'Kocamı Hakan ile aldatıyorum'

Şarkıcı Yeşim Salkım hem televizyon programı hem de diziyle sezona hızlı giriş yaptı. Yeşim Salkım, beşinci eşi olan Hakan Eratik'le 'Huzur Sokağı'nda oynuyor. Çift, yasak aşk yaşayan sevgilileri canlandırıyor

'Kocamı Hakan ile aldatıyorum'

MERVE ÖZAYTEKİN

mozaytekin@posta.com.tr

Bu durum, Yeşim-Hakan Eratik ikilisinin evliliğini olumlu etkilemiş; dizi sayesinde monotonluk bitmiş, flört dönemine dönüş yapmışlar. Cine5’te yayınlanan ‘Hayata Şans Ver’ adlı programdan önce buluştuğum Yeşim Salkım’ın ilişkisindeki mutluluk, yüzüne de yansımış. 38 kilo veren Yeşim Salkım diyetinin sırlarını, evliliğini ve aile hayatını bize anlattı.

- Bir yandan dizi bir yandan program... Neden bu temponun içine girdiniz?

Eşim Hakan ile birbirimizi evde göremiyoruz. Kendime bakım yaptıracak vaktim kalmıyor. Olsun, Allah iş güç versin. Çocuğumuz Ada 1.5 yaşına girdi, büyük kızım da üniversiteyi bitirdi. Anca vakit bulduk çalışmaya.

- Neden konser vermiyorsunuz? Teklif mi gelmiyor, yoksa televizyonda olmak daha mı kârlı?

Müzik sektörü eskisi gibi iyi değil. Albüm çıkarsam tek şarkılık olacak. Bir yandan da çeşitli konserlere çağrılacak sanatçının albüm çıkarmış olması isteniyor. Albüm çıkartmadığım için daha az proje geliyor. Artık daha çok genç rockçılar, yakışıklı popçular para kazanıyor. Ben de daha çok ekstralara gidiyorum. Ocak ayının sonunda bir Türk Sanat Müziği albümü çıkartacağım. “Çapkınlığı sette yapsın”

- Eşinizle ‘Sessiz Gemi’ adlı dizide tanıştınız. Şimdi de ‘Huzur Sokağı’nda birliktesiniz. O zamandan bu zamana ne değişti? Eşinizle aynı projede yer almak size ne hissettiriyor?

Aynı setteyiz, sahnelerimiz aynı ama farkında olmadan ayrı çalışıyoruz. Hiç yanyana gelmiyoruz. İş sınırımızı çizdik. Senaryo geldiğinde herkes kendi rolüne hazırlanıyor. Dizide sevgiliyi canlandırıyoruz. Hatta Hakan “Karım kocasını benimle aldatıyor” diyor. Doğru valla; kocamı Hakan’la aldatıyorum.

- Dizide yaşadığınız yasak aşk evliliğinize nasıl yansıdı?

Heyecan ve renk geldi evliliğimize. Hamilelik, doğum sonrası, çocuk bakımı derken ilişki çok rutin gidiyor. Çocuğumun annesi, çocuğumun babası derken birbirimize, evde oturmakla yetinir hale gelmişti. Bu diziyle ilişkimiz farklılaştı. Sokakta öpüşmeye başladık. Karı-kocalar sokağa çıktığında çok rahat değildir ama flört eden çiftler çok rahattır, el ele tutuşur, öpüşürler. Biz de o döneme döndük.

- Eşinizin dizideki çapkınlığı sizi rahatsız ediyor mu?

Hayır. Gerçek hayatta olmasın da dizide istediği kadar olabilir. Orada terini atabilir.

- Siz medyanın bir dargın bir barışık çiftisiniz. Evliliğiniz talihsiz bir dönemden geçti. Tatsızlık bir kere mi yaşandı, yoksa gerçekten çok inişli çıkışlı bir ilişki mi?

Yaşadığımız tatsızlık hafifti ama göz önünde olunca basına yansıdı, büyüdü. Bir gün bile küs kalsan birine de bunu mırıldanırsan yandın. Bizimki öyle oldu. Biz beş senedir birlikteyiz ve ilk kez böyle bir tatsızlık yaşadık. Hiçbir zaman bir dargın bir barışık ilişki yürütebilecek karakterler değiliz.

- Evde roller nedir?

Benim eşim erkektir, ben de onun karısıyımdır. Evlilikteki rollerimizi çok iyi biliyoruz. Her şeyden önce evladımız var, onun ruh sağlığı için ne yapıp ne yapmamamız gerektiğinin farkındayız. Ve evimizde neysek dışarda da oyuz.

‘Evde öptüğüm adamı ekranda öpemem’

- İkiniz de sanatçısınız. Egolarınızla nasıl başa çıkıyorsunuz?

İkimizin de egoları sıfır. Bu her çiftin bulabileceği bir durum değil. O Hakan oldu, ben onu öyle sevdim, ben de Yeşim oldum, o da beni böyle sevdi. Birbirimizi tanımaya fırsat verdik. Onun en iyi arkadaşıyım, o da benim en iyi arkadaşım. Sadece çok konuşan, duygusal taraf benim. Çünkü evin kadını olarak yapılacakları hep ben düşünürüm ve sesli düşünürüm. Hakan ise düşünür ve uygular.

- Müzikalde bir rol arkadaşınızla öpüşmüştünüz. Eşinizle bir sahnede öpüşmeniz gerekse ne yaparsınız? Profesyonellik kenara mı itilir?

Biraz zor olur. İnsanın eşini evinde öpmesi daha iyi. Oyunculuk anlamında yapılabilecek bir şey ama ben tercih etmem. Profesyonellik varsın olmasın, evimde öptüğüm adamı ekranda öpemeyeceğim. Şimdilik zaten hep sarılıyoruz, henüz öpüşme yazılmadı.

- Eşiniz açık sahnelere bir şey der mi?

Der. Ne de olsa erkek egosu. “Oyuncudur yapar” dese de mesleğime hiç karışmasa da her şeyin dozu var.

- Evliliğinizi zor bir dönemden çıkardınız. Kadınlara tavsiyeniz ne?

Kadın mücadeleden çok çabuk vazgeçmemeli. Erkek defalarca gider. Kadın ise bir kez! Kadının kapıdan çıkabilmesi için defalarca düşünmesi gerekir. Kadınların fevri hareket etmemesi gerekir. Neyi kaybedeceğini çok daha fazla düşünmeli. Tabii sonuçta elde edeceğiniz çok değerliyse, mücadeleye değer. Ben eşime erkek olarak inanıyorum. İyi bir baba olduğunu biliyorum. Bu da benim için çok çok önemli.

- Siz Hakan Eratik’ten daha ünlüsünüz. Bu durum zor olmadı mı?

Mesleğimiz ne olursa olsun, biz birbirimizi seviyoruz. Eğer mesleğimizi evliliğimizin ortasına koyarsak evliliğimizi yürütemeyiz. Ben eşimi tanıdığımda oyuncuydu, bayağı iş yapmış bir adamdı. Eşim de beni tanıdığında bayağı iş yapmış bir kadındım.

- Sadece birinizin çalıştığı dönemler oldu. Zor muydu?

Ada doğduğunda ben yalnızdım, Hakan çalışıyordu. Bebeğin ilk zamanlarını göremedi. Sonra ben çalışmaya başladım, bir şekilde dengeledik. Ada, Gizem, Hakan, ben, çok güzel vakit geçiriyoruz. İş hayatını zaten kapının dışında bırakıyoruz.

- Büyük kızınız kriminal psikoloji okudu, sonra oyuncu olmak istedi. Şimdi ortalarda değil. Ne yapıyor?

Gizem aynı zamanda felsefe, tiyatro, sahne sanatları okudu. Oyunculuk yapmak istediğine karar verdi. Müjdat Gezen’in okuluna gidiyor. Kriminal psikoloji alanında çalışırken Gizem’in ruh hali etkilendi. Çok hassas bir çocuk. O yüzden biraz durmasında yarar vardı.

‘Diyet ve hareketle 38 kilo verdim’

- Bir yılda 38 kilo vermeyi nasıl başardınız?

Çok hareket ettim. Kendi işimi kendim yaptım. Çamaşır yıkadım, toz aldım, dolapları yerleştirdim, kimsenin benim için bir şey yapmasını beklemedim. Sürekli merdiven inip çıktım mesela. Ada’nın her şeyiyle ben ilgilendim, bakıcı tutmadım. Ve zayıfladım.

- Ne yediniz, ne içtiniz?

Bu tamamen kendi diyetim, herkeste aynı işlemeyebilir. Sabahları protein yedim. Bir dilim tam buğdaylı ekmek üzerine tereyağı ve bal sürdüm. Bol domates, salatalık, siyah zeytin yedim. Beyaz peyniri de siyah zeytini de yiyebildiğim kadar yedim. Zaten tuzlu olduğu için çok yenmiyor. Mutlaka yumurta tükettim. Ara öğünde bir elma veya muz... Öğlen bol salata...

Salatanın içinde tavuk, hindi, ton balığı ya da et vardı. Arada yoğurt yiyordum. Meyveli yoğurtlardan değil, normal... Akşam yemeğinde makarna, pilav, hamur işinden uzak durdum, ızgara balık, roka, ızgara et veya tavuk, yanında da bol salata yedim. Akşam 7’den sonra da hiçbir şey sokmadım ağzıma.

‘Hayatımın kitabı geliyor’

- Hayatınızın kitabını yazacaktınız hani... Kızınız da bu kitabı siz öldükten sonra yayınlayacaktı. Hayatınıza girenler, ünlü isimler bu kitapta olacak mı?

Kitap hazır. Kızımla konuştum ve çıkartmaya karar verdim. Destek Yayınları’ndan yakında çıkacak. İçinde isimler değil, hayatım olacak. Daha doğrusu bir kadının hayatı üçüncü bir gözle anlatılacak. Bu, benim içsel yolculuğum olacak.

(10.11.2012 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)