Kocamı nasıl yakaladım? (8)

Aşk doktoru Mehmet Coşkundeniz, aldatılan kadınların öykülerini kaleme aldı. Hepsi yaşanmış gerçek öyküler...

Perşembe, 22 Nisan 2010 - 07:15

Kocamı nasıl yakaladım? (8)

Bizim hikayemiz bir Yeşilçam filmi gibi başladı. Zengin kız, fakir gençle birleşebilmek için çok mücadele eder, sonunda kabul ettirir ve mutlu sona ererler... Biz ne yazık ki mutlu sona eremedik. Çünkü kocam para kazanmaya başlayınca bambaşka bir insan olup çıktı. Para bizim evliliğimizi bitiren en önemli unsur oldu.

Yazdıklarım bir Yeşilçam filminin senaryosu gibi gelecek size, biliyorum. Bizimkisi tipik bir zengin kız-fakir erkek öyküsü. Ama sadece başlangıcı öyle. Filmlerde zengin kız, sevdiği fakir gençle evlenebilmek için büyük mücadeleler içine girer, savaş verir. Ama sonunda mutlaka kazanır ve sevdiğiyle nikah masasına oturur. Sonra da mutlu, mesut yaşarlar. İşte benim öykümün son kısmı, filmlerdeki gibi olmadı. Yani biz evlendikten sonra mutlu, mesut yaşayamadık... Çünkü kocamı para yoldan çıkardı.

İyisi mi ben olayı en başından anlatmaya çalışayım. Taner, ben üniversitede okurken, ders notlarını çoğalttığımız fotokopicide çalışıyordu. 2 yıllık bir yüksek okulu bitirdikten sonra askerliğini yapıp gelmiş ve fotokopicide işe başlamıştı. Ailesi fakirdi, kendisinin kazancı da ancak cep harçlığına yetiyordu. Taner’le özellikle sınav zamanlarında çok fazla karşılaşıyorduk. Sürekli fotokopiciye gittiğim için beni de ismen tanıyordu.

Ayak üstü sohbet ediyor, birbirimizin hatırını soruyorduk. Taner’in ilginç bir özelliği vardı, her zaman gülümserdi. Sanki dünya yıkılsa umurunda değildi. Bense tam tersi, en küçük bir olumsuzluğu bile büyütür, sürekli kendime dert ederdim. Taner’in bu kadar rahat olabilmesi ilgimi çekiyordu.

Bir gün yine, ders notlarını çoğaltmak için gittiğimde Taner’e, “Ya bu kadar zamandır seninle konuşuyoruz ama açıkçası ben senin nasıl böyle mutlu olabildiğini öğrenmek istiyorum. Vaktin varsa bir kahve içip sohbet edelim mi?” diye sordum. O an için Taner’e duygusal anlamda hiçbir şey hissetmiyordum. Gerçekten de mutluluğunun formülünü öğrenmek istiyordum. 

HAYRANLIK DUYDUM

Akşam üzeri Taner’le okulun oradaki kafelerden birine oturup sohbete başladık. Taner gerçekten de büyük sıkıntılar çekerek bu günlere gelmişti. Yokluk içinde büyümüştü, bana “Biliyor musun, biz bazı geceler aç yatardık. Babam serserinin tekiydi. Kazandığı paranın tamamını içkiye yatırırdı. Zaten alkol komasına girip öldü. Ölüsünü bir parkta buldular. Cenazesini belediye kaldırdı. Biz 4 kardeş, bir de annem bir ekmeği bölüşürdük.

Evde ekmekten başka yiyecek olmadığı zamanlar oldu. Buna rağmen annem büyük bir fedakarlıkla hepimizi okuttu. Ben yüksekokulda okurken annem, elalemin çocuklarına baktı, evlere temizliğe gitti bana para gönderdi. Şimdi çok şükür, benim ve kardeşlerimin kazandığı parayla karnımız doyuyor. Annemi el kapılarında çalıştırmıyoruz.

Ben mutlu olmayayım da kim olsun? İnan bana, benim için karnı tok uyumaktan daha mutluluk verici bir şey olamaz” dedi. Bu sözleri benim burnumun direğini sızlatmıştı. Benim çevremde insanlar son model arabalarla, yurt dışı seyahatlerle ancak mutlu olurken, Taner tok uyumanın verdiği mutluluğu anlatıyordu bana. O andan sonra Taner benim için bambaşka bir kimliğe büründü. Hayranlık duyduğum, hoşlandığım biriydi artık.

PATRONUMUN DAMADIYDI

Taner’le bu sohbetlerimiz günlerce sürdü. Her fırsatta buluşup konuşuyorduk ve ben onun hayatına dair her şeyi öğreniyordum. Başka erkekler benimle ilk çıktıklarında hemen birlikte olma teklifinde bulunurken Taner bu konuda en küçük bir imada dahi bulunmamıştı. Bu bile benim ona hayran olmam için yeterli bir sebepti. Ancak fazla çekingen oluşu sinirime dokunuyordu.

Benden hoşlandığını hareketlerinden anlamıştım ama bir türlü bunu dile getiremiyordu. Sonunda ben söyledim ona, “Senden hoşlanıyorum ve senin de benden hoşlandığını biliyorum” dedim. İlişkimiz de bu sözden sonra başladı. Taner ailemin onu kabul etmeyeceğini biliyordu. Ama ben ona, “Merak etme ne yapıp edip seni kabul ettireceğim” diyordum. Babam daha anlayışlıydı ama annem çevrenin söylediklerine çok önem veren biriydi.

Çok uğraştım, günlerce ağladım, odama kapandım. Sonunda annem de kabul etmek zorunda kaldı. Okulumun bitmesini beklemeden evlendik. Taner fotokopiciden ayrıldı. Babamın şirketlerinden birinde genel müdür yardımcısı olarak çok iyi bir maaşla işe başladı. Ben okula devam ediyordum, Taner de işe gidip geliyordu.

Taner hiç görmediği kadar para kazanıyordu. İşinde çok başarılı olduğu söylenemezdi. Ama sonuçta patronun damadıydı ve herkes ona saygı duyuyordu.

EVE GEÇ GELİYORDU



Kısa sürede hamile kaldım. Bu sırada okulu da bitirdim. Çalışmıyor, doğumu bekliyordum. Tam o günlerde Taner’in eve geliş saatleri değişti. Eskiden işten çıkar çıkmaz eve gelirdi ama artık geç geliyordu.

Üstelik her geldiğinde içkiliydi. “Neredeydin?” diye sorduğumda “Sana hesap mı vereceğim?” diye beni tersliyordu. Karnımdaki çocuğu düşündüğümden üzerine gitmiyordum. Gidersem sinirlenirdim, bu da bebeğimin sağlığını etkileyebilirdi. 2 ay sonra doğum yaptım, bir erkek bebek dünyaya getirdim. Taner doğum yaptığım için bana bir çiçek bile almadı. Doğumdan 15 gün sonra babam beni çağırdı.

Gittim, “Seninle önemli bir şey konuşacağım kızım” dedi. Sonra da her şeyi anlatmaya başladı. Taner, her gece bir eğlence yerindeymiş. Şirket harcamaları için babamın verdiği limitsiz kredi kartından yüklü miktarlarda para harcıyormuş. Babam kart ekstresini kontrol ettiğinde Taner’in vur patlasın, çal oynasın yaşadığını tespit etmiş. İki ayda toplam harcadığı para 100 bin TL’den fazlaymış. Duyduklarım beni şoke etmişti. Bir insanın bu parayı tek başına harcama imkanı yoktu. Demek ki Taner’in yanında birileri daha vardı. 

EVLİ OLDUĞUNU SAKLAMIŞ

Babamdan kredi kartı ekstrelerini isteyip Taner’in gittiği yerleri belirledim. O eğlence yerlerinin sahiplerinin çoğunu tanıyordum. Çünkü evlenmeden önce ben de geceleri oralara giderdim. Eğlence yerlerinin sahiplerinden tanıdıklarımı aradım ve Taner’in geldiği geceler bana haber vermelerini istedim.

Sonunda bir gece Taner’in izini buldum. Giyindim, ve Taner’in eğlendiği mekana gittim. Evet, oradaydı, Kalabalık bir masada oturuyorlardı, en az 7-8 kişi vardı. Taner’in iki yanında iki kız vardı, ikisinin omuzuna da ellerini atmıştı. Karşısına çıkıp “Demek babamın paralarını buralarda bu fahişelerle harcıyorsun” dedim. Taner kıpkırmızı oldu, kızlardan biri Taner’e “Bu da kim?” diye sordu.

Ben “Ben karısıyım, peki sen hangi kaldırımın gülüsün?” diye yanıt verdim. Kız çok bozuldu ve Taner’e “Sen evli miydin?” diye hayretler içinde sordu. Bu durum beni iyice dibe indirdi. Demek evli olduğunu bile söylemiyordu. Onu o halde bırakıp çıktım oradan. Taner bir daha eve hiç gelmedi. Yaptığının bilincindeydi.

Ertesi gün babamla konuştum ve hemen boşanma davası açılmasını istedim. Babam Taner’i buldu. Taner boşanmak için utanmadan tazminat bile istedi. Babam onu vermeye de razı oldu. Bir hafta içinde boşandık. Sonraları duydum ki, Taner bizden aldığı o tazminatı da kadınlarla kısa sürede bitirmiş. Ve yeniden o fotokopiciye dönmüş.

 

Önceki yazılar...

Beni görünce kıpkırmızı oldu

Odasına önce beni, sonra Yeliz'i çağırıyordu 

Askerdeydi, terk ettim, fena ödetti!

Bir akşam içti içti...

İşyerinde değil, sevgilisinin koynundaydı

Cep telefonunu benden saklıyordu...

Arkadaşına anlatırken yakaladım

 

3