Korku ülkesi komplo ülkesi oldu

Cuma, 20 Ağustos 2010 - 05:00

Türkiye sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Devlet bürokrasisinde, poliste, yargıda ve Türk Silahlı Kuvvetler içinde Fethullahçı bir yapıdan söz ediliyor.
Söz ediliyor kelimesi de artık geride kaldı.
Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı bir kitap yazdı. “Haliç’te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat (Angora Yayıncılık)” adını taşıyor.
Kitapta Fethullahçıların özellikle Emniyet’teki yapılanmasını deşifre ediyor. Eskiden korkulan cemaatin artık komplolar kurduğundan söz ediyor.
Halen Eskişehir Emniyet Müdürü olarak görev yapan Hanefi Avcı çok ama çok cesur bir kitap yazmış. Türkiye’nin içine düştüğü girdabı anlatmış. Ve neler yapılması gerektiğini tek tek yazmış. Kitap çok kalın ama iki cümle yazarak ne demek istediğimi anlatmak istiyorum.
Şöyle diyor Hanefi Avcı:
“Bunların (Cemaat) hayatımın bundan sonrasını zindan edeceğini biliyorum, geçmişte birçok örgütün hedefi oldum. Ama bu defakinin başka bir şey olduğunun da farkındayım. Eskişehir gibi güzel bir kentte 200 metrekare evimde dostlarımla mutlu mesut yaşayabilirdim. Ama o zaman insanlığımdan, onurumdan utanırım, herkesi kandırsam kendimi kandıramam.
...

Özel Yetkili mahkemelerin tüm hakim ve savcıları emsali hakim ve savcılarla değiştirilmelidir, bu sağlanmadan cemaate muhalif olan hiç kimsenin örgürlüğü ve hayatı güvencede olamaz.”

Son sorusu referandum değil ‘Ne yemek var?’ oldu
Kürt açılımı, anayasa değişikliği, referandum kavgası edenler dün Posta’nın manşetini okudu mu acaba?
Hacı Örüç, tam PKK liderlerinden Murat Karayılan’ın “Ateşkes konusunda devletle anlaştık”, Barış ve Demokrasi Partisi Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın “Referanduma evet diyebiliriz” açıklaması yaptığı, Diyarbakır’daki sivil toplum kuruluşlarının barış çağrısında bulunduğu gün evinin tavanına kendisini astı.
Niye mi?
Aylardır iş arıyor bulamıyordu, eve geldi iftarını açmak istedi. Eşi Hediye’ye “Ne yemek var?” diye sordu.
Oysa Hediye Örüç, evde dört çocuğuyla eşinin yiyecek getirmesini bekliyordu. “Evde yemek yapacak bir şey yok” dedi.
Zaten sıkıntıda olan Hacı Örüç daha sonra arka odayı gidip orucunu açamadan tavana kendisini astı. Oysa Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı değiştirmeye çalışanlar meydanlarda nutuk atarken ona ‘ileri demokrasi’ vaad etmişti.
Ona her şeyin anahtarı olan o soruyu soruyorlardı: “Referanduma evet mi hayır mı?”
Ama o “Ne yemek var?” sorusuna cevap bulmak için uğraşıyordu. Orucunu açacak bir lokma ekmek yiyemeden göçtü gitti. Sorusu ise ipin ucunda kaldı. Tıpkı arkasında bıraktığı acılı eş ve dört çocuk gibi.

>> İlgili haber: Gülen cemaati devleti ele geçirdi