'Konuşmaya tahammülüm yok ama ondan para kazandım'

Okan Bayülgen talk show dönemini bitiriyor, yarışma dönemini başlatıyor. Bir oda dolusu genci toplamış, ocakta yayına başlayacak, kendisinin de ortak olduğu yeni televizyonu 'on8' ve TV 8'de yayınlanacak Metropolis adlı yarışma için harıl harıl çalışıyor. Buluştuk, hem işten, hem evden konuştuk. İşte Okan Bayülgen'in iş ve ev hali...

25 Kasım 2012, Pazar 05:00
A A

SERAL CUMALI

seral.cumali@posta.com.tr

- ‘on8’de gelişmeler ne durumda?

on8 tv, kültür sanat ve gençlik televizyonu. Kimsenin tanımadığı 75 kişilik genç bir kadro ile yola çıktık. Ocak ayında ‘Yalnızca Senin İçin’ sloganıyla yayına başlıyoruz.İzleyiciyle arkadaşlık eden bir televizyon. Televizyon dizilerinden değil, internetten seyirci almaya çalışacağız. Tek bir dizi ve iyi yapılmış stüdyo programları olacak. Televizyona yeni bir iş ve çalışma planı getiriyorum. Bir tür televizyon akademisi yapıyoruz. Ama sunduğumuz şeyin eğlence olduğunu ve çok izlenmesi gerektiğini unutmadan. Kuşak reklamı almak yerine ürün yerleştirmeler gibi, reklamı doğru kullanarak para kazanacağız.

- Nasıl bir yarışma olacak?

Metropolis adlı bir yarışma. Büyük şehirde hayatta kalma rehberi diye bir cümlelik açıklaması var. Büyük şehirleri, büyük şehir statüsünde olmayan ama yiyeceği, içeceğiyle, tarihiyle tanınan bazı yerlerin yöresel sofraları burada yer alacak. Bu şehirlerden 6 yarışmacı sanal olarak merkez şehre gelecek, bir sokağa bırakılacak. Sorulara cevap vermek suretiyle yolunu bularak merkezde benimle buluşacak. Benimle pazarlık yapacak ve yarışmayı kazanan ertesi güne geçecek. Bu haftada beş gün sürecek bir yarışma. ‘on8’de ve TV 8’de yayınlanacak.

- Diğer programlarınız devam edecek mi?

Hayır, haftada beş gün talk show yapmak istemiyorum, çünkü bundan sıkıldım. Bana artık fazla geliyor... “İki dairede yaşıyoruz”

- Evdeki hayat nasıl?

Eşim, kızım ve aile büyüklerimizle tatlı bir ailemiz var. Galata’da Doğan Apartmanı’nda iki küçük daireye bölünmüş olarak oturuyoruz. Bir dairemizde mutfak ve yatak odaları, çocuk ve daha yaşamsal bölüm var. Diğer dairemizde oturma odası, kütüphane, müzik var. Çocuğun bulunduğu dairede sigara içmiyorum ve tertemiz tutuyoruz. Diğer daireyi karımla dağıtıyoruz. Evde sütlerle masaj yapmıyorum; Tarkan gibi bir hayatım olamadı ya da kimi şarkıcılar gibi...

- Sosyal hayatınız nasıl?

Şehrin ortasında oturuyoruz. Çıktığımız yerde kafe, lokanta, plakçı var. İnsan nerede sosyalleşir? Bir barda birbirine sürtüne sürtüne Serdar Ortaç’a eşlik ederek sosyalleşmez! İnsan tiyatro salonunda, sergi salonunda ve şehrin sunduğu ortak eğlenceleri, izlenceleri tüketerek sosyalleşir. Sürtünerek sosyalleşme başka mahlukatlara mahsus. Biz böyle yaşayıp gidiyoruz. Ben hiçbir eğlence yerine gitmem. Sevmiyorum. Eşim de sevmiyor. Başkalarına sıradan gelebilir ama bize göre çok tatlı bir hayatımız var. Bir yere gidince ben zevk almıyorum. Çok gürültü oluyor orada. Bu konuda eskiden beri yaşlıyım. “Misafirlik hiç sevmem gidersem de uyurum”

- Sizin uyku saatleriniz de değişik...

Sanki Amerika’da doğmuşum, birisi beni alıp buraya getirmiş jetlag olmuşum. Çocuğun uyanması ve ana okuluna gitmesi ameliyesinden sonra uyuyorum. 11-12’de kaldırıyorlar. Sonra akşamüstü yarım saat, 45 dakika uyurum. Kanepemsi bir yer bulursam, hemen orada uyurum. Gece 3’te masanın üstünde beni zıplarken gören adam “Bu ne enerji?” der. Bir eş dost evine girer girmez uyuyacak yer bakarım. Misafirlik hiç sevmem, orada da hemen uyurum. İnsan konuşmasına hiç tahammül edemiyorum. Arabada gelirken, arabayı kullanan arkadaşımız sohbet etmeye kalkarsa sinirleniyorum. Telefonda sohbet sevmiyorum, insanlarla sohbet sevmiyorum.

- Yaptığınız iş konuşmak üzerine!..

Sevmememe rağmen böyle program yaptık. Beni bıraksan ben susarım. Minder komikliğim yok. Masadakileri eğlendireyim falan sevmem.

“Çocuğa baktıkça birbirimizi daha çok seviyoruz”

- Kızınız İstanbul size benziyor, babasının kızı mı?

Biz karı koca, çocukta birbirimizin özelliklerini her yakalayışta birbirimizi biraz daha çok seviyoruz. Karım çocukta benim bir halimi, bir bakışımı görür, “Ulan aynı sen” der, beni daha çok sever. Ben de aynı şeyi yaparım. Biz zaten birbirimizi seviyoruz. Çocukta ona özgü bir şeyi keşfedince karını ya da kocanı daha çok seviyorsun. Bir de tabii ki hayatımın bir akıl ve mantık çizgisine oturmasına yardım etti. Çocuk evliliği mantıklı hale getiriyor. Üretim yoksa biz bu şirketi niye kurduk; evlilikler ortada bir ürün olmayınca dağılır. Benim öyle evliliklerim oldu, oturup birbirinize bakıyorsunuz karşılıklı...

- Çocuk sizde ne değiştirdi?

Çocuk kadında hem hormonal hem fiziksel hem de akıl olarak çok şeyi değiştiriyor. Erkekte de hemen sen git yemek bul, güvence yap, mağaranın duvarını sağlamlaştır diye bir program açılıyor. Bende de bu program açıldı. Yoksa bir fedakarlığım olduğunu düşünmüyorum. Her anne baba gibi biz de çocuğumuzu hayırlı bir evlat olarak yetiştirmek derdindeyiz...

(18.11.2012 tarihli Posta Karnaval'dan alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;