk müziği korosundaydım. Şimdi ayna karşısında mırıldanıyorum. Bir çırpıda aklıma gelen sevdiğim klasik şarkılar; ‘Akşamın olduğu yerde bekle diyorsun gelmiyorsun’, ‘Seni sevda çiçeği tacı serim’, ‘Kimseye etmem şikayet’, ‘Dönülmez akşamın ufkundayız’...

Aslan ailesi gibiyiz

Büyük kızım lise sona geçti, ortanca kızım ondan 2 yaş küçük, en küçük kızım da ilkokul 3’e geçti. Kendimi bazen ‘aslan ailesi’nde hissediyorum. Kızlarım küçükken; büyüdüklerinde kahvemi yapacak, terliğimi getirecek diye hayal kurardım. Gerçekten de öyle oldu. Yemek de yapıyorlar, kahvemi de... Artık eve gidince ‘aslan’ gibi kurulabiliyorum. Eşim de sağ olsun; iş kadını olmasına karşın evinde de başarılı bir annedir.

Floransa'da Garga ve Gargani

Uzakdoğu mutfağını çok severim. Bence işin sırrı zencefilde. Smoothie’nin bile (meyveli buzlu içecekler) içine zencefil koyarım. İtalyan mutfağını da tercih ederim. Floransa’da; Gargani, Garga, makarnalarıyla meşhur Acqua Al 2 en çok gittiğimiz küçük küçük lezzet duraklarıdır. İstanbul’da Özgür Şef’e gideriz. Bursa’da Çiçek Izgara’yı severiz.

Markalarımı giyerim

İyi giyinmeyi seviyorum. Alışverişe tek başıma çıkmayı severim. Kendi markalarımın kıyafetlerini, ayakkabılarını ve aksesuarlarını tercih ediyorum. Eğer aradığım herhangi bir ürünü kendi markalarımda bulamıyorsam, bunu bir eksiklik olarak görüp koleksiyonlara eklenmesini sağlıyorum.

Bir tabak daha mantı yemem...

Lezzeti herkes kadar iyi bilirim. Fakat fazla yemeye karşıyım, bu nedenle benim için yemek öncelikli değil. Güzel yemeği severim yalnız; “mantı şahane olmuş bir tabak daha alayım” demem. Rejimler peşinde koşmak yerine, yeme disiplinine sahip olmak daha önemli. Yemek seçmem. Abartmadan yemeli, bir de çok geç saatlerde yememek lazım.

Şangay’da yaşayabilirim

Genellikle bir haftalık deniz-kum-güneş tatilleri yaparım. Daha çok Antalya’yı tercih ediyoruz. Birkaç yıl önce çocuklarla birlikte Çin’e gittik, tavsiye ederim. Bana; “Artık İstanbul’da yaşayamazsın, kendine dünyada bir şehir seç” deseler; Şangay, New York, Floransa, Milano, Madrid gibi şehirleri sayabilirim. İklimi hep İstanbul’a benzeyen şehirleri tercih ediyorum.

Doğal taşa meraklıyım

Doğal taşlara çok meraklıyım, fırsat buldukça topluyorum. Fakat işlenmemiş doğal parçaları, mineralleri seviyorum. Onların da hikayesi olanları tercih ediyorum. Bunun yanında arada sırada resim yapıyorum. Birkaç yılda 1-2 resim çıkarabiliyorum. Resmin uğraş ve sabır gerektiren bir iş olduğunu sonradan öğrendim...


(27.07.2014 tarihli ekten alınmıştır)