Kural koymayın aşkı yaşayın

a
a
Cumartesi, 25 Aralık 2010 - 05:00

Geçtiğimiz Salı günü, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’ndeydim. İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’ndeki Genç Girişimciler Kulübü’nce düzenlenen bir etkinliğe katıldım. Sahneye çıktım, ben anlattım, öğrenciler dinledi, öğrenciler sordu, ben yanıtladım. Birlikte güldük eğlendik. Öğrencilerin, arkadaşlarının arasında daha rahat olmaları gösterisöyleşimizin daha verimli geçmesini sağladı. Çünkü sorularını çekinmeden sordular. Aldatılan da çıktı konuştu, sevgili bulamayan da. İki nokta dikkatimi çekti ki; bunlara değinmeden geçemeyeceğim. Öğrencilerden birinin “Eğlenilecek kız vardır, evlenilecek kız vardır” demesi cidden beni rahatsız etti. İzmir gibi nispeten daha modern olan bir kentte, üniversitede okuyan bir genç böyle düşünüyorsa durum vahim.

[[HAFTAYA]]

***

Sevgili gençler, böyle bir ayrım yoktur. Zaten eğlenemediğin insanla evlenme. O evlilik cehennem azabına dönüşür. Ancak birlikte eğlenmekten zevk aldığın kişiyle evlen. Ayrıca sen kızlarla gezeceksin tozacaksın, sonra o kızı seninle gezdi diye bırakıp annenin bulduğu ‘temiz aile kızı’ ile evleneceksin öyle mi? E ama, kızlar seni reddettiğinde de ‘Türk kızı işte kaprisli’ diyorsun. Ne yapsın kızlar? Gezse sorun, gezmese sorun... Senin nasıl karşı cinsi tanıma hakkın varsa, onun da var. Kimin kaç kişiyle çıkacağını sen belirleyemezsin.

***

Bir başka önemli konu da kıskançlık. Burada hem kızlar hem erkekler korkunç bir yanılgı içindeler. herkes, herkesin hayatının içine çok fazla bir şekilde girmiş. Herkes herkesi cendere altına almış, sürekli kısıtlamalar getiriyor. Böyle yaparak da güya sevgilerini gösterdiklerini sanıyorlar. Aşırı kıskançlık, sevginin göstergesi değildir. Evet, kıskançlık gereklidir ama dozunda. Ki zaten her insanın içinde vardır kıskançlık. Buna ‘ilkel kıskançlık’ deriz. İlkel olması, insanın varoluşundan kaynaklanmasıdır. Yani ilk insanda da vardı, şimdi de var. Ama sizinki artık ‘patolojik kıskançlığa’ giriyor. Her biriniz ruh hastası gibi davranıyorsunuz. Geçen gün bir okurumu sevgilisi, telefonuna gelen mesaj yüzünden terk etmiş. Mesaj da şu: Beni Facebook’ta niye engelledin... E ne güzel işte, madem kıskançsın kız engellemiş çocuğu, daha ne istiyorsun?

***

Aşk, bu tür ego gösterilerine kurban ediliyor ne yazık ki. Gördüm ki; birbirini gerçekten sevebilen yok. Hep kurallar, zorunluluklar... Bir aşkı yaşayabilmek için ona benliğinizi vermelisiniz. Yani kendiniz ‘aşk’ olmalısınız. Aşkın içine dalmalısınız. Bu yüzden ‘aşka düşmek’ diye bir deyim vardır zaten. Siz aşkı yaşamak yerine birbirinizin hayatlarını kısıtlıyorsunuz. Süreklyi birbirinizden bir şeyler bekliyorsunuz. Bekledikleriniz olmadığında da arıza çıkarıyorsunuz. Aşkınızı belirleyen şey Facebook’taki ‘ilişki durumunuz’ değildir. Onunla paylaştıklarınız. Gerçek dünyada yaşadıklarınızdır. Aşkı yaşamak yerine birbirinizin hayatlarına müdahale ederek yanlış yapıyorsunuz. Sonra da ayrılıyor ve acı çekiyorsunuz. Uyarmak istedim.