Küçük Sırlar'da cadı dövüşü!

Cumartesi, 14 Ağustos 2010 - 05:00

Küçük Sırlar’ı (Kanal D) bir fantastik dizi gibi izleme alışkanlığını bırakamadım. Kişisel olarak beğenimi daha önce not düşmüştüm ama başroldeki iki kız çocuğunun biri daha önce yıllarca Selena öbürü de Acemi Cadı olarak karşımıza çıktığı için başka da şansı olmuyor insanın... Şimdilik Harry Potter izler gibi bakıyorum meselelere. Çocuklar serinin son filminde olduğu gibi serpilmiş, gelişmişler bir yandan... “Hah” diyorum içimden, “Şimdi bunlardan biri sihirli değneğini çıkarıp ötekini kurbağaya dönüştürecek”. Henüz olmadı. Ama olabilir de. Cadıydı anacım bunlar. Haksız mıyım çocuklar?..

Koordinatör TRT’de huzursuzluk yarattı

Bilmeyenler için not düşelim. TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin sayıları her geçen gün artan kamu kanallarının başına işletme açısından en yararlı hale gelebilmesi için ayrı ayrı koordinatörler atamıştı... Bu sistem güç dağınıklığını engellemesi açısından önemli bir modeldi. Ancak özellikle TRT 1 ekranında ciddi sıkıntılar doğurdu... Geçtiğimiz aylarda koordinatörü değişen kanalda ciddi bir huzursuzluk baş gösterdi. Mesela kanalın önemli yüzlerinden Sabiha Akdemir odasını boşaltmak zorunda bırakıldı... Mesela kanala iş yapan yapımcılar Koordinatör Bülent Ata’nın bırakın görüşmeyi telefonlara bile çıkmayarak iletişim kaynaklarını kapattığından dert yanmaya başladılar... Mesela kanalın önemli yüzleri bu makamla hâlâ iletişim kuramadıklarından, diyalog için koordinatör yardımcısı ile görüşmek zorunda olduklarından yakınıyorlar... Mesela birkaç kanala birden iş yapan dizi yapımcılarının ikinci sınıf işlerinin kanala doldurulduğunu, daha iyi işlerin özel kanallara satıldığını söyleyenler de var... Bunların hepsi bu köşenin yazarına gelen yakınmalar. Çok daha fazlası da var. Ama meseleyi tek taraflı anlatmaktan ziyade mümkünse Bülent Bey’in görüşlerini de alarak yansıtma kararındayım. O yanıt da olursa, yine bu köşede olacaktır... Bu arada koordinatörlük sistemi topyekûn fenadır diyebilir miyiz? Hayır. TRT Çocuk iyi gidiyor. TRT Haber keza. TRT Müzik için konduracak toz yok. O zaman sistemde değil isimlerde mi aramalıyız zafiyeti? Bilmiyorum ama öğreneceğim...

Parmaklıklar ardında bitti mi?

Parmaklıklar Ardında (atv) dizisinin akıbeti hakkında birkaç hafta öncesinde yapımcısından gelen “Dizimiz hakkındaki görüşmeler sürüyor” açıklamasından başka bir gelişme olmamıştı... Ama dün itibarıyla gelişmenin büyüğünü gördüm. Dizinin başkarakteri Ziynet (Zeynep Eronat) atv’nin bir başka dizisi Kapalıçarşı’nın tanıtımında göründü... Bunun iki sonucu olabilir. Zeynep Eronat, Kapalıçarşı’ya konuk oyuncu olarak girmiş olabilir ki, zor bir ihtimal bu... Ya da oyuncumuz artık bizzat bu dizide gösterecektir yüzünü ki bu da Parmaklıklar Ardında’nın sonsuza kadar bittiğini gösterir. Ve üzücü olan ihtimal de budur!

Dizilerde yönetmen dayanışması!

Yahşi Cazibe’de (atv) yönetmen Tarkan Karlıdağ’ın ismini görünce dayanamayıp aradım eski dostumu. İki günlüğüne misafir yönetmen olarak girmiş kadroya... Hatırlamayanlar için Tarkan’ın ekranın efsane işlerinden Elveda Rumeli’nin yapımcısı olduğunu not düşelim. Bilmeyenler de öğrensin; yakında Star TV ekranında yayınlanacak olan “Bir Ankara Polisiyesi; Behzat Ç.” isimli diziyi çekiyorlar şu sıralarda... Tarkan’ı bulmuşken, “Şu Rumeli’ye yeniden bir el atsan” dedim. “Konuşuluyor, netleşince öğrenirsin” müjdesini çakar gibi oldu. Sevindim... Başa dönelim. Dizi sektörü öyle bir hacme ulaştı ki artık büyük çaplı yönetmenler de misafir yönetmen olarak girebiliyorlar topa. Bu, gidişatın iyi olduğunu gösteren bir şey bana göre. Ne mutlu...

Programın ismi değişmeli!

NTV’de Serdar Kılıç haziran ayından beridir “Doğada Tek Başına” yaşıyor. Belgesel/gezi formatındaki programda adamımızın vahşi doğa içinde nasıl hayatta kalınabileceğine dair ipuçlarını ve maceralarını izliyoruz... Orijinali Ultimate Survival ismini taşıyan bu formatta aslında olması gereken Serdar’ın kamerayı vücudunun bir yerinde gezdirmesi. Ama o kameramanın elindeyken seviyor kamerayı... Bu da demektir ki Serdar doğada tek başına filan değil. Hatta girdiği alengirli işlerde en büyük zahmeti kameramanın bizzat kendisi yaşıyor. Öyle ya; doğru açı, doğru ışık, doğru görüntü için taklalar atıyor kardeşimiz, artık her kimse... Ama işin balını Serdar yiyor. Tıpkı arıların konduğu her çiçeğin yenebileceğini söylediği o andaki gibi. Programın isminin derhal “Doğada Çift Başına” olarak değiştirilmesini talep ediyorum yayıncı kanaldan. O kadar!

Reytinglere de baksınlar!

Üşenmedim saydım. Dijital platformlar ve uyduda yaklaşık 20 küsur tane bilim/belgesel kanalı var. Hepsi de 7 gün 24 saat insanoğlunun hizmetinde... Hani genelde sokakta kime mikrofon uzatsan, “Ben belgesel kanalı izliyorum” diyor ya, galiba samimi herkes bu yanıtta. Yoksa bu kadar kanal nasıl yaşar, nasıl durur ayakta?.. Yine de, tüm bu kanalların bir araya gelip bu kadar izleyicileri varken aylık reyting ölçümlerinde ilk onbine bile neden giremedikleri üstüne bir program yapmalarını rica edeceğim kişisel olarak. Bunun da bir bilimsel açıklaması vardır elbet; ne dersiniz?..