KKTC'nin tamirci lideri

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat hakkında merak edilen her şey Radikal Gazetesi Yazıişleri Müdürü Erdal Güven'in Doğan Kitap'tan yayımladığı “Adam, Talat'ın Kıbrıs'ı” adlı kitabında gün ışığına çıktı

KKTC'nin tamirci lideri

.Talat, çocukluğundan evliliğine, siyasetten KKTC’nin kuruluş sürecine kadar birçok ayrıntıyı Erdal Güven ile paylaştı. İşte Talat’ın bazı çarpıcı açıklamaları:

‘TÜBİTAK BURSU KESTİ’

“ODTÜ’de (Ortadoğu Teknik Üniversitesi) mühendislik okurken TÜBİTAK bursu aldım. Burs ödenmeye başladı. Ancak bir dönem sonra Kıbrıs Türk Milli Eğitim Bakanlığı’ndan TÜBİTAK’a bir yazı gitti ve benim bursumun kesilmesi istendi. ‘Türkiye’nin Kıbrıs politikasına aykırı davranışlarından ötürü bursunun kesilmesi’ diye. Ve kesildi bursum.”

‘ANNEM EVE, BEN DAĞA!’

“Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesi sırasında Türkiye’deydim. Birinci harekat ile ikinci harekat arasında çıkarma gemisiyle çıktım Kıbrıs’a. Denizin ortasında feribottan inip çıkarma gemisine bindik. Tam 1 Ağustos’ta. Karaya çıkar çıkmaz göreve gittim hemen, eve bile uğramadan. Annem de benimle beraberdi. Annem eve, ben dağa!”

İŞSİZLİK SORUNU VARDI

“Üniversite dönüşü yağ değirmeninde de çalıştım işsizlikten. Sonra uzun süre buzdolabı tamirciliği yaptım. Şimdi bile oluyor, ‘Bizim dolabı siz tamir etmiştiniz’ diyenler.”

‘O GÜN EVE GİDİP AĞLADIM’

“Tartışmalar yoğun biçimde sürüyordu. CTP sık sık bildiri yayınlıyor, ‘Ayrı devlet taksimdir, taksime hayır, ayrı devlete hayır’ diye. 14 Kasım gecesi saat 24 gibi CTP Parti Meclisi toplantıya çağrılıyor. Toplantıdan önce Denktaş, ‘Yarın KKTC’yi ilan edeceğiz. Devletin kuruluşunu reddeden bir parti kapatılır’ diyor. Saat 5’e kadar tartışıyoruz. Sonuçta oylama yapılıyor. 13’e karşı 14 oyla KKTC’nin ilanına onay kararı çıkıyor. Ben tabii ‘Hayır’ oyu kullandım o zamanki şartlarda. Dahası büyük mücadele verdim ‘Evet’ çıkmaması için. O gece eve döndüğümde ağladım. Hayatımda ilk kez... ‘Hayır’ demeliydik. Sonra ceremesi neyse öderdik.”

‘HALK ZORA SOKULDU’

“KKTC’yi ilan etmek kadar yanlış bir hareket yoktu. Hem Kıbrıs Türk halkı zora sokuldu, hem de Türkiye dünyada çok ağır baskılarla karşılaştı. Varsayın ki KKTC bütün dünya tarafından tanındı. Eski zamanlardaki gibi taksim olamaz ki artık. Ne olur? Federasyon olur. Sonuç değişmez.”

‘AK PARTİ OLMASAYDI...’

“AK Parti, Türkiye’nin Kıbrıs politikasını değiştirmeseydi ne ben bu koltukta oturuyor olurdum, ne de Annan Planı bırakın kabul edilmeyi oya bile sunulabilirdi. 2000 yılında da seçime katılmıştım ve yüzde 10 oy almıştım. Beş yıl sonra ise yüzde 56’ya yakın oy topladım.”

‘ERDOĞAN: TALAT ZINDIK YAHU!’

“AK Parti’nin iktidara gelmeden önce bazı ilerici aydınlarla çalıştığını biliyorduk. Bunları biz de tanıyorduk. İçlerinden biri, benden söz etmiş Tayyip Erdoğan’a bir gün. ‘O zındık yahu’ demiş Erdoğan. Yani Allahsız, dinsiz... Bizi hem biliyor, hem bilmiyor o dönemde.”

‘DENKTAŞ'A BENZEMİŞİM!’

“Denktaş eskiden beri marjinal görüşteydi. Bugün bu tutumu açığa çıktı. Aşırı milliyetçi kesimi temsil ediyor. Denktaş bir dünyalı gibi düşünmez. Dünyayla içli dışlı bir Türklük düşlemez. Bana ‘Yeni Denktaş’ denmesi, Güney Kıbrıs’ta çözüm istemeyen Kıbrıslı Rumların çözümsüzlüğün sorumluluğunu, çözüme ‘Evet’ demiş Kıbrıslı Türk lidere fatura etme gayretinden kaynaklanmaktaydı. Denktaş’a benzemişim! Söyleyin bakalım, Talat’ın çözüm istediğinden kuşkunuz var mı?”

DÜNYAYA MEYDAN OKUDUK

“Çözüm olmadı. KKTC’nin tanınması için uğraşır mısınız?’ diye sorarsanız şöyle derim size: Bütün uğraşlara rağmen bu sağlanamadı. Bırakınız tanınmayı, tanınmanın telaffuz edilmesini bile başaramadılar. Bir de Kosova örneğine bakın. Kosova adım adım, dünyayla uyum içinde, en azından dünyanın bir kısmıyla uyum içinde yürüdü ve sonuçta bağımsızlığını ilan ettiğinde bazı ülkeler tanıdı. Kosova’nın iki üç yılda yaptığını biz 30 yılda yapamadık. Çünkü biz dünyaya meydan okuyarak bu işi başaracağımızı hesapladık.”

'MANTIK EVLİLİĞİ YAPTIK'

“Eşim Oya Talat ile ODTÜ’de tanıştık. İkimiz de aşık rolü oynamadık hiçbir zaman. Bizimkisi mantık evliliğiydi! O da öyle der herhalde. Biz birbirimizi görüp aşık olmadık. Onun anlattığına göre benim düşüncelerimi, hareketlerimi, tartışmalarımı, mantığımın sağlamlığını görerek beğenmiş. Ben de onu elbette bir kadın olarak beğendim, ama karakterini, huyunu, suyunu da... Aynı görüşleri paylaşıyorduk.”