Koruyucu melek öldü...

Pazar, 07 Mart 2010 - 05:00

Melekler Korusun (Show TV) gülmece olsun diye izlediğim bir diziydi. Sonrası cinai faaliyetler filan girdi dizinin içine. Bıraktım... Nadasa girdi. Başladı yine. Bir de Salih Baba karakteri eklenmişti. Sanırım melek diye bahsedilen oydu. Değilmiş. Öldü... Önceki gece Avni Yalçın’ın can verdiği Salih Baba kalpten gitti. Tamam, iyiler önden giderdi ama bu çok hızlı oldu. İçim acıdı. Melek kalmadığına göre diziyi kim korur; bilemem artık!

‘KOCAMI ALDATARAK ÖLDÜRDÜM’
Soruya gel vatandaş. “Sevgili hocam eşim beni yatakta başka bir adamla yakaladı. Ve o anda kalp krizi geçirerek hayatını yetirdi. Sizce ben cehennemlik miyim?”...
Soru bizim Haydar Dümen’e değil, Doç. Dr. Nihat Hatipoğlu’na (Star TV) geldi. Hoca sıkılıp kızardı ama bir şekilde makul bir yanıt vermeye çalıştı...
Cehaletin vardığı son noktayı az çok kestirebiliyorsunuz sanırım. Ahlaksızlığı dizi senaryolarında filan değil hayatın kendisinde arayın derim ben...
İnancın RTÜK’üne havale ediyorum alayını; o işini bilir nasıl olsa...

BİR ZAHMET DÜZELTELİM!
Bir Zahmet’in yapımcısı aradı. Program TRT’ye dışarıdan yapılıyormuş. “Evet” dedi Murat; “Verdiğimiz paralar sahte”... Kanun gereği kamera şakasına takılanlardan bir izin alınması gerekiyormuş.
O izin alınmadan ve ilgili bölüm yayınlanmadan para ödenmiyormuş... “Atlamış olabilir misiniz?” diye sordum. “Hayır” dedi. Dürüst adamdır Murat. Ve devam etti; “Figüranları mekanları doldurmak ya da şakaların provasını çekmek için kullanıyoruz. Onlara da küçük miktarda paralar veriliyor. Ama bugüne kadar parasını ödemediğimiz kimse yok” diye de iddialı konuştu...
Ben de elimdeki mağdur/isim listesini gönderdim kendisine.
Meselenin takipçisi olacağımı da ekleyerek. Kurunun yanında yaş da yanmasın diye...

O ARABA BİTİRİYOR BENİ!
Hanımın Çiftliği’nde (Kanal D) Muzaffer Bey 50’li yılların gıcır bir Mercedes’ine biniyor. Artık nasıl bakmışsa ilk sahibi öyle orijinal kalmış. Kan kırmızısı. İçim eriyor izlerken...
Önceki akşam Güllü’nün mahallesine onunla gidiyor Muzaffer. O kadar çok çukura giriyor ki, her seferinde “arabanın işi bitti” diyorum.
Binmesin o arabaya Muzaffer. Gerekirse yürüsün vallahi; bu heyecanla yaşanmaz...

BAY TAHMİNİ TAHMİN EDEMEZSİNİZ!
Murat Özarı ve Fikret Engin’in Bay Tahmin’deki (TV8) yolculuğu çok eğlenceli. Eğer sıradan bir cuma akşamından sıkıldıysanız, buyurun izleyin...
Spor tamam. Futbol da öyle. Umut var iddaa dediğin işin içinde; programda da var o. Ama en çok kahkaha var...
Bazen masanın altında bir kadeh saklıyorlar gibi geliyor bana. İki insan bu kadar sıkı sohbeti çilingir masasında filan yapabilir. Neyse. Diyeceğim; az sayıda iyi işten biri. Ve tam olarak hedefi buluyor; izletiyor kendini...

REYTİNGİN İHANETİNE UĞRADI!
İhanet bitti. Bu akşam final bölümü var Star’da. İyi bir diziydi. Yakın tarihin terör dehlizlerinde dolaşıyordu. Sabancı suikastına dolaylı bir şekilde el attı. Örgütlerin çalışma biçimleri hakkında iyi bilgiler verdi. Ama dayanamadı... Reyting kimi zaman eline testere almış bir cani gibi. Biçiyor da biçiyor. İhanet gitti. Ve Reyting canavarı yine adına ihanet etmedi...

MANGACIĞIM NASILSIN?..
Beyaz Show’da (Kanal D) muhteşem bir Eyvah Eyvah gecesi yaşandı. Ata Demirer, Serkan Çağrı ve Demet Akbağ’ın oynadığı filmi bu yazı işi bittikten sonra gidip izleyeceğim...
Magazin programlarındaki ışıltılı reklamlarından ziyade, bir içim su sayılabilecek bu konukluk izleyen çok kişiyi yönlendirmiştir filme...
Bir de Ata’daki ses çok az yetenek de var. Bir albüm filan ister artık. Çok satmasa da olur. Başucunda yer alacağı kesin benim gibilerin...
Son olarak Beyazıt Öztürk’ün Erovizyon temsilcimiz Manga’nın solistine “Mangacığım” deme olayı vardı ki, gaf bile diyemedim; çok güldüm çünkü...
Elbette ezber etmek zorunda değil Beyazıt. Ferman Akgül’ün ismini söylese ötekiler alınabilirdi belki de. Manga dediğin de bir manga sıkı çocuk sonuçta...

NİHAT DOĞAN NEREYE YÜRÜYOR?
beşN birK’da (CNN Türk) Nihat Doğan’ı görünce dayanamadım takıldım biraz. Eski arkadaşımdı Nihat. Ama bir şekilde koptu bağımız. O, legal siyaset yolunda mesafe almaya çalışıyor...
Başarılı mı tartışılır ama. Her konuda bir fikir beyan etmesi kimi zaman bilgisizliğin de bir göstergesi bana göre.
Damokles Kılıcı olarak bilinen deyimi Demokrasi Kılıcı’na çevirmesi de bu türden bir eksiklik gafı işte. Neyse...
Cüneyt Özdemir, tam olarak niye konuk etti Nihat’ı gülmek için mi, güldürmek için mi; onu anlamadım? Ama Nihat’ın bu istibdatla iktidar partisinde bir koltuk sahibi olma ihtimaline inandım...
Çok konuşup hiçbir şey söylemeyen ideal siyasetçi tipine cuk oturuyor çünkü eski dostum Nihat. Allah yolunu açık etsin...