Kötülük gende midir yetiştirme tarzında mı?

Çarşamba, 11 Mart 2015 - 05:00

“Paramparça” (Star TV) dizisinde senaristler anladığım kadarıyla yetiştirme tarzına değil de genlere önem veriyor. Yani çocuklar hangi geni taşıyorsa ruh durumları da öyle şekillenmiş... Yanlış. Mesela Gülseren gibi göreceli olarak fedakar bir kadının böyle hırs küpü şeklinde büyütülmüş Hazal gibi bir kızı olması sadece genle açıklanabilir mi? Bakın Hazal’ın gerçek babası Cihan da pırıl pırıl bir adam...

Aynı şekilde Cansu annesi Gülseren’in genlerini de taşısa sonuç itibarıyla bizzat hırs küpü Dilara tarafından büyütülmüş olmasına rağmen histeri krizlerinden bir parça da olsa nemalanmaz mı? Eh, yine Cihan o tuhaf babasının gerçek oğlu değil mi? O ne kadar başarılıysa babası o kadar tekliyor hayatta. Anlayacağınız pedagojik olarak genlerle/çevresel faktörlerin savaşını izliyoruz ama bu tabloda kafalar tam oturabilmiş değil... Kısacası soru şu; bir insanın nasıl bir kişiliği olacağında genler mi yoksa büyütülme şekli mi etkendir? Bu sorunun yanıtını senarist kardeşlerimden acil bekliyorum!

[[HAFTAYA]]

Gündemden bihabersen gülemezsin!

“Beş Kardeş”te (Kanal D) satır aralarındaki göndermeler gündemi yakından takip edebilen herkes için gülümsetici. Ama memlekette olan biteni pek de umursamayan takipçiler için biraz havada kalıyor... Mesela Türk siyasetinde müstesna bir yeri olan “yüzde elliyi evde zor tutuyoruz” vecizesinin dizi içine yerleşmiş haline insan ister istemez gülümsüyor. Ama bu söylemi hiç duymamış adam için “ne yüzde ellisi?” sorusunu akla getiriyor. Neyse... Belli ki hiciv ve absürt komedi arasında gidip gelen mizah dilini kullanırken sadece “gündeme ve siyasete ilgili” kitleyi esas alırsanız, diziyi gülümsemek için izleyen öteki kitleyi biraz ortada bırakmış olursunuz... Eh adam da kendinden ya da mizah anlayışından bir şey bulamazsa daha sığ ve gül geç türünden mizahı kovalamaya başlar. Bir mizah dizisinin çok izlenip diğerinin taca çıkması arasındaki makası da bu tercih açıklar zaten...

İyi günlerde inşallah!

Müge Anlı kardeşimizin programda (Tatlı Sert/atv) giydiği kıyafetleri bağışladığını duyduk. Açıkçası öyle gösterişli elbiseler benim diyen modacının gardırobunda yoktur... Hani kim aldı, nerede kullanacak bilemiyorum ama Müge’nin kıyafetleriyle izleyicinin gözünde müstesna bir yeri olduğu kesin. Çoğunlukla cinai işlerin tartışıldığı o programa bir gala gecesine gider gibi giyinerek çıkan Müge, TV’de izleyiciye saygının kimi zaman tuhaf da kaçsa iyi bir örneği... Dolayısıyla en az ilgilendiği vakalar gibi konuşulan elbiselerini bağışlaması bile haber oluyor işte. Sahi ne davalar gördü o elbiseler? Ne katiller ne mağdurların karşısına çıkarak tanıklık etti insanın içinde hiç de şık durmayan kötülüklere. Yeni sahipleri iyi şeyler görür inşallah!

Benim gördüğüm ütopik değil!


“Ütopya” sever kitle yarışmayla ilgili fikrimizi sorup duruyor. Açıkçası kesintisiz izlediğim bir iş olmadığı için daha çok “kim ne yapmış, kim gitmiş?” kafasıyla bakıyorum... Dolayısıyla sürekli takipçilerinin yanında yapabileceğim her türlü eleştiri havada kalacak. Ama gözden kaçmayan ayrıntıları da yakalamak konusunda fena değilim hani... Mesela önceki gün “Ütopya” (TV8) oynarken ekranın alt sağ köşesinde “Ver Fırına” isimli başka bir programın adının yazdığını fark ettim... Aslında bu karışıklık fena da olmadı. Çünkü tam o sırada ekranda yarışmacılar birbirlerine veriştirip duruyordu. Ortam bir fırın sıcaklığındaydı ve o yanlış girilen isim olup bitene “cuk” oturdu!

Güvenlik görevlisi yemek vermiş!

Vallahi Mustafa Topaloğlu canlı yayında (Burada Laf Çok/CNN Türk) itiraf etti. Survivor adasında bir güvenlik görevlisi kendisine gizlice yemek getirmiş. O da takım arkadaşlarıyla bölüşmüş... Acun Ilıcalı’ya gönderme yaparak, “Dilerim bu mesele yüzünden güvenlik görevlisinin işine son vermez” diye bir de temenni ekledi... O zaman anladım ki içten içe “bunlara gizlice yemek veriyorlar” efsanesi de yerle yeksan olmuş oldu. Demek ki adamlar o açlıkla o fiziki kuvvet gerektiren yarışmalara iman gücüyle asılıyorlar... Şu zamana kadar meseleye SMS göndererek hiç girmemiştim ama bundan sonra ben de varım sevgili okur... Hele de her yarışmada insanüstü performans çıkaran Turabi demek ki o desteği sonuna kadar hak ediyor, “nasıl oluyor da bu kadar SMS alıyor” sorularına rağmen. Tok açın halinden anlamıyor azizim...

ŞAPKADAN REYTİNG ÇIKAR MI?

Ekranın ilk illüzyonistlerinden Magic Necmi, Kanal 7 logosu altında yeniden TV kutusunun içinde belirdi. Necmi, meslektaşları gibi gizemli bir adam filan değil. En azından görüntüsü fazla samimi... Bu haliyle sihirbaz gösterilerinden aşina olduğumuz o zoraki gülüş yok yüzünde. Yaptığı işin samimiyetini izleyene yansıtıyor. Belki yurt dışında olsaydı çok daha etkin bir ekran yüzü olabilirdi ama bizde bu kadar. Sihir ustası olsan da şapkadan reyting çıkaramıyorsun. Olsun, zevkle izlemeye başladık ya Necmi’yi, bu da yeter...