Koç'a holding fikrini veren kadın!

Salı, 10 Ağustos 2010 - 05:00

1960’ların ilk yıllarında  Koç bünyesinde, ortak mali raporlama amacıyla bir girişim başlatılmıştı. İsak de Eskinazis liderliğindeki bu oluşuma Mali Grup deniliyordu. Bu toplantılardan sonuncusuna, herkesin dikkatini çeken genç bir iş kadını da katılmıştı. Aynı zamanda Robert Koleji’nde ekonomi eğitimi veren Filiz Ofluoğlu, grubun, ‘Personel Daire Başkanlığı’ bölümünü yönetiyordu.

Holding fikrini atan genç kadın

Ancak, Ofluoğlu, bir gün merhum Vehbi Koç’un Büyükdere’deki yazlık köşkünde ortaya attığı tez ile herkesin dikkatini üzerine çekmişti. Vehbi Bey’in hoşuna giden konuşmada, patronu ve yöneticilere seslenmişti: “Vehbi Bey başta olmak üzere sizler, olağanüstü iş yaratma kabiliyetinizle bu müesseseyi bugünlere kadar getirdiniz. Sizin gibi dahiler, işleri ancak bir yere kadar götürebilir. Bir gün sizden bunları devralacak olanlara, iyi yetişmiş teknisyen ve profesyonel idarecilere bırakmak zorunda kalacaksınız. Artık Koç camiasının bir tek dam altında toparlanması zamanı geldi.”

Danışmanlar davet ediliyor

Vehbi Koç, tekliften çok etkilenmişti. Hemen bir Amerikan danışmanlık şirketinden işi incelemesi ve gruba yol göstermesini istedi. Ayrıntılarına girmek istemiyorum. 1963’ün ekim ayında Koç Holding resmen kuruldu. İlk genel kurulunu ise 8 Ocak 1964’te gerçekleştirdi. Genel kurulda konuşan Vehbi Koç, holdingin kuruluşunda emeği geçenlere teşekkür ederken, Filiz Ofluoğlu’na özel bir yer ayırdı. Koç Holding’e damgasını vurmuş çok sayıda yöneticiyi tanıdım, bazılarıyla söyleşi yaptım. Bunlardan biri de Bay Eskinazis idi. Ancak, söyleşi talep ettiğimiz dönemde çok hasta idi ve bir türlü kendini toparlayamadı, vefat etti.

İnsan kaynaklarının öncüsü idi

Birkaç yıl önce de İK’nın öncülerinden Filiz Ofluoğlu’dan söyleşi talep etmiştik. Ancak, sağlığı müsait değildi. Arkadaşlarıma, “Takip edelim” demiştim. Arkadaşlar, geçen hafta bir daha arayınca, acı gerçeği öğrendiler. Filiz Hanım 6 ay önce vefat etmişti. Üstelik çok fazla kimsenin haberi olmadan, gazetelere küçük bir haber dahi olmadan... Söyleşiyi talep eden arkadaş, ben, biz hepimiz çok üzüldük. Allah’tan rahmet diliyoruz.

Yeni ve büyük şirketler örnek olmalı

Geçen hafta ‘sektörlerdeki dönüşümü’ ve ‘tekstilin gerilemesini’ yazmış, Capital500’den çıkan çok önemli dönüşüm işaretlerini paylaşacağımın altını çizmiştim. Türkiye’nin En Büyük 500 Özel Şirketi, ağustos sayısıyla birlikte yayınlandı. Capital 500’le ilgili ayrıntı isteyenler, dergide bulabilirler... Ancak, ben, ülke olarak en çok ihtiyacımız olan bir konunun, ‘Yeni ve büyük’ şirket yaratmanın altını çizmek istiyorum.

1990’larda doğan şirketler

Son 20 yılda bunun örneklerini vermişiz. Sayı yeterli mi? Değil... Ama bir takım girişimciler ve gruplar çıkıp, ‘Ben ilk 100 arasına girecek şirket yaratabilirim’ iddiasını ortaya koymuş ve bunu gerçekleştirmiş... Bazı işadamları, özellikle de sanayi kökenli olanlar, “Üretmeden satış yaparak ciro elde etmek kolay” diyorlar. Ancak, ben yeni dönemde işin en önemli parçasının dağıtım ve satış olduğuna inanıyorum. ‘Ne üretirsen satarsın’ diye nitelendirdiğimiz 1970’lerde, yerli otomobil almak için araya ‘bakanlar’ sokulurdu. O dönemlerde gerçekten de önemli olan satış değil, üretimdi. Şimdi her üründen sayısız alternatif var. Böyle bir dönemde satışı, hizmet ve ticaret şirketlerini küçümsemek çok mantıksız olur.

Örnek şirketlere bakın

Havaalanı işletmeciliği sektörünü yaratan TAV’ı alalım... Kısa sürede 2 milyar dolara yakın ciro ve 11 bine yakın çalışan küçümsenebilir mi? Sadece 10 yıl önce kurulan Teknosa, şimdi 3 bin 500 kişiye iş sağlıyor. 1990’larda kurulan ama son birkaç yıldır ‘gerçek hayatına’ kavuşan Pegasus, 1500 kişiyi çalıştırıyor. Tema Mağazacılık mesela... Başlı başına bir başarı öyküsü... Kuruluş yılı 1998 ve cirosu 1.5 milyar TL... Çalışan sayısında ise 5 bin kişiye yaklaşmış. Örnekler çok, listede görüyorsunuz... 500 şirket arasında, 500 milyon TL’nin üzerinde cirosu olan ve ‘genç’ diye nitelendirilebilecek 31 şirket var. Ama Türkiye, bu başarılı örneklerine rağmen hâlâ ‘yeni ve büyük’ şirket yaratmada, genç bir ekonomi olmasına rağmen yeterince hızlı değil.

Ali Babacan çok iyi yaptı

Gerçekten de Başbakan Yardımcısı ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, hafta sonu döviz kuruyla ilgili harika bir konuşma yaptı. ‘Dalgalı kuru tartışmaya açtırmam, sorgulatmam’ dedi. Hatta bunun, ‘Türkiye’nin ekonomik istikrarının temel ayaklarından biri’ olduğunu söyledi. Bunları Merkez Bankası Başkanı söyleyince eleştirenler, bakalım Başbakan Yardımcısı Babacan söyleyince, ne diyecekler? En çok da TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi ve onun yolundan giden yazarların görüşlerini merak ediyorum.