Kocamı nasıl yakaladım? (4)

Aşk doktoru Mehmet Coşkundeniz, aldatılan kadınların öykülerini kaleme aldı. Hepsi yaşanmış gerçek öyküler...

Cuma, 16 Nisan 2010 - 08:00

Kocamı nasıl yakaladım? (4)

Evlenmek için peşimde koşan, bin takla atan adam daha balayımızın ilk günü gerçek yüzünü gösterdi. Sanki kendisine bir hizmetçi almıştı. Bu işkence tam 1 yıl sürdü. Sonunda beni aldattığını öğrendim. İşte aradığım fırsat buydu. Bunu yüzüne karşı söyleyince ayrılmaktan başka çaresi kalmadığını da anladı.

Yıllar önce birçok genç kız gibi okulumu bitirip meslek sahibi olmak ve kendi ayaklarım üzerinde durabilmek en büyük amacımdı. Bunun için çok sistemli ve düzenli çalıştım. Nihayet üniversiteden mezun oldum ve atamam yapıldı. Görevime başladım. İşimden çok memnundum. Burada benimle ilgilenen iki kişi vardı. Daha deneyimli olduklarından bana yol gösteriyorlardı. Tolga içine kapanıktı.

Okan, çok daha rahattı. Birbirlerine karşı sanki soğuk savaş halindeydiler. Ben bunun daha önce aralarında geçen bir olaydan kaynaklanabileceğini düşündüm. Evlerimiz aynı yönde olduğundan iş çıkışında beni bekler ve beraber yürümek isterdi. Öğle tatillerinde bazen dışarı çıkmaz, sohbet ederdik. Okan’ın çok güzel şiir okuma yeteneği vardı. Onlarca şiiri ezbere bilirdi.

Onu dinlemekten ve beraber yürümekten zevk alıyordum. Çok kibar, duygusal ve esprili idi. Beni yavaş yavaş kendine bağlıyordu. Okan’ın bana gösterdiği yakın ilgi nedeniyle Tolga kendini geri çekti. Çok az konuşur oldu. Meğer Okan ona “Yasemin’le evlenmeye niyetim var. Ondan uzak durmanı istiyorum” demiş.

Hatta Tolga’yı kıskandığı için evlendiğimizde başka bir şehre tayinini istemeyi, beni de eş durumundan yanında götürmeyi planlamış. Okan bunları bana daha sonra anlattı. O sıralarda gönlümü kazanmak, beni kendine aşık etmek için elinden geleni yapıyordu. Bunda başarılı da oldu. 

BULUTLARDAN DÜŞTÜM

Aradan birkaç ay geçtikten sonra beni ailesi ile tanıştırdı. Çok sevecen insanlardı. Birbirimize çabuk ısındık. Daha sonra ben onu bizimkilerle tanıştırdım. Evlenmek istediğimizi söyledim fakat ailem önce “Gözümüz tutmadı” diyerek karşı çıktı. “Ben onu tanıyorum, tanıyınca siz de seversiniz” diye ailemi ikna ettim. Kısa süre içinde nişanlandık.

Okan, tayin meselesini halledebilmemiz için hemen evlenmemizi istiyordu. Nikahımız, düğünümüz apar topar oldu. Düğünümüze kadar Okan, bana deli olan bir adam izlenimi veriyordu. Bir dediğimi iki etmiyor, beni el üstünde tutuyordu. Ama daha balayına giderken onun hiç de öyle biri olmadığını anladım. Daha otobüsteyken problem çıkarmaya başladı. Sanki kendine bir hizmetçi tutmuş gibi talimatlar yağdırıyordu. Aklımı oynatacaktım. Bir insan bu kadar mı güzel rol yapabilirdi? Ya da ben bu kadar mı kör olabilirdim? Bodrum’a gittik, bir otele yerleştik.

Balayımızın ilk gününde sabahın köründe bağırmaya başladı. Bundan sonra erken kalkmalıymışım. Beyefendi kahvaltısını erken istiyormuş. Artık tembellik yapamazmışım... Bir de kıskançlık eklendi bunun üzerine. Plajda, bana bakanların hesabını da benden sordu. Böylece hasta derecesinde kıskanç olduğunu da öğrenmiş oldum.

O gün o kadar hayal kırıklığına uğradım ki denize açılıp bir daha dönmemek istedim. Pembe bulutlardan yere inmiştim ama ne iniş. Kafa göz yararcasına düşmüştüm adeta. 

İKİ YABANCI GİBİYDİK  



Balayından döndük ve yeni görev yerimizde işe başladık. Okan’da değişen bir şey yoktu. Yine aşırı kıskançlıklar yine eve geldiğimizde erkek arkadaşlarla, işle ilgili konuşsam bile bedelini ödetmeler. Dayak yoktu ama sözleri insanı canından bezdiriyor, hayattan nefret ettiriyordu. Ben kavgaya alışkın olmadığımdan hep iyilikle iknaya çalışıyordum.

İki ay sonra bunalıma girdim ve rüyalarla gerçekleri karıştırmaya başladım. Bu sefer yaptıklarından korktu ve beni doktora götürdü, tedavi oldum. Epey toparlandım ama artık ondan soğumuştum. Ailemin karşı çıkmasına rağmen bu evliliği yaptığım için onlara da bir şey söyleyemiyordum. Yanımıza geldiklerinde çok güzel mutluluk rolleri yapıyordu. Aslında biz yatak odalarını bile ayırmıştık.

Sadece yatılı misafir geldiğinde kimse fark etmesin diye aynı odada kalıyorduk. O da benimle ilgisini, kıskançlıklarını tamamen kesmişti. Aynı evde yaşayan yabancı iki kişiydik. 

SERPİL'LE İLİŞKİSİ VARDI

Bu dönemde Serpil adlı bekar bir kadın tayin oldu iş yerimize. Ben onunla çok ilgilendim, evini falan yerleştirdik. Zamanımızın çoğunu beraber geçiriyorduk. Akşam olduğunda evine gidiyordu. Çok iyi arkadaş olmuştuk ama özel hayatımı ona hiç anlatmadım. Okan da onunla işte veya dışarıda hiç ilgilenmiyordu görünürde. Geceleri eve geç geliyordu. Bu arada kız kardeşim de yanımızda birkaç gün kalmaya gelmişti.

Bir gün Serpil’le kardeşim beraber otururken, kardeşim ona sohbet sırasında eniştesinin içki içtiğini söylemiş. Serpil birden hüngür hüngür ağlamaya başlamış. Biz bunun nedenini merak ettik. Dışarda ne yaptığını bilmiyordum ama evde arada bir içerdi. Ben bir taraftan ayrılma planları yapıyordum ama nasıl başaracağımı bilemiyordum. O yüzden baştan beri asla çocuk yapmayı düşünmedim.

Birbirimizden kopuk olduğumuz halde boşanma sözü geçince köpürüyordu. Bir akşam içtiğinde nasıl olduysa çözüldü ve Serpil’le birkaç aydır ilişkisi olduğunu anlattı. Geç geldiği zamanlar ona gidiyormuş. Ben tahmin ettiğim için şaşırmadım ve bu fırsatı değerlendirmeliydim. 

BENİ BOĞMAYA KALKTI  



Ona güzellikle ayrılmamız gerektiğini anlatmaya çalışırken üzerime yürüdü. Evimiz müstakil ve bahçeli idi. Ben bahçeye doğru koştum, peşimden gelip boğazımı sıktı. Resmen beni boğuyordu, elinde kalacaktım. Gücüm yettiğince bağırmaya çalıştım. Yandaki ev de müstakildi. Hemen komşular geldi ve beni elinden aldılar. Bizimkilere haber verdim, derhal geldiler. Babama çok saygılı olduğundan hiç direnemedi ama çok ağlayıp yalvardı. Tabii bir işe yaramadı.

Ben bir an önce kurtulmak istiyordum. Gurur yüzünden hayatımı genç yaşta bitirmek istemiyordum. Hem evi ayırdık hem de dava açtık. Beni kurtaran komşular da tanıklık yaptılar. Dava açtıktan sonra, neden başkasını severken evliliği inatla sürdürmek istediğini sordum. Açıkça benim kadar mert, güzel ve güven veren birini bulamayacağından korktuğunu söyledi. Dava tek celsede bitti. 

ŞİMDİ ÇOK MUTLUYUM

Bana bir asır gibi gelen bir yıllık esaret hayatı sona ermişti. Buna inanamıyordum. Hayatımın en mutlu anlarından biriydi. Serpil ve Okan İstanbul’a tayin istediler. Ben de başka bir ile gittim. Onların bir daha aile arasında bile sözünü etmedik, hiç haberim de olmadı. Benim evlilikten gözüm korktuğundan uzun zaman düşünmedim.

Düşündüğüm zaman da konuştuğum insanların hiçbiriyle bir evlilik düşünemedim. Böylece 10 yıl geçtikten sonra tanıştığım bir insan, “İşte bu” dedirtti bana. Onunla 5 yıldır evliyiz ve mutlu, huzurlu bir hayatımız var. Allah herkesi anlaşabileceği, sevebileceği insanla karşılaştırsın diyorum. Hayat kısa ve kimseyi çekmeye değmez. Benim şimdiki aklım olsa ona bir yılımı değil, bir haftamı bile vermezdim.

Yasemin/İZMİR

Önceki yazılar...

İşyerinde değil, sevgilisinin koynundaydı

Cep telefonunu benden saklıyordu...

Arkadaşına anlatırken yakaladım

 

 

 

 

3