Kurtlar eski Kurtlar'a döner mi?

a
a
Cumartesi, 13 Kasım 2010 - 05:00

Yanlıştan dönüldü diyelim. 100. bölüme kısmet oldu aslına dönmesi Kurtlar Vadisi Pusu’nun (atv)... Bir süredir devlet/diplomasi ve terör işlerine odaklanan derin vadinin kilitlenip kalması ve öteye gidemediğinden dolayı müşterisini yitirmesi aynayı kendine çevirmesine neden oldu sanırım... Uzatmayalım. Gördük ki, Al Pacino tadındaki yeni Polat Alemdar yer altına girerek eski Kurtlar Vadisi’ne dönüşün sinyalini verdi. Konsey toplandı yahu dostlar... Baron’un ölümü, Kılıç’ın yalan oluşu, Çakır’ın katledilişiyle kapanan bir dönem yeniden açıldı... İş bu açılım Kurtlar’a eski tadını kazandırır mı bilemiyorum ama yanlıştan dönüldü işte. Bu da bir umuttur!

Eskisi kadar özgür olabilir mi?

18. yaşında Siyaset Meydanı (Show TV) tarihin dehlizlerinde uzun bir tur attırdı izleyiciye. Bundan sonra sabit 24 konuşmacısı olacakmış programın...

Sabitlerin hepsi bir hayli ateşli geldi bana. Çok konuşacağı kadar çok konuşulacağı da kesin her birinin, bu kadarını söyleyeyim...

Siyaset Meydanı’nın ekranlarda olmasına benim kadar sevinen kaç kişi var bilemem ama şu da belli ki eski programlardaki özgürlük rüzgarları o tadıyla esmeyecek eminim...

[[HAFTAYA]]

Önceki akşam izlediğimiz arşiv görüntülerdeki rahat sigara tüttürmeler başta olmak üzere, önce belli görüntüler buzlanacak, sonra da sesler...

Türkiye’de hiçbir Siyaset Meydanı bir önceki kadar özgür değildir; bana Ali Kırca’nın 20 dakikada bir reklama gittiği o zaman tüneli gezintisi göstermiştir...

Ne derler hani; nerede o eski günler?

Dizi süreleri caiz mi?

Nihat Hatipoğlu’yla Dosta Doğru (Star TV) gece yarısını 1 saat geçe yayına girdi. Eski manken Yaşar Alptekin’in katıldığı sohbeti bitirene kadar gözlerim ağırlaştı... Programdan önce konuşma fırsatı bulduğum Nihat hoca da dizilerin sürelerinin uzunluğu yüzünden bazı beklenen programların çok geç yayına girdiğinden dert yandı... Benim son derece basit bir çözümüm olduğunu söyledim kendisine. “Hocam bu millet seni çok sever ve sayar. İyisi mi sen bu gece uzun dizilerin dinen caiz olmadığın söyle. Bak bakalım 90 dakikalık dizi çekip yayınlamaya gönlü elverecek mi yapımcıların ve kanalların?” Bilmiyorum Nihat hoca önerime yüz verdi mi o akşam? Ama verseydi bir umut kurtaracaktık hem izleyeni, hem de dizi sonrasını bekleyeni...

Seri konukluklar başladı...

Beyazıt Öztürk bu akşam Yok Böyle Dans’ın (Show TV) jüri üyesi olacak. Bu serinin devamında da gelecek hafta Acun Ilıcalı’nın Beyaz Show’a konuk olmasını bekliyorum... Hakikaten geçen yıl sıklıkla gördüğümüz bu karşılıklı nezaket turlarının ilk adımı atıldı bu sezon için. Hayırlı olsun diyelim.

O yol, yol değil...

Küçük Sırlar (Kanal D) dizisindeki Ayşegül ve Çetin yakınlaşmasına kısmen etik ama bir hayli haklı bir itiraz var. Malum iki karakter üvey kardeşleri oynuyorlar... Ve aralarındaki yakınlaşma hani bizim toplum için tehlikeli cinsten bir şey. Bana göre dizilerin bu türden hassasiyetleri gözden kaçırmaması lazım. Sonra toplumsal öfke büyüyüp tepkiye dönüşünce herkesin canı yanıyor... Yanlışın neresinden dönerseniz kârdır. Kalabalık bir kitlenin yanlış dediğine siz doğru derseniz bu da makulü inkardır...

Çocuklarımızı tanıyalım

TRT 1’de bir süredir yayınlanan Sınıf 2010’u dikkatle izlemeye başladım. Gençlik dizilerini bir kenara koyarsak gerçek öğrenci ve eğitmen tipleri hakkında ciddi ipuçları veriyor... Zaten bir çeşit reality show’dan bahsediyoruz. Üniversite çağına gelmiş öğrencilerin alışıldığın biraz ötesinde, bir hayli cesur duran eğitmenlerle geleceğe yol almasının ekrana taşınan hikayesinden... Kendi adıma çok fantastik ama bir o kadar da yararlı buldum bu programı. Sınav stresiyle perişan olan çocuklarımızı anlamak/tanımak/tanımlayabilmek için mutlaka bir kez göz atmakta fayda var derim ben, Sınıf 2010’a...