Krizin büyüğü (!) yola çıktı geliyor...

Cumartesi, 16 Ocak 2010 - 05:00

İsrail’le yaşadığımız kriz bitti. Ama beynelmilel bir krize daha hazırlıklı olun. Dünyanın dingilini kıracağız alimallah. İskender Büyük geliyor ey ahali...

Malum, bizim fena çocuk uzun metrajlı işleri dolayısıyla Kurtlar Vadisi Pusu’da (Star TV) taca çıkmış, vadi pususuz kalmıştı. Fakat döndü. Bitkisel hayattan filan çıktı. Ve savaş baltasını topraktan çıkardı... Şimdi İsrail adına Amerikalılarla kapışacak. Kullanacağı yöntemlerin el alemin bayrağına kan sıçratmaktan daha ince olacağı kesin...

Ve belli ki nefesini tutup vadiyi izleyen İsrail halkı “sonsuza dek müttefik” olarak bellediği Amerika’dan tiksinecek... Dünyada güç dengeleri yer değiştirecek. Dedim ya; dingilini kıracağız yeryüzünün. Bekleyin görün. Hele bir tavuk suyuna çorbayla kendine gelsin İskender ağabeyim. Neyse...

Bu arada Kurtlar Vadisi Pusu’da İsrail ile bir rövanş bekleyen kalabalık izleyici grubunun hevesi kursağında kaldı. Rövanşı Polat’a değil, müttefiklerin kendisine bıraktı senaristler... Unutmadan, dizideki kadın popülasyonu neredeyse sıfıra indi. Doktor Ahu da siyanür yoluyla hakka yürüdü. Özette de Cevat yürümüştü aynı yoldan. En azından akaryakıt masrafları azaldı diyelim... En nihayet Güllü, Yakışıklı ve Abdülhey’den de benzer bir performans bekliyoruz. Sayelerinde Azrail bile yorgun düştü fazla mesaiden. O alıyor canlarını, senaristler veriyor geri. Nasıl olacak bu işler sahi?..

Adnan Bey ölecek!

Valla heyecan kaçırmak istemem ama Hanımın Çiftliği’nde (Kanal D) Muzaffer Bey’in birkaç bölüm sonra dünya değiştireceğini ilk bu köşenin okurları öğrenmişti. Elbette Orhan Kemal okurlarını tenzih ediyorum... Fakat belli ki meseleleri kitaptan değil de, gazetelerdeki köşelerde okumayı tercih eden bir kitle var. Bir hayli de kalabalık. Hatta bazı yazar kardeşlerimiz o hatlarda okunma rekoru kırdıklarını filan sanıyorlar. O zaman biz de su kaçıralım mevzua... Aha da yazın bir kenara. Adnan Bey (Aşk-ı Memnu/Kanal D) iki vakte kalmadan helvası kavrulur kıvama gelecek. Behlül kardeşimiz Nihal ile dünya evine girince Bihter yengemiz intihar yoluyla hakkın rahmetiyle tanışacak... Ziyagil paracıklarının alayını Behlül yiyecek. Bakmayın siz önceki gece kendini tokatladığına çocuğun (Ne komik sahneydi yahu). Tüm o hareketler bir an önce kendine gelip dünya malına koşabilmesi içindi... Behlül aydı; dünya malı dünyada yenir. Hem de çatır çatır!..

Doğrusunu telaffuz edelim!Digitürk platformunun Süper Lig maçları için ödeyeceği yaklaşık 400 milyon dolarlık servetin dört sezonu kapsadığını yazmış bazı meslektaşlar. Yanlış... Rakam sadece bir sezonu kapsıyor. Önümüzdeki yıl sözleşmeye göre yüzde 12’lik bir artışla 450 milyon dolar seviyesine gelecek yayın bedeli... 2015’te rakam vergilerle filan 700 milyon doları bulacak. Bir yıl için ödenecek rakama bakar mısınız? Allah yardımcısı olsun, yayınlayanın da izleyenin de. Çünkü ortak cepten çıkacak bu para... Belki de bu yüzden ya da tamamen tesadüf eseri iki SMS geldi cebime önceki gün. İlki, “Sayın abonemiz ocak ayı taksidiniz bilmem kaç lira” diyordu. İkincisi de “Kredi kartı bilgilerinizi teyit edin” filan... Futbolcu koşacak tamam da, terleyen biz olacağız. Aha da yazıyorum; gerekirse SMS de yollayabilirim anlamayanlara!

4 saatlik bir aksiyon filmi

Beni futbol Süper Lig yayın ihalesini kimin aldığından çok nasıl aldığı ilgilendirdi. Son yıllarda izlediğim en heyecanlı televizyon olayıydı. Dört saat ekranın karşısından kalkmadım... Açık arttırma denen şeyin, öyle filmlerdeki gibi filan olmadığını gördüm. Milyon dolarlar havada uçuştukça heyecanıma hakim olamadım. Bir ara dijital platformun bir üst düzey yöneticisini arayıp tezahürat filan da yaptım... İhaleyi yöneten ağabey “Bilmem kaç milyon dolar teklif edildi, arttırıyor musunuz?” dedikçe alnımda oluşan ter boncukları, her “evet” yanıtı geldikçe sele döndü... Hakikaten bu kapışmanın sadece haber kanallarında değil, büyük kanallarda da tekrar yayınlanmasını istiyorum. Dört saat boyunca düşmeyen heyecanı hiçbir yönetmen filme alamadı henüz. Belki bu yayın ipucu olur; ne dersiniz?..

Ezel’in akıbeti ne olacak?Maşallah dediğimiz kırkını çıkaramıyor malumunuz; Ezel için de aynısı oldu. En azından Show TV’de kırkını göremedi efsane dizi...

Durduk yerde, artık neden neyse (ki yapımcısı inatla nedeni açıklamak istemiyor) atv ekranına uçuverdi dizi. Birkaç hafta aradan sonra da yayına girecek. Tabii Show TV açtığı tazminat davasını kaybederse...

Bu arada işin teknik anlamda nasıl olacağına bakalım. Atv’nin yayın rengi kırmızı. Show’un ise ağırlıklı olarak sarı. Atv’nin rengi duygusal yapımlarda hoş duruyor. Ama aksiyonda ekstra karanlık oluyor ekran...

Belki doğru saptama şu. Bu tip işler daha çok Show TV ekranında vurucu oluyor ışık anlamında. Mesela bir Sakarya Fırat (TRT 1) dizisi bu ekranda olsa izleyicisini dörde katlayacağı kesin...

Taş yerinde ağırdır der büyüklerimiz. Ama bir de kendinden ağır taşlar var. Ezel o taşlardan birisi. Bakalım finalde kimin elinde kalacak?

Gözden ırak olanın kaderini de şerh düşerek çok merak ediyorum Ezel’in akıbetini, çoook...