Kuklalar diyarı

Kuklalar diyarı

Ayşegül SARSAR / Röportaj

Tiyatronun geçmişi insanlık tarihi kadar eskidir. Antik yerleşim merkezlerinde kentin en ihtişamlı yerlerine inşa edilen dev tiyatrolar bunun en güzel kanıtıdır. Türk tarihinde de tiyatronun farklı bir yeri vardır. Halk hikayelerimizde Keloğlan, gölge tiyatromuzda Hacivat-Karagöz, ortaoyununda Kavuklu ve geleneksel kukla tiyatromuzdaki karşılığı İbiş aklımıza gelen ilk karakterler arasındadır... Ancak giderek artan ilgisizlik geleneksel tiyatromuzu sadece bayram, Ramazan gibi özel günlerde hatırlanır duruma getirmiştir.

Geleneksel tiyatro türlerinden biri olan kukla tiyatrosunun ülkemizdeki temsilcilerinden biri de Ahşap Çerçeve Tiyatro Atölyesi. 2001 yılında çalışmalarına başlayan Ahşap Çerçeve Kukla Atölyesi’nin kurucuları Emre Tandoğan ile Çağrı Yılmaz. Her ikisi de kukla ve Uzakdoğu tiyatrosu konusunda Prag’da eğitim görmüş. Türkiye’de ve yurt dışında pek çok festivalde oyunlar oynayan ve çeşitli ödüller alan Ahşap Çerçeve Kukla Atölyesi, halen Devlet Tiyatroları’nda kukla tasarımı yapıyor. Kuklalar diyarına bir yolculuk yapmak üzere Emre Tandoğan ve Çağrı Yılmaz’ı Çukurcuma’daki Ahşap Çerçeve Kukla Atölyesi’nde ziyaret ettik.

* Bize kendinizden söz eder misiniz? Bir kukla atölyesi açmak nereden aklınıza geldi? 


* Emre Tandoğan: Tiyatro ve müzik yaparak başlayan sahne hayatımızda başka bir gösterge biçimine ihtiyaç duyduk. Tiyatromuzun kurucularından olan kukla tasarımcısı Çağrı Yılmaz ile birlikte aramızda tartışmaya başladığımızda aslında tarihçesi çok köklü olan ama bizim için yeni bir deneme olacak, anlatı imgesi gibi kullanabileceğimiz kukla ile karşılaştık ve bunun üzerine eğitim aldıktan sonra 2001 yılında kendi tiyatromuz olan Ahşap Çerçeve Kukla Tiyatrosu’nu kurduk. 

* Kukla yapımı için nasıl bir eğitim aldınız?

* Çağrı Yılmaz: Kukla yapım ve oynatım teknikleri üzerine Çek Cumhuriyeti’nin Prag şehrinde eğitim aldık. Oradaki kukla tiyatroları ile çeşitli projelerde yer aldık. Prag’daki eğitimimizde kukla tiyatrosu eğitimi aynı tiyatro eğitimi gibi içinde kukla tasarımını, sahne, dekor ve kostüm tasarımını, oynatım tekniklerini barındırıyor. Elbette bu eğitimlerden sonra kendi kukla tiyatrosu anlayışınızı da kendi bakış açınızla temellendirip ortaya çıkarmanız gerekiyor. Çünkü sanat için sadece eğitim yeterli değildir. Kişinin kendi yaratıcılığı eğitimle biçimlenen bir unsurdur.

* Yaptığınız kuklalar şimdiye kadar nerelerde kullanıldı? 
* Emre Tandoğan: Biz kendi oyunlarımızın haricinde birçok tiyatro ile birlikte projeler yaptık. Bunlardan bazıları Devlet Tiyatroları’nda yaptığımız oyunlardır. Tiyatronun dışında televizyonlarda da çeşitli projelerde yer aldık ve kukla tasarımları yaptık. Ayrıca kendi oyunlarımız yurt dışında birçok festivalde oynandı.

* Hangi ülkelerde?

Çek Cumhuriyeti, Pakistan, İsrail, Almanya ve son olarak 25 Temmuz’da Fransa’da başkent Paris’te Notre Dame’ın Kamburu adlı oyunu oynadık. ¦ Kaç çeşit kukla vardır? Temelde 4 çeşit kukla vardır. El kuklaları, sopalı kuklalar, ipli kuklalar ve gölge kuklaları. Bunlar oynatım teknikleri üzerine farklılık gösterirler. 

* Kukla tiyatrosunun tarihinden söz eder misiniz?

Kukla tiyatrosu ilk Endenozya, Bali ve Java’da gölge oyunları ile ortaya çıktı. Japonya’da ise kukla tiyatrosu ‘bunraku’ adıyla biliniyor. Alışageldiğimiz kuklalardan daha büyük olan bunraku kuklalarının her biri 3 kişi tarafından oynatılıyor. Bunrakuların konusunu genellikle tarihsel Japon hikayeleri oluşturuyor. Çağrı Yılmaz, geçen yıl Prof. Jayadeva Tilakasiri’nin kukla tiyatroları üzerine yazdığı bir kitabı Türkçe’ye çevirdi. Bu konuda ülkemizde Türkçe’ye çevrilmiş ilk kitap olan ‘Asya Kukla Tiyatrosu’ Mitos Yayınları’ndan çıktı.

Kukla tiyatrosunun tarihini çok kapsamlı bir şekilde anlatan kitap, kukla tiyatrosunun salt bir gösteri biçimi olmanın ötesinde çeşitli teatral kuramların oluşmasında da yönlendirici bir işlevi üstlendiğine dikkat çekiyor. Uzakdoğu’da başlayan kukla tiyatrosu göçebe toplumlar sayesinde zaman içinde yavaş yavaş batıya taşındı. Orta Avrupa’da Çek Cumhuriyeti, Polonya, Macaristan gibi ülkelerde ipli kuklanın gelişmiş versiyonlarını görüyoruz. Amerika’da ise biraz daha televizyon ve animasyon için tasarlanan kukla tiyatroları göze çarpıyor. Akla ilk gelen 1976-81 yılları arasında Jim Henson ve ekibinin yaptığı Muppet tabir edilen kuklalar. Bu kuklalar The Muppet Show adlı televizyon dizisi için hazırlandı. Dizi tüm dünyada büyük ilgi çekti.

* Ülkemizde nasıl başladı kukla tiyatrosu?

Biliyorsunuz Türk tarihinde de kukla tiyatrosunun geçmişi çok eskiye dayanır. İbiş karakteri, Karagöz- Hacivat... Ancak zamanla unutulmaya yüz tutmuştur. Türkiye’de kukla daha çok çocuklar için bir obje gibi algılanıyor. Oysa dünyada bunun böyle olmadığını gösteren birçok örnek var. Biz de Ahşap Çerçeve Kukla Tiyatrosu olarak kuruluşumuzdan beri her zaman yetişkinleri hedef alarak kukla tiyatrosunu tanıtmaya çalıştık. Festivallerde oynadığımız tüm oyunları yetişkinlere yönelik hazırladık ve kuklanın trajik olan yanı ile daha çok ilgilendik. Aslında kukla tiyatrosunu yetişkin ya da çocuk diye ayırmak çok doğru değil.

* Burada ayrıca kukla yapımını da öğretiyorsunuz. Kimler katılıyor?

Çağrı Yılmaz: Profesyonel ya da amatör olarak katılan gruplar var. Amatör olarak katılanlar hobi olarak kukla yapımını öğreniyorlar. Atölye çalışmalarımız düzenli olarak sürüyor. Cuma ve cumartesi günleri çalışıyoruz. Katılımcılar istedikleri kukla tekniğini seçip onun üzerine çalışabiliyorlar. En çok merak edilen kuklalar ipli kuklalar olduğu için en çok tercih edilen de bu teknik oluyor. Ama el kuklası, sopalı kukla, muppet ve maske çalışabiliyorlar. Seçtikleri çalışmaya göre 1 ay ile 5 ay arası bir çalışma sürdürebiliyorlar.

* Bu yaz Ahşap Çerçeve Kukla Atölyesi’nde uygulanan programı anlatır mısınız?

14 Ağustos’tan itibaren atölyelerimiz cuma akşamları saat 19:00-21:00 cumartesi günleri 12:00-14:00 saatleri arasında düzenli olarak gerçekleşmeye başlayacak.

* Şimdiye kadar hangi oyunlara imza attınız?

Düğün (2001), Küçük Deniz Kızının Öyküsü (2003), Romeo&Juliet (2004), Araf’ta (2005), Notre Dame’ın Kamburu (2007)

* Şimdi sırada hangi oyun var?

* Emre Tandoğan: ‘1001 Gece Masaları’nı yapmayı planlıyoruz.

* Nerede sergilemeyi planlıyorsunuz?

Tarihi bir mekan olacağı kesin. Henüz net bir şey yok ancak Yerebatan Sarayı alternatiflerden biri.

* Geleceğe yönelik planlarınız neler?

Uzun metrajlı bir kukla filmi hazırlamak istiyoruz.