Korku nedir bilmez çocuklar

Pazartesi, 25 Ağustos 2014 - 14:37

Çocuklarımıza korkmayı bizler öğretiyoruz. Bu da nereden çıktı demeyin. 5 gündür ailece Mersin'de deniz, güneş, tarih ve yayla gezileriyle dolu şahane bir tatil geçiriyoruz. 1 hafta boyunca Mersin'de görülebilecek yerlerin hepsini görmeye söz verdik kendimize. 4 yaşında iki çocukla neler yapılabileceğini bir kez daha gördüm. Neredeyse her şeyi yapabiliyormuşuz meğer.

Uyku düzenleri mi bozulacakmış; bırakın bozulsun. Eve dönünce her şey normal düzenine geri döner nasıl olsa. Huyları mı değişecekmiş, bırakın değişsin. Vizyonları genişliyor ne de olsa. Okul zamanı geldiğinde, yine disipline girerler.

Yardımcımız olmadan, 4 kişilik çekirdek ailemizle ilk kez bu kadar rahat bir tatil yaptığımıza biz de çok şaşırdık işin aslı. Denizden çıkmak istemeyen çocukları, çıkarmak için zorlamanın bir alemi olmadığını öğrendik biz de. Dondurma isteyen çocuğa neden 'hayır' dediğimizi sorguladık ve 'neden olmasın, hava zaten çok sıcak deyip' bir tabak karsambaçı verdik önlerine. (Karsambaç, buranın meşhur kardan yapılan bir çeşit dondurması) Rahatlıkta son noktayı yaşıyoruz ailece ve inanın, en sorunsuz tatil, en az stres yapılan tatildir.

Gece deniz sefası


Tekneyle çıktığımız bir gün, şanssızllık eseri teknenin motorları bozulunca, botla karaya çıkarak teknenin tamir edilmesini bekledik. Saatler geçti ama tekne tamir olacak gibi değil. Biz de orada bulunan restoranda akşam yemeğimizi yiyerek, bizi almaya gelecek olan arabayı beklemeye başladık. Saat 22:00 civarıydı ve hala gelen giden yoktu. Hava inanılmaz sıcak, kızlar sıkılmış, üstleri toprak içinde yerde kendilerince bir oyun bulmuş oynuyorlar. Araba gelse ikisini de o topraklı halleriyle bindirmem söz konusu bile değil.

'Hadi denize girelim' dedim. Sevinçten delirdiler. Denizin suyu, havadan daha sıcak. Attık kendimizi denize. Nice yetişkinler bilirim gece denize girmeye korkan, ama benim ufaklıklar karanlık sularda neşeyle yüzüyorlar. 1 saate yakın oynadık suda. Üşümek şöyle dursun, denizden çıkınca terliyoruz neredeyse. Bir ara denizin içindeki taşları alıp, yine denize atarak oyun oynarlarken, 'Dikkat edin de büyük taşları kaldırmayın, altlarından yengeç çıkabilir. Onların evleri taşların altıdır, rahatsız etmeyin' dedim. Sadece 'peki anne' dediler ve daha küçük taşlarla oynamaya devam ettiler.

Karanlık sularda yüzmek ya da taşların altındaki yengeçler size korku veriyor olsa bile, minikleri korkutmanın alemi yok. İnsan kendi kendine korku geliştirmez. Ya başına gelen bir şeyden ya da söylenenlerden etkilenir. Bu geceden çıkardığım ders de buydu işte.

Derken aracımız geldi. Kızları hemen oradaki açık duşa soktuk, tuzlu sularını akıttık, kuruladık, giydirdik ve attık arabaya. Araba hareket ettikten 3 dakika sonra ikisi de mışıl mışıl uyumuşlardı. Yorgun ama çok mutlulardı.