Kürşat Başar sofrayı kuruyor...

Cumartesi, 20 Şubat 2010 - 05:00

Ve bir geri dönüş haberi. Edebiyat dünyasının yakışıklı ağabeyi Kürşat Başar, o bir dönem izlemelere doyamadığımız sohbet programıyla geri dönüyor... Yemekteyiz yarışmasından yıllar önce ekrana kurulan o masada gündemin ağızları konuşurken, masa adabını filan da dikiz ediyorduk bir yandan... Gecenin hem yemek hem da konuk mönüsünü merakla bekleten Kürşat Başar’ın yeni kurduğu sofrasında bir sandalye kapmak için meraklı olduğumuzu not düşelim... Ah, kanal adı vermeyi unuttum; Fox TV. Bir hayırlı olsun da Kürşat’a gidiyor...

Nur içinde yat Ersan kardeş!

Elbette ölüm insanlar için. Bazıları gereğinden erken olunca acısı biraz daha keskin oluyor. Benim değil ama çalışma arkadaşlarımın yakından tanıdığı bir meslektaşımızı yitirdik önceki gün; Fox TV Haber Merkezi’nin saygın isimlerinden Ersan Karaoğlu’nu... Benzeri daha önce de olmuştu. Haber merkezlerinden kayıplar vermiştik. Ama sanırım Ersan’ın anısına hakkını veren bir yayın yaptı Fox TV önceki akşam.

Bir kara kurdelenin sembolize ettiği sonsuzluğa uğurladıkları dostlarının acısını hepimizin yüreğinde hissettirdi Fox TV çalışanları...

Az buz bir şey değildir, isimleri hiç bilinmeyen bazı kahramanların önünde saygıyla eğilmek. Eğildik o gece. Allah’ın rahmeti üstüne olsun Ersan kardeşimin...

Bir de Alem FM programcılarından Nihat Sırdar babasını yitirdi aynı gün. Acı bu kez radyo frekansı yoluyla yüreğimize girdi. Başın sağ olsun Nihat kardeşim senin de...

Adnan Bey’den Guiza çalımı...

Aşk-ı Memnu ile Fenerbahçe arasında oynanan derbiyi alan taraf Adnan Bey’in kaptanlığını yaptığı Aşk-ı Memnu (Kanal D) oldu... Dikkatinizi çekti mi bilmem? Dizide zaman giderek hızlanmaya başladı. Eleştiriler hep, ağır akmasına geliyordu hikayenin. Artık gaza nasıl bastılarsa; hiç doğmayacak diye düşündüğümüz Peyker’in bebeği dünyaya geldi ilkin... Sonra Adnan Bey’in kafası çalışmaya başladı aniden. Alıştığımız hızın beş katına çıkınca ailecek şaşırdık hatta. Uzun bir süre ekmeğe “papaçiko” demeye devam edeceğini sanıyorduk beyefendinin... Bu arada henüz 19’undaki Nihal’in adımları bile dizinin rüzgarına yetişemedi; idmansız olduğunu filan söyledi Behlül’e... Ve elbette, altı ay kadar önce sıkılan parfümün kokusu bile dağılmadan Adnan Bey “zina köşküne” vardı. Yastıkları koklayıp, burun filan kıvırdı... Çok hızlıydı azizim bu son bölüm; Fenerbahçeli Guiza’dan bile hızlıydı!

Esra yolunda yalnız değil...

‘Esra Ceyhan’la Hayat’ta başlayan “dizilerde kadına uygulanan şiddete hayır” meselesine destek için TRT stüdyolarında buluştuk izleyiciyle... Esra, reyting ölçümlerinden çıkan TRT için ciddi bir “bahsettirme” hattı yakalamış ve adımlarını doğru atıyordu. Siyasetçisinden yazarına, hemen herkes yaşamın her alanında olduğu gibi dizilerde de uygulanan ölçüsüz şiddete karşıydı... Ama ne yalan söyleyeyim; gözlerim kanal yönetenleri aradı. Kanallara dizi servisi yapanları da. Sadece onlar yoktu ortalık kaynarken... Oysa seyircinin ne izleyeceğine bu saydığımız ikili karar veriyordu. Bu yüzden organizasyondaki en önemli adımlar onlara ait olacaktı... Neyse. Gerçekten kaçılmaz. Esra, tüm inancıyla meselenin üstüne yürüyor. Ben stüdyodayken gazeteci Ahmet Hakan bağlandı telefonla; o da desteğini belirtti. Çoğaldı isimler... Bir gün şiddet bitecek diyorum Esra, yolunda yürü. Yanındayım kardeşim!

Ali Kırca ve Livaneli şarkıları

Siyaset Meydanı’nda Atatürk’ü anlattığı son filmiyle Zülfü Livaneli ve Veda isimli filmin ekibi konuktu... Livaneli’yle bazı masaları paylaştık. Onun engin birikiminin yanında olayları dile getirmesi hakikaten az rastlanır cinstendir. Bir hayli lezizdir kısacası... O akşam da öyle oldu. Livaneli tüm samimiyetiyle Siyaset Meydanı’nı şenlendirdi. Gecenin en samimi sorusu Ali Kırca’ya gitti: “Ali sen hayatının sonuna kadar Çökertme türküsünü mü söyleyeceksin? Benim şarkılarımı ne zaman okuyacaksın?”... Yanıt programın sonunda Nefesin Nefesime şarkısında geldi. Ali Kırca’nın artık yeni bir şarkısı oldu. Livaneli üsteledi, o okudu. İlgilisine duyurulur...

Kadir ağabey neden kükrüyor?

Dizilerin, maçların ve hatta programların özeti olur da reklamların olmaz mı? Yaban (Haneler) ve Kadir İnanır’ı aynı kadraja sokan Petrol Ofisi reklamı da özet bölüm yayınlamaya başladı... Tamamı bir dakikadan uzun sürüyordu. Bu haliyle makul bir uzunluk yakalandı. Ve reklamın en vurucu bölümünün altı çizildi; Kadir ağabeyin kükremesinin... “Niye kükrüyor?” diye sordu bazıları. Sembol bir çalışma bana göre. Yaban’ın nara attığı ortamda işin asıl sahibi kükreyecek elbette. Ben ikinci bölümü bekliyorum merakla; Kadir ağabeyi Yaban’ın kemiklerini sıyırırken izleyebiliriz bir ihtimal!