Dr. Ceyda Şener

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Kurban Bayramı'nda iştahınızın kurbanı olmayın!

Cumartesi, 28 Kasım 2009 - 05:00

Şimdi Kurban Bayramı ve yapılan şahane kavurmalar, yahniler iştahımızı açarken, kilo ve sağlık problemlerine de davetiye çıkarabilir. Bu nedenle önce yazımızı dikkatlice okuyun, sonrasında güzel bir bayramı daha sevdiklerinizle birlikte mutlu ve sağlıklı geçirin...

Pek çoğumuz benzer durumdayız. Kilo vermek için her şeyi yapıyoruz, fakat gerçekten işe yarayan bir sonuç alamıyoruz. Diyetle egzersizi birleştirdiğimizde kilo veriyoruz. Fakat bu programlar sonunda verdiğimiz kilolar problemli bölgelerden gitmiyor ne yazık ki. Kaybettiğiniz aslında su, yapısal yağ ve kas oluyor. Ve en kötüsü de bu tip programlar metabolizma hızınızı düşürerek iştahınızın açılmasına neden oluyor ve vücut metabolizmayı dengelemek için kendince önlem alarak alınan besinleri depolamaya başlıyor, sonrasında da program bırakıldığı anda verilen tüm kilolar hatta fazlası geri alınıyor.

Genel olarak zayıf insanlarla kilolu insanların bünyeleri farklı çalışır. Bu farklılığı üç ana maddede toplayacak olursak:

1. Kilolu insanların metabolizmaları düşüktür. Yemek yediklerinde vücut bu besini hızlı yakamaz. Bu nedenle, diyet uygulayıp kilo verildiğinde bu kilolar bir süre sonra hızla geri kazanılır. Çünkü bu programlarda düşük metabolizma düzeltilmez.

2. Aşırı açlık durumu, zayıf bir insanın asla anlayamayacağı bir durum. Kilolu bir insan normal bir insana göre fiziksel olarak daha çok ve daha şiddetli acıkma hisseder. Zayıf insanlar kiloluların kendilerine hakim olamadıklarını söyleseler de bu doğru değildir. Bu gerçekten de eziyet veren fiziksel bir açlıktır.

3. Aç değilken bile yemek yeme. Kilolu insanların bir diğer özelliği de ‘duygusal beslenme’ diye tabir edebileceğimiz, fiziksel olarak aç olmasa da bir besine karşı zaafının olması ve onu görünce çok miktarda yeme ihtiyacı duymasıdır. Peki durum burada göründüğü kadar iç karartıcı mı? Aslında değil. Alınacak basit önlemler ve uygulamalarla sağlıklı beslenebilir ve sağlıklı kalabilirsiniz...

Su: Kilolu insanlar susuzdur. Uyanır uyanmaz içilecek bir büyük bardak su ve gün içinde içilen 2 lt’ye yakın su, metabolizmanın susuz kalmasını önler hem de tüm vücut sistemlerinin sağlıklı işlemesini sağlar.

Yürüyüş: 1970’lerde yapılan bir araştırma, dışarıda yapılacak bir saatlik düzenli bir yürüyüşün, vücudun ayar noktasını sıfırladığını ve zayıflattığını öne sürmüştür. Dışarıda bir saat düzenli adımlarla durmadan yürümek, ya da buna fırsatınız yoksa yapacağınız herhangi bir yürüyüş bile çok etkili olacaktır.

Elma: Her gün 2 tane organik elma yemeye özen gösterin. Bu, kan şekerinizi düzenlemeye yardımcı olarak açlık hissini bastırır ve karaciğerin, kalınbağırsağın ve safra kesesinin temizlenmesini sağlar.

Yeşil çay: Her gün en az bir fincan içmeye gayret edin. Organik yeşil çay hücrelerin temizlenmesini harekete geçirir, metabolizmayı hızlandırır ve açlığın kontrolüne yardımcı olur.

Kahvaltı: Sabahları yapılan iyi bir kahvaltı, vücudun ayar noktasını tekrar düzenlemede çok önemlidir, metabolizmayı canlandırır ve gün boyunca acıkma hissini azaltır. İdeal bir kahvaltıda olması gerekenleri sıralarsak: Yumurta, çavdar ekmeği, domates, çay ya da kahve, elma, çilek, kivi, tereyağı, tavuk ya da hindi eti, vb. kahvaltının doyurucu olması önemlidir.

Günde 6 öğün: Metabolizma hızınızı yüksek tutmak ve depolanmış yağlardan kurtulmak için gün içinde sürekli besin almak çok önemlidir. Bu süre boyunca, en az iki tane elma ve iki greyfurt yemeniz gerektiğini unutmayın. Ana öğünler arasında bunları almanız daha kolay olur. İdeal olarak, sabah yapılan iyi bir kahvaltı, sonrasında öğlene doğru yenen bir elma ya da greyfurt, iyi bir öğle yemeği, öğleden sonra yenen bir elma ya da greyfurt daha ve akşam yemeği, akşam da yenebilecek bir elma ve greyfurtla hem sağlıklı hem de düzenli beslenmiş olursunuz. Bu sürece başladıktan sonra, vücut depoladığı yağları salmaya başlayacak ve metabolizma hızı artacaktır.

Akşam yemeği 7’den sonra olmamalı: İdeal olarak akşam yemeğini, yatma saatinizden 3,5 saat önce yemiş olmanız gerekiyor ki hipotalamus dinlensin ve yağ depolamasın.

Yatmadan önce protein: Yatmadan önce yenen 100 gram tavuk, hindi ya da sığır eti, yağ hücrelerinin hareketlenmesini sağlar ve su tutulumunu azaltır. Metabolizmayı da hızlandırarak uyurken yağ yakmanızı sağlar.

Acı biber yiyin: Organik acı biberler ve acı soslar metabolizma hızını arttırır ve açlık hissini azaltır. Vücudun kilo ayar noktasını sıfırlamada çok etkilidir ve ayrıca yağ depolarının bırakılmasını kolaylaştırır. Acı biberi ve acı sosları sofranızdan eksik etmeyin.

Tarçın: Tarçın insülin seviyesinin ve kan şekerinin düzenlenmesinde etkilidir. Açlığı düzenler ve yağ depolarının serbest bırakılmasına yardımcı olur.

Yemeklerin yanında salata yiyin: Öğle ve akşam yemeğinde ne yerseniz yiyin yanında mutlaka mevsimine uygun olarak marul, soğan, turp, salatalık, ıspanak, brokoli, sarımsak, domates, havuç, limon suyu, zeytinyağı vb.den oluşan salatanızı eksik etmeyin. Yemekten önce yenen bu besinler, sindirimi harekete geçirir, kan şekerini ve iştahı düzenleyen lifleri içerir ve vücudun kilo ayar noktasını dengeler. Ayrıca, vücuttaki yağların salınmasında etkili enzimleri ve besinleri içerir.

Trans yağ yok!

İnsan yapımı trans yağlar yüzde 100 oranında obez olmanıza neden olur. Ayrıca kalp hastalıklarına, kansere, diyabete ve kireçlenmeye de davetiye çıkarırlar. En bilinen trans yağ, hidrojenle birleştirilmiş her çeşit yağdır.

Asitli içecekleri azaltın: Asitli içecekler kalsiyum emilimini engeller ve besin eksikliğine neden olur. Sindirim sistemini ve pankreasın normal işleyişini ters yönde etkilerler. Karaciğer ve lenfatik sistemin düzgün çalışmasını engellerler. Bu nedenle bu tip içeceklerden uzak durulmalıdır. Eğer yine de içmeniz gerekirse diyet olanlarını içmeyin! Yüzde 100 organik asitli içecekleri seçmeye özen gösterin. Eğer bu da yoksa normal bir soda için. Ama genel olarak su, çay, taze sıkma meyve suyu ve kahve içmeye özen gösterin.

Buzlu içecekler tehlikeli: Soğuk içecekler metabolizmayı yavaşlattığı için açlığı arttırırlar. Bu nedenle sınırlı tüketilmeli ya da hiç tüketilmemelidir. Günlük alınması gereken su miktarı ve ilave önerilen çaylardan bir iki bardak içtiğinizde, bu tip içeceklere ihtiyaç duymazsınız. Liste uzayıp gidiyor ve bunların hepsine uyarsam yaşamın tadına nasıl varacağım diyenlerdenseniz ve bayramda da nefis yemeklerden uzak durmak istemiyorsanız, son dönemde çok iyi sonuçlar aldığımız lipolite tedavisini önerebilirim. Tombul yanakları zayıflatmak, kat kat olmuş gıdı bölgesinde istenen görüntüyü sağlamak, deri sarkmalarını ortadan kaldırmak için mucize bir yöntem. Tabii ki en yoğun kullandığımız bölge, bel çevresi. İşte bu aşamada kullandığımız lipolite tedavisi, hem zayıflatıp hem de sıkılaştırarak özellikle beylere fit bir görünüm kazandırır. Hiçbir riski yoktur. Uygulamadan hemen sonra günlük hayatınıza dönebilirsiniz.

 Lipolite tedavisi nedir?

Mekanik Masaj + Radyofrekans dalgaları + infrared + vakum cihazının mezoterapi ile birlikte uygulanmasına lipolite denmektedir. Cilde yapılan enjeksiyonlar yağları yok ederken vakumlayarak kızılötesi ışınlar ve radyo dalgaları ile selülitleri yok eder, cildi sıkılaştırıp şekle sokar. Vücutlarında bölgesel yağlanma olan ve zayıflamak isteyen hastalar için ideal bir çözümdür.

- 4-6 seans gerekebilir. Seanslar 30 dakika sürer.

- Haftada 2 kez, enjeksiyonlar ise haftada bir defa tekrarlanır.