'Kızsız Adam' kısmetini açtı

Cumartesi, 10 Ekim 2009 - 05:00

'Kızsız Adam' kısmetini açtı

Uzun boylu, uçuk kaçık, sürekli gülen ve espri yapan, Jim Carrey’e benzeyen enteresan bir adam. Saçları herkesten farklı, dağınık ve havada duruyor. Tişörtünde Fidel Castrol diye esprili bir yazı var.

Hayrettin Karaoğuz, nam-ı diğer ‘Kızsız Adam’ yaşam tarzıyla da giyim tarzıyla da farklı ve yaratıcı olmayı seviyor. Issız Adam’dan sonra, internette hızla yayılan Kızsız Adam videosuyla dikkat çeken Hayrettin Karaoğuz, şimdilerde Hande Subaşı’yla başrolleri paylaştığı ‘Gelecekten Bir Gün’ isimli sinema filmiyle gündemde...

İnsanları güldürmeyi çok sevdiğini söyleyen Hayrettin’in oyunculuk dışında da pek çok marifeti var. Reklamcılık yaparak işin mutfağında da yer alan genç oyuncu bir yandan da tişört tasarlıyor ve tek kişilik şovu için turne hazırlıkları yapıyor...

İnternetteki videonuz ‘Kızsız Adam’la hafızalara kazındınız. Aslında siz kimsiniz, sizi biraz tanıyabilir miyiz?

25 yaşındayım. Kadir Has Üniversitesi Reklamcılık Bölümü’nden bu yıl mezun oldum. Ailemin tek çocuğuyum. 5 yıllık bir üniversite hayatım var. Okula başladığım günden beri arkadaş grubumla birlikte hep projeler ürettik ve çektik. Başlangıçta 3-4 kişiydik, şimdi 10 kişilik bir ekip olduk.

Sonra da ‘Kızsız Adam’ı mı çektiniz?

Okulda zaten birçok proje hazırlıyorduk. Başlangıçta kameramız yoktu. Kendimiz bir yerlerden temin ediyorduk. Önce kamera hayalleri kurmaya başladık. Nasıl alsak, etsek derken bir kameramız oldu. Bir şekilde bütçeden kıstık ve bir kamera edindik. Sonra ufak tefek reklamlar çekmeye başladık. Her ders arasında çekim yapıyorduk. Okul bitiyordu, biz okulda kalıp yine çekim yapıyorduk. 200’e yakın çekilmiş projemiz var. Okulda büyük bir arşivimiz oldu. Tabii bunların hepsi okul içindi.

Ne zaman okul dışına çıkmaya başladı? Yani profesyonel hayata ne zaman atıldınız?

Yine okulda ‘Pump it’ şarkısına bir klip çektik. Klipte okuldan 200 kişiyi oynattık. Şarkının bütün sözlerini 200 kişi tek tek söyledi ve birleştirdik. Bu arada bütün videolarımızı da youtube’a yüklüyorduk. 200 kişiyi oynatınca otomatik olarak bu 200 kişi klibi izledi. Onların yakınları derken birçok kişi videoyu youtube’da tıkladı. Sadece onların da değil. Okul adına böyle bir proje yapınca diğer üniversitelerin dikkatini çekmeyi başardık. Böylece Kadir Has Üniversitesi’nden bir grup öğrenci olarak adımızı duyurmaya başladık. Üniversitelerin bloglarında konuşulmaya başladık. Yani önce okul içinde kendimizi kanıtladık, sonra okul dışına çıkmaya başladık. İnternet reklamları çektik. Aslında hiçbir şey bir anda olmadı. En baştan beri basamak basamak ilerliyorduk.

Peki ‘Kızsız Adam’?

Ekip olarak film izlemeyi çok seviyorduk. ‘Issız Adam’ diye bir film çıkmış. Herkes konuşuyor, filmden çıkanlar ağlıyor, herkes fimle ilgili yorum yapıyor. Elbette merak ettik ve filme gittik. Çok beğendik. Ama biz başka bir yönden daha beğendik. Filmden çıkınca aklıma filmle ilgili türlü türlü espriler gelmeye başladı. Bir de bu gözle izleyelim istedim ve tekrar filme gittim. Sinemada arkamdaki adam kız arkadaşına “Ben galiba ıssızım, ıssız adamım” dedi. Sinema çıkışında bu adamdan 100 tane gördüm. Herkes ıssız olmuştu.

Meğerse bütün erkekler ıssızmış değil mi!

Evet, herkeste bir ıssızlık. Olaya yüzeysel bakıyorlar. Derinliğe inen erkek sayısı azdır. Çoğu yüzeysel bakıyordu ilişkilere. Bu yüzden biz de onu ti’ye aldık. ‘Siz ıssız değilsiniz, siz kızsızsınız, bu yüzden böyle olmuştur’. O esprilerin yanına bir ana fikir de koyunca ‘Kızsız Adam’ çıktı. Hemen eve gidip kafamızda kalanları kağıda döktük. 5 günde yazdık, 3 günde çektik, 3 günde kurguladık. Sonra da ‘Kızsız Adam’ı internete koyduk.

Ve çok beğenildi, bu kadar ilgi bekliyor muydunuz?

Çekimler sırasında arkadaşlarıma hep “Bu bizim dönüm noktamız olabilir” diyordum. Projeyi internete koyduktan sonra yorumlar gelmeye başladı. 30,40, 100, 150 falan derken epey bir kişiye ulaştık.

Sokakta sizi tanıyorlar mı?

Evet tanıyorlar. ‘Kızsız Adam’ diye bağırıyorlar. Bir gün caddede yürüyorum. Bir araba gördüm, içinde 7 erkek vardı. “Kızsız Adam arabaya gel, bir kişilik boş yer var. Beraber gezelim. Biz de kızsızız” diye seslendiler. Böyle epey anım var.

Peki sizin kızlarla aranız nasıl?

Kızsız işte.

Hayatınızda biri yok yani? Şimdilik yok. Ciddi anlamda bir kız arkadaşım olmadı ama aşık olduğum, sevdiğim insanlar oldu.

Oyunculuk hep var mıydı yoksa sonradan mı kanınıza girdi?

Ben ezelden beri insanları güldürmeyi çok severim. Hikayeler anlatmayı severim. Güldürmek için çabalarım. Aile arasında da hep böyleydim. Bu noktaya kadar geldi.

Yakında bir sinema filminiz vizyona giriyor? Ekibe nasıl dahil oldunuz?

Evet. ‘Gelecekten Bir Gün’ aralık sonunda sinemalarda gösterilmeye başlanacak. Proje bana geldiğinde senaryoyu okudum. Doğallığı olan bir senaryoydu. Bana çok samimi geldi. Çok absürd komedi değildi. Romantik komedi oldu. Draması da var içinde. Benim arkadaşlarımla yaptığım bir proje olsaydı biz sadece absürd komedi üzerine giderdik. Senaryo çok hoşuma gitti. Oyuncu kadrosu çok güzel. Yapımcıyla da anlaştık. Yönetmen de çok iyiydi. Biz de başladık çekimlere.

Nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?

Hayatında hep şansızlıklar yaşayan, bunları yenmek için uğraşan ama bir türlü yenemeyen bir karakteri oynuyorum. İntihar ediyor, bir şeyler görüyor. Melekler geliyor yanına. İntihar etmeseydi ne olacaktı diye hayatından 5 yıl sonraki bir gün yaşatılıyor. O günü gördükten sonra ne gerek vardı bunlara durumu oluyor. İsyankar bir adam.

Bir sinema filmi teklifi geldiğinde şaşırmadınız mı?

Zaten teklifler vardı. Turkcell reklamlarında oynadım. Sinema olarak ilk bu proje geldi. İnsan şaşırıyor ama çok da şaşırmadım açıkçası. Zaten oyunculuk hayatımda hep olan bir şeydi.

Hep komedi mi oynayacaksınız yoksa her rolün oyuncularından mısınız?

Şimdilik öyle. İçimde bir enerji var. Bu enerji varken de yapmak istediğim şeyi yani komedi yapmak istiyorum. 5-10 yıl sonra normal roller de olabilir. Drama da olur, romantik de. Ama önce komedi. Kafamda absürd komediyle ilgili pek çok proje var. Önce bunları hayata geçireyim. Sonra neden olmasın?

Yeni bir jön olmak gibi bir idealiniz ya da hayaliniz var mı?

Yok, hiç olmadı.

Ya dizi teklifi?

Gelmez mi! Ama çok erken olduğunu düşünüyorum. Dizi setleri biraz daha yorucu ve tempolu. Çalışma saatleri belli değil. Çok emek gerektiriyor. Başka bir şeyle uğraşamıyorsunuz. Ben tek bir yerde kalmayı çok sevmiyorum. Bana başka şeyler için de zaman kalmalı. Dizi yıpratıcı bir sektör. Şu an için erken olduğunu düşünüyorum. Ama seneye ya da bir dahaki seneye olabilir. İyi bir proje gelirse bu aralarda olur ama benim için birinci planda değil. Şu anda tek kişilik şovuma yoğunlaştım.

Tek kişilik şovunuz da mı var?

Tek kişilik şovuma geçen sene şubat ayında başladım. Ortaokuldan beri hayalimdi. Taksim’de bir kültür sanat evinde oynadım. Sonra turnelere çıktık. İzmir, Kahramanmaraş gibi pek çok şehir gezdik. Kasım ayında tekrar başlamayı düşünüyorum. Şovu yeniliyorum. Karışık bir şeyler yapıyorum. Daha geniş kitlelere oynayacağım, çok güzel olacak.

İnternette sizin için ‘Mimiklerin efendisi’ diye yazmışlar...

İnsanlar bir noktayı bulduklarında abartıyorlar, ondan. Karikatür gibi yani.

Mimiklerinizle, oyunculuğunuzla Jim Carrey’e benzediğinizi düşünüyor musunuz?

Çok hareket komedisi yapan komedyen yok. Bu yüzden benzetmeleri normal. Mimik yaptığımda benzetiyorlar. Normal durduğumda benzetmiyorlar.

Oyunculuk, reklamcılık başka ne gibi marifetler var?

Oyunculuk zaten vardı. Reklamcılık okuduğum için çeşitli yerlerde çalıştım ve reklam yazarlığı yaptım. Böyle projeler üretirken 10 kişilik ekibimizle ‘Neden kendi ajansımızı kurmuyoruz?’ diye düşündük ve ik üç ay önce Reklam Bahane isimli şirketimizi kurduk. Bir de Film Bahane var.

Projeler gelmeye başladı mı?

Evet. İki aydan beri çalışıyoruz. Çok güzel gidiyor. Komedi hayatımda hep olacak ama reklamcılıktan da kopmak istemiyorum. Hayalim gerçekleşti. Yaratıcılık süreçleri epey zevkli geçer. Ondan mahrum kalmak istemem. İşin iki tarafındayım anlayacağınız. Ayrıca kendi tişörtlerimi kendim yapıyorum. Hepsi ayrı bir espri barındırıyor. Genelde kendi yaptığım tişörtleri giyerim zaten. Hayatımda da, giyim tarzımda da yaratıcı olmayı seviyorum.

Eylem Keskin-POSTA

[email protected]

3