Küresel ısınmanın bu kadarına pes

Cuma, 29 Ocak 2010 - 05:00

Aşk ve Ceza da (atv) sıklıkla yapılan matematik hatalar serisine soktu kendini. Üstelik dizinin daha ilk bölümleri ve senaristler insan anatomisinden bir haber sanırım. Ya da coğrafya bilgileri sıfır...

Esas kızımız Yasemin, yaz sezonunun yaklaşık altı ay sürdüğü Bodrum’da sezon sonu (Ekim diyelim) hamile kalır. Son bölümde izlediğimiz anatomik hali için 7 ay koymak gerekir üste...

Ne oldu, mayıs. Peki kızımız güneşin ciddi bir şekilde “Ben buradayım” dediği aylarda neyle dolaşır; dik yakalı kazakla...

İzlanda’nın bir sayfiye yeri değildir Bodrum. Güney Ege’ye bakar ve adamı yakar güneşi. Yanlış yapanı da öyle.

Ha, diyorsanız ki küresel ısınma canımıza okudu, mevsimler şaştı; derim ki, henüz erken. Bodrum’a mayısta kar yağdırmak için yani!

Normal olan var mıymış?

Yemekteyiz’i (Show TV) atlamayalım aman. İnsan ne kadar küçülebilirin pratikteki hali. Genç bir arkadaş var; (artık isim tutmuyorum aklımda, saçları dik var ya, o işte) tabak önüne geliyor, beyimiz çatalı tezeğe batırır gibi ucuyla yokluyor nevaleyi. Of anam of... Benim soframa bir denk gelse bu tipler, tatlı niyetine damardan serum yediririm acilde. Bir ara sıcak kroşe, ana yemekte kaba etine tekme... Tamam şiddete karşıyız ama şiddetli bir kafada tabak kırma hissi yaratıyor artık böylesi tipler. Geçelim hızla... Bir de diş doktoru var bu hafta. Hediyesi misafirlerinin diş kontrollerini yapmak oldu. Ücretsiz. Haftaya da bir psikiyatr bekliyoruz artık; bir normal bulacak mı aralarında?

Işklı Senfoni geliyor (!)

Islık çalmayı sevmem. Ama son zamanlarda Toygar Işıklı melodileri dilimin ucunda. Ancak tuhaf bir şey var. Bu köşeden sıklıkla adını andığımız Toygar kardeşimizin tınılarındaki aynılık hali... Dört dizinin müziği onun elinden çıkıyor. Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü, Ezel ve Samanyolu. Müziklerin ana teması farklı da dursa iç melodileri aynı... Dün Ezel’le başladığım ıslığa Aşk-ı Memnu’yla son verdim. Aynı şarkıyı üflüyorum sanıyordum, farklı bir şarkıya kaymışım aniden... Bir de reklam müziği çıktı başımıza ki, çok yakında ıslıkla bir “Işıklı Senfonisi” çıkarırsam şaşmayın. Beş bölümden oluşan; ama hepsi aynı temaya çıkan bir senfoni!

Bir kanalda iki kahraman

Haberi duyunca güldüm içimden. Show TV genelde Cnbc-e, TNT ya da e2 gibi kanallarda yayınlanan türden bir fenomen dizi olan Heroes (Kahramanlar) serisini ilk sezondan itibaren yayınlamaya başlıyor... Neyine güldün diye sorarsanız; adına. Kahramanlar aynı zamanda kanalın yerli dizilerinden birinin ismi. Dizinin birkaç yabancı seriden araklandığını yazmıştım daha önce... Resmen bizim yerli malı kolpa kahramanlarımızın esinlendiği dizilerden biri geliyor yanı başlarına. Şimdi göreceğiz; el mi yaman, bey mi yaman? Bana kalırsa bu kadar kahramanlık bir kanal için fazla. Eğer bir seçim yapmak zorunda kalırlarsa, aman orijinal olanı seçsinler de, millet dizi nasıl yapılır bir görsün!

Ekranda güven yok!

Benzer görüntüleri hep Rus ya da Slav TV kanalları verir. Bu konuda az da olsa Amerikan televizyonlarının da örneği vardır. Stüdyo kavgalarından söz ediyorum...

Biri de önceki gün Star’da yayınlanan Suç ve Ceza isimli programda patladı. İki üvey kardeşten biri diğerini katil olmakla, diğeri de birini para karşılığı cinsel ilişkiye girmekle suçluyordu...

Burada cümleleri bayağı bir yumuşattığımı anlıyorsunuz sanırım. Programın kendisinde en son havada uçan bir ayakkabı, ardından gelen bir tekme ve son olarak yerde kıvranan bir kadın gördüm. Her şey 10 saniye içinde gerçekleşiyor üstelik...

Bu arada, bu türden ucuz malzeme artık sokağın her kenarında var. Ben yayındaki arkadaşın refleksine hayran kaldım. Kavganın geliyorum dediği an itibarıyla kesti yayını. Hani derler ya; en heyecanlı yerinde. Sonra ne oldu bilmiyorum?

Bir tanıtım belirdi ekranda. Sığınacak yuvamız olduğunu iddia ediyordu program o tanıtımda. “Hayır” dedim içimden, “Hiçbir yer güvenli değil artık”... Hele ki ekranın içi; Allah düşürmesin!

Musti artık sunucu

Hazırlığı yetişseydi pazartesi Star Ana Haber önünde televizyon topuna çok geç giren bir sunucuyla tanışacaktık Kimsin Sen isimli yarışmada... Merak ettirmeyelim. Mustafa Sandal artık bir TV sunucusu olarak kucaklaşacak hayranlarıyla. Onun içindeki oyuncu cini bilen biri olarak, hakikaten geç alınmış bir karar diyorum buna... Bir de riskli sanırım. Telefon kartı reklamlarında gördük ki Musti hakikatli bir oyuncu. Ben onun dizi kulübesinden gireceğini düşünüyordum sahaya. Daha az riskli bir adresten yani... O, yarışmayla başlıyorum dedi. Dilerim, kendine Kimsin Sen diye sorduğunda büyük bir tatminle yanıt vereceği bir alan olur sunuculuk mecrası. Başarılar dilerim!