Krizi en iyi analiz eden adam

a
a
Cuma, 27 Ağustos 2010 - 05:00

Son birkaç gündür dünyadaki ekonomik gidişin yönüyle ilgili çok değişik rakamlar geliyor, bu da farklı değerlendirmelere yol açıyor. Siz de izliyorsunuz, yeniden ‘ikinci dip’ tartışmaları gündeme geldi. ABD’deki konut satışları ve işsizlik rakamları, bu endişeleri artırıyor. Ancak, değişik açıdan bakan uzmanlar, aynı ekonomileri için daha olumlu göstergelere dikkat çekebiliyorlar. Bu görüşler de şöyle: “Evet, konut ve istihdam cephesi sorunlu. Ancak, sermaye malları siparişleri, imalat sanayi üretimi, dış ticaret rakamları, otomobil satışları, giderek azalan işten çıkarmalar ve şirket kârlarından gelen olumlu sinyalleri de unutmamak gerek.”

İkinci dip olacak mı?

Birkaç ay daha böyle karışık görüşleri duyacağız gibi geliyor... Ancak, benim dikkatimi çeken ve açıkçası en beğendiğim görüş, ünlü reklamcı Martin Sorrel’den geldi.

Dünyanın en büyük reklam ajansı grubu WPP’nin sahibi olan Sorrel, yıllık olağan toplantıda, krizin geleceğiyle ilgili harika bir değerlendirme yaptı. Son dönemde krizin geleceğiyle ilgili ortaya atılan rakamları biliyorsunuz; V, W, L, U ve diğerleri... Tahmin yapılan alan dünya olunca, bütün ekonomileri bir harfe sığdırmak da doğru olmuyordu. Martin Sorell, öncelikle global ekonomilerin büyük olasılıkla ‘ikinci dip’ tehlikesini atlattığının altını çiziyor. Sonra da daha önce yaptığı tahminde bir revizyona gidiyor.

LUV, LVV’ye dönüyor

Sorrel, daha önce LUV şeklinde bir iyileşme olacağını tahmin etmiş. Buradaki L harfi Avrupa ekonomilerinin durumunu, U harfi Kuzey Amerika’yı, V harfi de gelişmekte olan ülkeleri simgeliyor. Yani Avrupa’da iyileşmenin zaman alacağını, Amerika’nın Avrupa’dan daha iyi olacağını, gelişmekte olan ülkelerin ise hızlı iyileşeceğini öngörüyor.

Son konuşmasında Amerikan ekonomisinin beklenenden daha iyi performans göstereceğini düşündüğü öngörüsüyle yeni harf dizinini LVV olarak değiştirdiğini açıkladı. Yeni tahminine de LuVV adını verdi. Ben Martin Sorrell’in yaklaşımını, dünyayı değişik dinamiklere göre ele aldığı için yapılmış en iyi değerlendirme olarak görüyorum.

Geçen hafta konuştuğum Coca Cola İcra Başkanı Muhtar Kent de Amerikan ekonomisinin güçlü performans gösterdiğini, Avrupa’dan hızlı iyileşeceğini söylemişti. Şimdi Amerika’nın durumu böyleyken, Çin, Hindistan, Avustralya ve Brezilya gibi büyüyen ülkeler varken, dünya ekonomisinin geleceği için bir tek harfi uygun görmek zaten anlamsızdı. O nedenle Sorrell’in LVV’si iyi bir teşhis oldu diye düşünüyorum.

Ali Babacan’ı özledik!

Bir bankacı arkadaşım, “Farkındasındır, Ali Babacan pek konuşmuyor, küstü mü acaba?” diye sordu. Gerçekten de Başbakan Yardımcısı Babacan, ‘Mali Kural’ı anlattığı toplantılar ve TV söyleşileri dışında uzunca süredir görünmüyordu. Tam böyle düşünürken, önce Muğla’da bir iftarda konuşma yaptı, ardından NTV’nin canlı yayınına katıldı. Söyleşiyi dikkatle izledim, sorulara, özellikle de ‘Mali Kural’a yönelik yanıtlarına kulak kesildim. Ruh halini anlamaya çalıştım. Şunları çıkardım: 1. Mali Kural konusundaki aksama, Babacan’da bir kırgınlık yaratmış. 2. Kemal Derviş’in son günlerindeki ruh halini görmedim. Ancak, ekonomi konusunda ‘tek başına’ kalma izlenimini edindim. 3. Israrlı sorular karşısında iyi dayandı. Hatta bir ara kendini tutamayıp, içinden gelenleri söyleyecek diye düşündüm. Ancak, susma hakkını sonuna kadar kullandı. Bence iş dünyasının ve bankacıların önem verdiği Ali Babacan daha fazla konuşmalı... Yoksa, küstüğü, geri çekildiği ya da etkisinin azaldığı izlenimi yaygınlaşacak.