Konut almak için doğru zaman!

Cuma, 14 Mayıs 2010 - 05:00

Bugünlerde parası olanın işi gerçekten
çok zor... Eskiden hayat kolaydı. Hiçbir şey
bilmiyorsan, aylık mevduatta işi çözüyor,
yüksek faizi cebe atıyordun. Şimdi öyle değil.
Aynı zorluk konut alımında ve konut
kredisi kullanımında da kendini gösteriyor.
Son zamanlarda en çok karşılaştığım
soru da bu nedenle ‘Konut almak için
doğru zaman mı?’ oluyor.

Konut almak kolay mı?

Yatırım ve para pul içeren konularda
‘öneride’ bulunmayı çok sevmem...
İyi çıkar kendilerinden, kötü çıkar sizden
bilirler... O nedenle de genelde kendimden
örnek vermeyi tercih ederim.
Geçenlerde Kayseri’de bu soruyu yönelten
işadamına da benzer yanıt verdim:
“Kiracıysam ve bir eve ihtiyacım varsa,
bundan daha iyi bir zaman olmazdı.
Kira ödeyeceğine, taksit ödeyip,
düşük faizle ev almanın tam zamanı.”
Ancak, bazı vatandaşlar, yatırım için
konut alıyor... O zaman da banka kredisinin
yanında, konutun bedeli de önem kazanıyor.
Belki birkaç ay sonra konutta daha
iyi fırsatlar çıkacak. Belki o fırsat, konut
kredisindeki faiz düşüşünden daha fazla
etkide bulunacak. Onu bilmek mümkün değil.
Ama bilinen birkaç gerçek var:

Konutta yeni gerçekler

1. Bu sayfadaki tabloya bakarsanız,
son 3 yılın, hatta tüm zamanların en iyi konut
kredisi oranlarına ulaşmış durumdayız.
2. Dünyada ‘sıfır faiz’ uygulaması var...
Türkiye’de de ona paralel, faizler oldukça
düşük oranlarda seyrediyor. Krizden
‘çıkış stratejisi’ doğrultusunda faizlerdeki
artışlar, konut kredisine de yansıyacaktır.
3. Merkez Bankası (MB) Başkanı bunu
açıkladı. Global yatırım bankalarının
tahminleri, MB’nin yıl sonuna kadar
1-2 puan arasında artırıma gideceği yönünde...
Demek ki, 6 ay sonrası, faizler açısından,
bugünden daha iyi olmayabilir.
4. Bu sayfadaki tabloya bakmanızı rica
ediyorum. 120 ay vadeli, 80 bin liralık bir
kredinin, 5 büyük banka için, yıllık ortalama
maliyetini gösteriyor. Faizlerin nereden
nereye geldiğini çok iyi ortaya koyuyor.
Fikir isteyenlere bundan fazlasını söylemek
mümkün değil. Rakamlar ve trend ortada...
Son karar, konut alacak olanlara ait.




BU ÜLKE HANGİSİ ACABA?

Herkes Yunanistan’ı, Portekiz’i,
İspanya’yı, İrlanda’yı, hatta İngiltere’yi
konuşuyor. Ama bir ülke daha var,
onun adı riskle pek anılmıyor.
En azından son zamanlarda...
Önce o ülkeyle ilgili birkaç veriye bakalım:
1. Ülkenin borcu 14.3 trilyon dolar,
2. ‘Ucuz para’ politikasının
faturası 23.2 trilyon dolar,
3. Sosyal güvenlik sisteminin
borcu 40 trilyon dolar,
4. Sağlık sistemi maliyeti 2.5 trilyon dolar,
5. Tüketicilerin kredi kartı borcu
2.5 trilyon dolar,
6. Emlaktan kaynaklanan yaklaşık
kayıp 15 trilyon dolar,
7. Şirketlerin emeklilik açıkları
3.2 trilyon dolar,
8. Böyle bir sistemde ayakta durmak,
hükümetten destek almak isteyen
şirketlerin lobilere harcadığı paranın
miktarı 1.4 trilyon dolar...
Tahmin ettiğiniz gibi Amerika’dan söz
ediyoruz. Son dönemlerde herkes Avrupa’ya
bakarken, Amerika’nın ‘sorunları göz ardı
ediliyor’ diyenlerin sayısı da artıyor.
Haksız da sayılmazlar, ne diyorsunuz?