Kocamı nasıl yakaladım? (5)

Aşk doktoru Mehmet Coşkundeniz, aldatılan kadınların öykülerini kaleme aldı. Hepsi yaşanmış gerçek öyküler...

Pazartesi, 19 Nisan 2010 - 08:00

Kocamı nasıl yakaladım? (5)

Önce ben hainlik yaptım. Çevremin sözlerine kanıp askerliğini yaparken terk ettim onu. “Zamanı gelince çok ağlayacaksın” dedi ve dediğini de yaptı. Ondan vazgeçemeyeceğimi anladığında bunu çok güzel kullandı ve beni gözyaşlarına boğdu.

Yıl 2004. Antalya’ya taşınalı iki yıl olmuştu. Alp’le bir çocukluk aşkı olarak başlayan ilişkimiz benim için kısa sürede büyük bir sevdaya dönüşmüştü. Alp’in askere gitme zamanı gelmişti. Gittikten iki gün sonra aradı. Orası çok soğukmuş üşüyormuş bir tanem, yemek de yiyemiyormuş. Bana bunları söylerken içim öyle sızladı ki “Kuş olup uçabilseydim, yanında olabilseydim” dedim kendi kendime...

Alp askere gitmeden önce kendi aramızda yüzük takmıştık ve ben kimse bana bakmasın, hayatımda deliler gibi sevdiğim biri olduğunu herkes bilsin diye ‘ALP’ yazılı kolye almıştım kendime. Boynumda kolyesi, parmağımda yüzüğü vardı. Her şey çok güzel gidiyordu özlemek dışında. Hiç tartışmıyorduk, her günümüz güzeldi. Ama çevremdeki insanlar değişmişti ve resmen Alp’i, sevdiğimi bana kötülüyorlardı.

“Askerde ne haltlar yiyordur kim bilir belki seni çoktan aldatmıştır” gibi bir ton şey. İlk başlarda hiç kulak asmadım bunlara çünkü öyle bir şey yapmayacağını biliyordum. Ama bir gün nedenini hâlâ çözemediğim sözler döküldü ağzımdan: “Olmuyor Alp, çok üzgünüm ama bitirmek zorundayım.” Onun bir damla gözyaşına bile dayanamayan ben, hıçkırıklarına rağmen çok vicdansızca davrandım ve askerliğinin bitmesine 6 ay kala terk etim Alp’i. Hem de sevdiğim halde.

Ayrılık sözlerinden sonra günlerce aylarca ağladım. Bir gün mesaj gönderdim ona ve beni aradı. Yeniden barışmak istediğini bunun için izne çıkıp benimle yüz yüze konuşmak istediğini söyledi ben de gel dedim. Bir hafta içinde Antalya’ya geldi. Barışmak, ona sımsıkı sarılmak isteyen ben bir kez daha hayal kırıklığına uğrattım Alp’i. Seviyordum ama geleceğim vardı. Okumak zorundaydım.

Benim okumamı çok istese de bir yerde bana engel olacaktı, biliyordum. O yüzden mantığımı kullanmak zorundaydım. Bir kez daha “Olmayacak” dedim ona. Yalvardı ağladı ama dinlemedim. Uzun süren konuşmanın ardından benim kararımı anladı ve bana son sözlerini şöyle söyledi: ‘”Esin sen bana şimdi bunları yaşatıyorsun ama ben de askerliğim biter bitmez biriyle nişanlanacağım ve sen o zaman ağlayacaksın.” Bir şey diyemedim, hıçkırıklarımı içime attım. Eğer onun önünde ağlasaydım hâlâ sevdiğimi anlayacaktı ve bırakmayacaktı beni. Bunu ona yaşatamazdım.

EL ELE KAPIDAN GEÇİYORLARDI
 



Askerliği bitti ve Antalya’ya dönüşünün haftasına biriyle çıkmaya başladı. Gözlerimin içine baka baka o kızla el ele geçiyordu kapımızın önünden ve dediği gibi ben de ağlıyordum. Lanetler okuyordum kendime. Aradan bir yıl geçmeden o kızla nişanlandı. Nişanlandığını duyduğumda dünya başıma yıkıldı sanki. Yaptığım yanlışın farkına varmıştım ama artık çok geçti. Evlilik için ilk adımı atmıştı, benden çok farklı biriyle. Oysa bizim hayalimizdi 2007’de nişanlanmak. Ama ben istemiştim böyle olmasını, bir şey söylemeye üzülmeye bile hakkım yoktu.

İçimdeki bir ses hâlâ beni sevdiğini benden vazgeçemediğini söylüyordu. Ortak bir arkadaşımızla konuştum ve bana Alp’in çok mutsuz olduğunu, o kızdan ayrılıp bana dönmek istediğini söyledi. Arkadaşıma inandım ama bu sözleri Alp’ten duymak istedim. Ona mesaj gönderdim, “Duyduğum bazı şeyler var ama onlara inanmıyorum o yüzden seninle konuşmamız lazım” dedim. Cevap gelmedi.

Sonra “Evet ya da hayır diyemeyecek kadar mı nefret ediyorsun benden” diye mesaj yazdım. Cevabı hemen geldi, “Senden hiç nefret etmedim ki aksine...” yazıyordu. Bu mesaj içime su serpmişti. Akşam buluştuk, beni hâlâ sevdiğini benden hiç vazgeçmediğini, bir inat uğruna o yüzüğü taktığını ama çok pişman olduğunu söyledi. Sımsıkı sarıldık birbirimize, öyle özlemiştim ki onu bırakmak istemiyordum hiç. Ama gece sona ermişti eve gitmem gerekiyordu. Bana biraz sabretmemi, yüzüğü hemen atamayacağını söyledi, kabul ettim. Etmeseydim tamamen kaybedecektim onu.

O KIZDAN AYRILAMAZMIŞ
 



Aradan iki gün geçti aradım, telefonu açar açmaz söylediği şey “Esin seni üzmek istemiyorum affet beni” oldu. Kimi neden affedecektim, neden beni üzmek istemiyordu? Bu sözlere anlam veremedim. Bana o kızı bırakamayacağını onu sevdiğini söyledi. İnanamazdım buna. Gözlerimin içine bakarak söylediği sözler yalan olsa da sarılması sahte olamazdı.

İnanmadım bu yüzden, bunu ona da söyledim. “Senin şu an söylediğin sözlere inanmıyorum, bana geçerli bir neden söyle” dedim. Bana o kızla cinsel anlamda birlikte olduğunu bu yüzden onu bırakamayacağını ama aslında beni sevdiğini söyledi. Şaşırmıştım, beni severken başka biriyle birlikte olması çok derinden yaralamıştı beni.

Hiçbir şey söylemeden kapattım telefonu ve bir damla yaş bile akmadı gözümden. Bunu sevdiğine yapan biri için ağlamaya değmezdi. Vazgeçecektim unutacaktım onu, söz vermiştim kendime. Tam vazgeçiyorum derken yine aradı beni, yine yalan sözler söyledi, yine ona inanmamı bekledi. Onun için ne anlama geliyordum, ben de bilmiyordum artık. Varlığımla yokluğum birdi sanki. Ne benden vazgeçebiliyor ne de o kızı bırakabiliyordu.

İstediği her dakika arayacağı, ümit verip bir daha aramayacağı kız değildim ben artık. Çok sert konuştum telefonda ve beni unutup güzel nişanlısıyla yoluna devam etmesini söyledim. “Son bir şans” diyordu ama ben cevap vermeden kapattım telefonu. İçim içimi yiyordu, seviyordum onu ama benimle oyun oynayamazdı.

BİLİYORUM ARTIK DÖNMEYECEK

Aradan iki gün geçti ve ben nişanlısının yanına gidip her şeyi anlattım. Söyleyeceklerimi söyledim ona, yalansız. O gün yüzüğü atmış kız, Alp’in de baştan beri istediği buydu aslında. Ama inanamadığım şey ertesi gün barışmak için kıza çiçek göndermesi oldu. nanamadım hem ona hem kendime. “Böyle birini nasıl sevdim” dedim. Ama o kadar çok acı yaşattım ve yaşadım ki galiba başından beri hak ettim bunu.

Unutmak istemiyorum artık çünkü unutmak diye bir şey yok bunu anladım. Vazgeçmeye çalıştıkça daha da geliyor aklıma. 4.5 yıl oldu hayatıma gireli ve ben bir gün bile onu sevmekten alıkoymadım kendimi. Hâlâ seviyorum beki de. Biliyorum, dönmeyecek, olmaz artık. Tek dileğim; bir an önce evlenmesi, belki o zaman tamamen çıkarırım onu aklımdan. Ama... Kalbimden? Bilmiyorum...

 

Önceki yazılar...

Bir akşam içti içti...

İşyerinde değil, sevgilisinin koynundaydı

Cep telefonunu benden saklıyordu...

Arkadaşına anlatırken yakaladım

 

3