Koç: Başbakan'ın bu at takıntısı nereden geliyor?

CHP sözcüsü Haluk Koç, okullarda kıyafet serbestliğini sağlayan değişikliğe tepki gösterdi. Koç, Başbakan'ın 'Muhteşem Yüzyıl' ile ilgili eleştirisini de fotoğraflarla değerlendirdi

Koç: Başbakan'ın bu at takıntısı nereden geliyor?

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, okullarda kıyafet serbestliğini sağlayan değişikliğe ilişkin, "Burada temel amaç; hiç kimse kafasını kuma gömmesin, 4+4+4 yasasıyla delik deşik edilen eğitim birliği ve laik eğitim kavramlarını tamamen yok etme girişimidir" iddiasında bulundu.
CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, başkanlığında toplandı.

Koç, toplantı devam ederken, gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çok sayıda sorun varken, "Muhteşem Yüzyıl" dizisini "diline doladığını" ifade eden Koç, "Beğenen izler, beğenmeyen izlemez sonuçta sanattır. Sayın Başbakan’ın yaşamın her alanına müdahale etme hakkını kendinde görme mantığı çok yadırgatıcı" diye konuştu.
Başbakan’ın diziyi eleştirirken Kanuni Sultan Süleyman’ın 30 yılını at üzerinde geçirdiğine ilişkin ifadeler kullandığını belirten Koç, Kanuni Sultan Süleyman’ı atın üzerinde, Başbakan Erdoğan’ın da attan düşerken çekilen fotoğrafını gösterdi.

Koç, "Bu at takıntısı nereden geliyor aklınıza gelebilir. Sayın Başbakan’ın geçmişinde gerçekten atlarla ilgili kötü anılar var. Bu takıntı da oradan geliyordur. 30 yılı bırakın 5 saniye bile atın üzerinde duramayan ve kendisini yeni dönemde başkanlık arayışlarıyla padişahlık biçen bir Başbakan’ın manzarası da ortaya çıkıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Okullarda kıyafet serbestliğini sağlayan değişikliğe ilişkin de Koç "AKP çocuklarımız üzerinden toplum mühendisliğine maalesef devam ediyor" görüşünü ileri sürdü.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in eğitim düzenine bakış açısının çok açık bir şekilde ortada olduğunu savunan Haluk Koç, şunları kaydetti:

"Burada temel amaç; hiç kimse kafasını kuma gömmesin, 4+4+4 yasasıyla delik deşik edilen eğitim birliği ve laik eğitim kavramlarını tamamen yok etme girişimidir. Kimse bu konuda saf olmamalı, konuyu başka yönlere ağırlık vererek tartışmamalı. Bu şekilde varılmak istenen ilk ve orta öğretimde; mahalle, çevre, okul ve yandaş öğretmen baskısıyla güya kıyafette serbestlik getiriliyor ama başka bir tek tip kıyafete gidişi zorlamaktır."

Başbakan’ın "Herkes kendi ekonomik gücüne göre çocuğuna, çoluğuna istediği giysiyi giydirebilir" dediğini öne süren Koç, Başbakan Erdoğan’ın siyaseten yoksul tabandan koptuğunu öne sürdü.

Halkın, velilerin süreçten rahatsız olduğunu iddia eden Koç, şunları söyledi:

"Tek tip kıyafetin amacının ilk ve orta öğretimde çocuklar arasında bir ayrışma yapmamaktır. Getirilen yönetmelikle, çocuklarımızın obje olarak alındığı ve kendi siyasi tasarruflarını, toplum mühendisliklerini çocuklarımız üzerinden yaşama geçirmeye çalışan bir gizli mantık bunun arkasında yatıyor. Yönetmeliğin siyasi yönü önemli. Siyasi yönü tehlikeli bir gidişi işaret ediyor. Yani başka bir yaşam biçimi çocuklarımız üzerinden topluma dayatılmaya çalışılıyor. Kıyafet serbestisi getiriliyor ama dolaylı olarak bir başka tek tip kıyafet zaman içinde zorunlu hale getirilmeye çalışıyor."

Koç, süreci takip edeceklerini bildirdi.

-Suriye konusu ve Patriot füzeleri-

Koç, Türkiye’nin NATO’dan talep ettiği Patriot füzelerine ilişkin İran’dan gelen açıklamaları hatırlatarak, son gelişmelerle beraber, Türkiye topraklarında artık NATO gücü de olsa yabancı askerlerin bulunacağını söyledi.

"Suriye operasyonun, bir NATO operasyonuna dönüştüğünü gördüklerini" dile getiren Koç, "Bu Patriotlar sadece Türkiye’nin savunması için değil aynı zamanda İsrail’in savunması için Türkiye topraklarında konuşlandırılmaktadır" ifadelerini kullandı.

Patriot füzelerinin Türkiye’de konuşlanmasına en çok sevinen ülkelerin başında İsrail’in geldiğini ileri süren Koç, İsrail İstihbarat Örgütü MOSSAD’a yakın bir internet sitesi olduğunu söylediği "Debka" isimli internet sitesindeki bir analiz metninden bahsetti.

Analizde "Patriotların bir ABD-Türkiye ortak operasyonu olduğundan ve Suriye’ye yönelik ortak harekatın İsrail’i de rahatlattığı" ifadelerinin yer aldığını anlatan Koç, ayrıca NATO’nun da devreye girmesiyle Suriye’ye yönelik operasyonun Gazze’yi dikkatlerin gerisine ittiğini savundu.

Koç, bu nedenle analizde "Teşekkürler Türkiye" ifadelerinin yer aldığını belirterek, "İsrail rahatlıyorsa, adeta MOSSAD üstü örtülü olarak değil, alenen teşekkür ediyorsa bütün bu operasyonların Malatya’daki radar üssünün, Suriye sınırına yerleştirilen patriotların asıl kime yarar sağladığını artık herkesin net bir şekilde görmesi gerekiyor. Başkalarının kontrolündeki bir kumanda işleviyle, Türkiye her an iradesi dışında istemediği bir çatışmanın içine itilebilir. Bu konuda CHP’ye ve Türk halkına ciddi sorumluluklar düşüyor" dedi.

-Emniyet Amiri Şan’ın ölü bulunması-

Hozat İlçe Emniyet Amiri Çağlar Şan’ın, ölü bulunmasının önemli bir olay olduğunu dile getiren Haluk Koç, ancak bu konunun üzerinde yeterince durulmadığını öne sürdü. Şan’ın intihar ettiğinin söylendiğini hatırlatan Koç, "Ölümün ardındaki gizlilik ve sis perdesi kendisini koruyor. CHP olarak bu intihar olayının ardındaki karanlığın araştırılmasını istiyoruz" dedi.

Koç, İçişleri Bakanı’nın, "Hozat’ta vatandaşlar ne zamandan beri fişleniyor? Fişlenme yıllara dayanıyorsa bedeli, Şan’a mı ödettirildi? Hozat’a gönderilen mülkiye müfettişi Kemal Çeber, daha önce Hozat’ta kaymakamlık yaptıysa bu hangi yıllardadır? Çeber döneminde fişlenme yapıldığı gerçek midir?" sorularına da yanıt vermesini istedi.

CHP Sözcüsü Koç, dokunulmazlık konusunun dün yine gündemde olduğunu ifade eden Koç, CHP’nin bu konudaki tavrının açık ve net olduğunu söyledi. Koç, Anayasanın 83. maddesinin tamamen değiştirilmesi gerektiğini, milletvekilliği dokunulmazlığının sadece kürsü dokunulmazlığı ile sınırlı kalması gerektiğini kaydetti.

Koç, "Başbakan ne zaman esip gürlese, ne zaman hedefine birilerini koysa bilin ki perde arkasında başbakan o konuyla ilgili başka yerlerle bir şekilde tavizler veren görüşmeler yapıyordur, ya da yaptırıyordur" iddiasında bulundu.

-Darbe Komisyonu Raporu, anadilde savunma hakkını öngören tasarı-

CHP’nin Darbe Komisyonu Raporu’nun içeriğine katılmadığı yönünde bir açıklama yaptığının anımsatılarak, "Önümüzdeki dönemde daha uzun çalışan yeni bir komisyon kurulması yönünde teklifiniz olacak mı?" sorusu üzerine Koç, konunun MYK’da değerlendirilmediğini söyledi.

Komisyonun Meclis İç Tüzüğü’nde yazan görev kapsamı dışında bir sorgulama, yargılama makamıymış gibi birtakım davranışlar içine girdiğini gördüklerini anlatan Koç, "Bu konuda bir önceki Sayın Genel Başkanımızın komisyona daveti sırasında yaptığı açıklama manidardır. Yine Sayın Demirel’in yaptığı açıklamada aynı şekilde. Sayın Başbakan’ın kendini her şeyin mağduru olarak sunan açıklaması var. Oysa Sayın Başbakan’ın bu süreçte burnu dahi kanamamıştır. Bütün bunları tabii ki değerlendirecek ve CHP’de komisyonda geniş bir muhalefet şerhi yazacak, orada da görüşlerini göreceksiniz" yanıtını verdi.

Anadilde savunma hakkını öngören tasarıyla ilgili CHP’nin görüşlerinin sorulması üzerine ise Koç, CHP’nin alt komisyon raporuna yazdığı şerhi hatırlattı.

CHP’nin, ana komisyonun toplantısında da getirilen maddenin anayasa aykırılığı noktasında, üçüncü madde başta olmak üzere net tavrını ortaya koyduğunu anımsatan Koç, şunları söyledi:

"Bizim söylediğimiz şudur; CMK 202 bugün, bu çerçevede tartışılıyor. Bu açlık grevleri ve sonrasında gelişen olaylarda perde arkasında Başbakan’ın, BDP’lilerin daha önceki bir olayla ilgili fezlekelerini de gündeme getirerek esip, gürlemesi bir yana, perde arkasında BDP’nin illegal boyutuyla görüşmeler yapılarak, sürecin bir yere taşındığı ve daha sonra anadilde savunma mantığının kamu alanında da bir başka dili resmi dil olarak tanınmaya götürecek adımları attıklarını gösteriyorlar. Bunu 30 Eylül’deki AKP Kongresi’nde ortaya koydukları çalışma raporunda da ifade etmişlerdi. Başbakan ne kadar esip gürlerse gürlesin, perde arkasında her türlü tavizi veren bir mantık yatıyor. CHP İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi, 3’ncü bendindeki kavramı CMK 202’ye monte edecek bir öneriyi de getiriyor. AKP’nin getirdiği öneri bir teslimiyettir. Perde arkasında yapılan pazarlıklarda bunlar var. Oslo protokolünde bunlar var. Bunlar bu kürsüden 9 madde olarak açıklandı, izledikleri stratejinin kilometre taşları orada ifade edildi. Şimdi hepsini uyguluyor."