Kriz öncesi faiz düzeyine 2012'de ulaşılabilecek mi?

Cuma, 19 Mart 2010 - 05:00

Hafta içinde Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i dinleme ve onunla kısa konuşma şansım oldu. Capital ve Ekonomist bünyesinde kurulan CEO Club’ın konuğu olan Maliye Bakanı Şimşek, etraflıca bir konuşma yaptı. Ancak, benim ilgimi en çok, önümüzdeki dönemde gündeme gelecek olan ‘çıkış stratejileri’ ve ‘faiz artırım’ değerlendirmeleri çekti. Biliyorsunuz, başta gelişmişler olmak üzere bütün dünyadaki hükümetler, yangını söndürmek için ellerindeki bütün olanakları kullandılar ve Şimşek’in deyimiyle ‘olağanüstü para ile maliye politikaları’ uyguladılar. Şimdi sıra bu stratejilerden nasıl çıkılacağı (Exit strategy) konusuna geldi.

Bakan’dan faiz yorumu

Bakan Şimşek, bu konuda birkaç önemli mesaj verdi:

* Para ve maliye politikalarıyla verilen destek çekilirse, dünya ekonomisi ayakta durabilir mi, sorusu gündeme geliyor. Peki destekler çekilir mi? Bence çok hızlı çekilmez.

* Dünya ekonomisi için asıl önemli olan Fed’in ne yaptığıdır. Fed’in 2010 yılının sonundan önce faiz artırmayacağına yönelik bir kanı var. Bu kanı, alınan kararlar çerçevesinde mart ayında iyice yerleşti. Faizlerin ne kadar artacağı konusu, risk iştahını belirleyecek.

* Genel beklenti, faizlerin 2012’de ancak kriz öncesi düzeyine ulaşacağı yönünde... Hatta 2012’de bile bu seviyeye ulaşmasının zor olacağını düşünenler var.

 * Bu iyimser bir beklenti. Belki makul bir beklenti de olabilir. Çünkü, gelişmiş ülkelerde enflasyonun yükseleceğine yönelik emareler henüz alınmıyor. Gelişmekte olan ülkelerde enflasyonist baskı dikkati çekiyor. Ama bu baskı, Asya dışındaki ülkelerde talep baskısından kaynaklanmıyor.

Peki faizler ne olacak?

Maliye Bakanı, ‘Bu sorunun yanıtını’, pozisyonu nedeniyle vermedi. Ancak, bir gün önce konuştuğum büyük bir bankanın genel müdürü, ‘Türkiye’de yıl sonuna kadar 1 ile 1.5 puan arasında artış bekliyoruz’ değerlendirmesini yapmıştı. Genelde beklenti de bu yönde...

Ancak, geçenlerde Citi Group’un bir araştırması elime geçti. Orada 12 gelişmekte olan ülkeye ilişkin faiz artırım tahminine yer verilmiş. Tabloyu bu sayfaya da aldım. Citi uzmanları, 12 ülke arasında 2010 sonuna yönelik bir tahmin yapmışlar ve Türkiye’nin 2 puan artırabileceğini öngörmüşler... Bu, epey iddialı ve genel kanaatten uzak bir olasılık... Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’dan aldığım izlenim de bu tahmini pek desteklemiyor. Ama ‘çıkış stratejileri’ doğrultusunda bir yükseliş olacağı kesin...

Kızını veriyor, şirketine yapışıyor

Akfen’in patronu Hamdi Akın’ın stratejisi çok açıktır: ‘Hiçbir şirketime aşık olmam.’ Geçenlerde Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vedat Akgiray ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Başkanı Hüseyin Erkan’ın da olduğu bir ortamda sohbet ediyorduk. Konu, halka arz seferberliği ve patronların borsaya bakışları idi. SPK ve İMKB’nin Anadolu turunda karşılaştıkları direnç ve patronların ‘şirketlerine aşkı’ gündeme gelince, Hamdi Akın, ilginç bir analiz yaptı: “Türkiye’deki patronları anlamak mümkün değil. Şirketlerini vermek istemiyorlar ama kızlarını tanımadıkları birine, yabancıya vermekte hiçbir sakınca görmüyorlar.” Hamdi Akın’a göre, her patronun bir ‘çıkış’ stratejisi olmalı... Bu tamamen satış ya da ortaklık da olabilir, şirketi bir başka boyuta taşımak da... Ancak, bu stratejiyle, şirketi 200-300 yıl yaşatmak mümkün olabilir. Akın’ın şu sözü de bana çok anlamlı geldi: “Bir sürü marka vardı, şimdi hiçbiri hayatta değil. Eğer çıkmayı bilselerdi, belki yeni sahipleri onları yaşatabilirdi.” ‘Uzun ömürlü şirketler’ konusunda çalışan biri olarak, Hamdi Akın’a çok katılıyorum. Şirketi bir ‘üst lige’ çıkarma stratejiniz yoksa, ‘tamamen çıkmak’ iyi bir seçenek olabilir.