Kocamı nasıl yakaladım? (11)

Aşk doktoru Mehmet Coşkundeniz, aldatılan kadınların öykülerini kaleme aldı. Hepsi yaşanmış gerçek öyküler...

a
a
Salı, 27 Nisan 2010 - 07:15


Kocamı nasıl yakaladım? (11)

Bir dargın bir barışık yürüdü bizim ilişkimiz. Beni ailesine layık bulmadığı için evlenemedik. Ama bana söz vermişti, “Seninle olmazsam başka kimseyle olmayacağım” demişti. Bir gece onu özleyip mesaj yolladığımda bana cevabını eşi gönderdi. O sözleri veren adam, hemen bir başkasını bulup evlenmişti...

Fedakâr yüreğiyle, çekiciliğiyle beni çekmişti kendine. Liseyi çoktan bitirmiştim, bizim aşkımız okulumun yanındaki kafede başladı. Her şey çok güzel gidiyordu, kendimi bulutların üzerinde hissediyordum. El ele tutuşup gezdiğimiz parklar, gittiğimiz kafeler, arabasıyla gece turları derken birbirimize iyice bağlanmıştık. Yeri geldiğinde gülüyor, yeri geldiğinde ağlıyorduk. Rüyâlardaki kadar güzel, Türk filmlerini aratmayacak kadar romantik, temiz hislerle dolu bu aşkımızın girdabında savruluyorduk.

Bizim şahidimiz yağmur damlalarıydı zaten... Mehmet’i çok sevmeme rağmen aşırı kaprislerim nedeniyle ve başkalarının sözlerinden etkilenerek gereksiz yere aşkımıza noktayı koydum. Bu çalkantılar içerisinde Mehmet askerliğini yaptı, geldi ve aynı beklediğim gibi de benimle evlenmek istediğini söyledi. Fakat giyimimle, kuşamımla, bu rahat tavırlarımla ailesine karşı zorlanacağını benim bu konulara eğilmem gerektiğini kısaca kapanmam gerektiğini söyleyince çıldırmış, şaşkına dönmüştüm.

Ben 19’uma basacaktım. Beni bu halimle beğenmiş ve kabul etmişti. Bu olay beni psikolojik olarak çok etkilemişti. Kafamı toparlamak için bir yaz tatiline arkadaş grubumla gideceğimi ona duyurmuştum. Tesadüfe bakın ki; Şile’de bir gece barda eğlenirken karşıma çıkıverdi. Kıskançlık krizlerine girmişti ve apar topar barı terk etmiştik... Onun benim arkama düşüp beni kur yapan kişilerden kıskandığını, benimle konuşmak için yanıp tutuştuğunu gözlerinden okuyordum.

Açıkça yalvarıyordu. “Bir kere olsun beni dinle” diyordu. Fakat benim grubumdaki arkadaşlarım tam tersini söylüyorlardı. Çünkü, bu bir tatildi. Tam bir ikilem içerisindeydim. Tatil bitimi Ankara’ya geldiğimde Mehmet beni arayıp sormamaya başladı. Psikolojim tamamen bozulmuştu, ilgisizliğe alışkın bir kız değildim. 

KAÇAN KOVALANIRMIŞ  



O kaçıyor ben kovalıyordum. Roller değişmişti. Benim ona sevgim bin kat artmıştı. Ama karşılığını alamıyordum. Onun arkadaşları da, benim Mehmet’in ailesine uygun bir gelin olamayacağımı söylemişler. Halbuki aşkımızı yeniden canlandırıp ilişkimizi kurtarabilmek için var gücümle çaba sarfediyordum ama hiçbir etkili durum yakalıyamıyor, hüsrana uğruyordum.

Mehmet niye böyleydi, neyden korkuyordu, neden kendine güveni yoktu ki? Yine bir tatil döneminde ben bana verdiği hediyenin yanında bir de aşkımızı anımsatan bir CD yapıp ona sundum. Çünkü, bende kaldıkça bana daha da acı veriyordu. Başı öne eğik, bir elinde sigarasıyla avucuna sunduğum yüzüğü alırken irkilmiş ve parmaklarının arasından sigarası kaymıştı. Ve gözündeki yaşları saklayarak arkasını dönüp gitmişti.

O an ona bütün gücümle sarılmak istemiştim, sımsıkı ve asla bırakmamak üzere... Fakat yapamadım. İçimden birşey kopup gitmişti ve biz ayrılmıştık bu benim ona son yakınlaşmamdı. 

'BENİ BİR DAHA ARAMA'

Fiilen ayrılmamıza rağmen kalben kopamamıştım. Her fırsatta telefonla sesini duymak için onu rahatsız eder olmuştum. O da bunun farkındaydı. Etrafımda tiril tiril delikanlılar olmasına rağmen hiç birine karşı birşey hissetmiyordum. Aklımda, fikrimde, hayalimde, rüyamda, her şeyde o vardı. Bu da beni depresif durumlara düşürmüştü. Ailemin desteği ile psikolojik tedavi gördüm. Ucu nerdeyse intihara gidiyordu. Acaba Mehmet için değer miydi ki? Günler aylar geçti.

Her Sevgililer Günü’nde mutlu sevgilileri el ele gördükçe benim içim acıyordu. Tedavi bir şeyi değiştirmedi. Sadece ölü gibi etraflarda dolanıp duruyordum. Herkesin, çevremin bakışı beni üzüyordu. Çünkü, onları da kırıyordum. Artık bilincimi yitirme konumuna bile gelmiştim. Kimseyle konuşmuyor, izne ayrılıp çalışmıyordum da... İçime kapanmıştım. Benim arkadaşlarım yıldızlardı. Şarkılar bana güç veriyordu. Onlarla mutlu oluyordum.

Birden cesaretlenerek konuşmak istedim. Bana aynen şöyle dedi: “Seni seviyorum ama seninle olamaz. Bir başkasıyla da olamaz. Bitti! Beni bir daha arama.” Ben bir kez daha yıkılmıştım. Sevdiğini söylüyordu ama neden birlikte olamıyorduk?

BAŞKASIYLA YAPAMADIM



1 yıl daha geçti. Biraz durulmuştum. İşime gücüme vermiştim kendimi. Görücülerim geliyordu, hepsi de mükemmel insanlardı. Evliliğe bir türlü adım atamıyordum. Sanki bir yerlerde takılıp kalmıştım ama yine de kendim için bir şans daha vereyim diye yeni bir arkadaşlığa yelken açtım. Hakan’la tanıştım. Önceden beri benden hoşlanıyormuş. Gezdik, yedik, içtik birkaç defa çıktık. Onun bu denli yaklaşımlarına rağmen kendimi Hakan’a yakın hissedemiyordum. Çünkü, Mehmet’i hala unutamamıştım.

Karar aldım Hakan’ın duygularıyla oynamak istemiyordum. Hakan’dan ayrıldım. Monoton bir yaşantı içerisinde gidip geliyordum. Memur arkadaşım beni kardeşiyle tanıştırdı. Aynı iş yerinde olduğumuz için arkadaşım Ece’yi bazen iş çıkışı alıyordu ve beni beğendiğini konuşmak istediğini söylemiş.

Hafta sonu, Ece ve ağabeyi Mertcan’la buluştum. Ece bizi yanlız bıraktı ve biz konuşup tanıştık. Aylar sonra aramızda soğuk rüzgarlar esti çünkü, bir türlü aklımdan Mehmet’i çıkaramıyordum. Sanki ben onun için yaratılmıştım, saçma da olsa... 

BİR MESAJ BENİ YIKTI  

Haftalar sonra bir gece durduk yerde yatağımdan kalkıp elim telefona uzandı. Onun her zaman açık olan telefonuna şu mesajı yazdım: “Artık vurduysan öldür bari, beni böyle yaralı bırakma son darbeyi indir, ben nerde olduğumu bileyim. Sana yalvarıyorum.” Bütün gururumu ayaklar altına almıştım. Daha dakikası geçmeden telefonuma mesaj geldi ki, o an yıkılmıştım.

Bir kadın, “Evli birine gecenin bu saatinde böyle bir mesaj yazılır mı?” diye bana çıkışmıştı. Dünyam başıma yıkılmıştı. Bir kuyunun içinde aydınlık yol arıyordum. Hani o adam nerdeydi? Asla evlenmeyeceğim diye beni oyalayan, beni sevdiğini söylediği halde senelerimi çalan adam tutup evlenmişti. İnanamıyordum. Ağlıyor, kahroluyordum ama aynı zamanda hafifliyordum da. Sanki acılarla karışık bir yük de üzerimden kalkıyordu.

Sevgiyle nefreti aynı anda yaşıyordum. Yine de o kadından özür dileyip telefonu kapattım. Çünkü, ben başkasının mutluluğu üzerine yuva kurmayı planlayan biri olamam. Kısa zaman sonra aradığım mutluluğu nihayet kariyer sahibi, dünyalar tatlısı bir adamda buldum. Şu an onunla çok mutluyuz. Boşa geçirdiğim onca yıllarıma dönüp baktığımda ne denli bir yanlıştan döndüğümü daha iyi anlıyorum.

Önceki yazılar...

Bir metres gibi yaşıyordum

Önce kız kardeşimle, sonra patronun baldızı ve karısıyla...

Parayı buldu, fahişelere koştu

Beni görünce kıpkırmızı oldu

Odasına önce beni, sonra Yeliz'i çağırıyordu 

Askerdeydi, terk ettim, fena ödetti!

Bir akşam içti içti...

İşyerinde değil, sevgilisinin koynundaydı

Cep telefonunu benden saklıyordu...

Arkadaşına anlatırken yakaladım

 

3