Kurultay öncesi bomba: Kasetteki Baykal değilmiş!

Cuma, 21 Mayıs 2010 - 05:00

Malum kaset sonrası istifa eden Baykal ilk demecini POSTA’ya vermiş, “CHP tabanı ve halk isterse genel başkanlığa dönerim. İstemezse üstünde anlaşılacak adayı ben de desteklerim” demişti. Baykal tam da dediğini yaptı! Parti tabanının ve halkın üstünde anlaştığı başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceği yerde ilk salvoyu o çekti: “Kılıçdaroğlu’nu benden saklı aday yaptılar!” Ne gerek vardı buna? Şimdi birileri, ‘Baykal’ın asıl derdi belli oldu: Koltuk’ derse ne cevap verecek? Genel başkanlık seçimine 2 gün kala yani dün Baykal'ın avukatları ortaya çıktı. Söylediklerinin özeti şuydu: ‘Kasettekiler Baykal ve Nesrin Baytok değil.’ Madem böyle bir durum vardı, Baykal ve Nesrin Baytok kasettekilerin kendileri olmadığından emindiler, niye bu kadar gündür çıkıp bunu söylemediler?

İftiraya uğramış gibi davranmadı

"Bu yapılan komplodur" demek yerine neden şu cümleleri kurmadılar: “Bu alçak bir iftiradır. O kasetteki biz değiliz.” Baykal bunlara ilave olarak şöyle de demeliydi: “Eski özel kalem müdürüm de olan CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok ile benim böyle bir ilişkim olamaz. Nesrin Hanım benim kardeşim sayılır. 17 yıldır birlikte çalışıyoruz. Kocası da arkadaşımdır. Bu ahlak dışı, düzmece kaseti hazırlayanlardan yaptıklarının hesabı sorulacaktır. Öncelikle Nesrin Baytok’u korumak adına yargıya başvurdum. Görevimden istifa etmem söz konusu değildir.” Ama bunların hiçbiri yapılmadı! Özetle Baykal; iftiraya uğramış biri gibi davranmadı. CHP kurultayına 48 saat kala yapılan “Kasetteki Baykal değil” açıklaması ne Baykal’a, ne de CHP’ye yarar sağlar. Ayrıca bu açıklamanın yanlış anlaşılma ihtimali de çok yüksek. Nitekim, “Baykal’ın gözü hâlâ koltuğunda. Herkesin desteklediği Kılıçdaroğlu’nu desteklemiyor” yorumları başladı bile. Bu arada bilmem duydunuz mu? Kılıçdaroğlu dün bizzat kendisi söyledi. Adaylığını açıkladığı günden beri Baykal’dan randevu istiyormuş ama Baykal randevu vermiyormuş!!!

60 bin TL borçlu

Emekli bir bürokrat olan 62 yaşındaki Kemal Kılıçdaroğlu’nun mal varlığını biliyor musunuz? Söyleyeyim: Orta halli 4 tane daire. 2 kooperatif hissesi. 2004 model Renault Clio. Yatırım amaçlı olmayan 8 adet yağlı boya tablo. İş Bankası’na 12 bin 500 TL, Yapı Kredi’ye 43 bin 993 TL borç. Kooperatif için 100 bin TL dolayında borçlanan Kılıçdaroğlu’nun yaptığı ödemeler sonrası borcu 60 bin TL’ye inmiş. Kemal Bey’in 35 yıllık eşi Sevim Hanım’ın (Nüfus kağıdındaki adı Selvi. Ancak ailesi ona ‘Sevim’ diye hitap ediyormuş) mal beyanındaysa şunlar yazılı: 1983’te alınmış pırlanta 1 yüzük ve 7 bin TL alacak.

Bir korkum var!

“Ben zenginleşmeyeceğim. Çocuklarım zenginleşmeyecek. Biri, birisinin siyasi gücünü kullanıp zenginleşirse onun burnundan getireceğiz.” Bu sözler CHP genel başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na ait. Çok önemli bir taahhüt bu: “Çalmayacağım, çaldırmayacağım, hesap soracağım” diyor. Türkiye’de sosyal demokrat liderlerin adı hiçbir zaman yolsuzluklarla anılmadı. Bülent Ecevit, Erdal İnönü, Murat Karayalçın, Deniz Baykal... Hepsinin isimleri tertemiz. Ecevit’in ve Erdal Bey’in çocuğu yoktu. Büyük avantaj!!! Çevrelerinde yağcı, yalaka barındırmadılar. Bu da akıllılık. Karayalçın ve Baykal sadece bakanlık yaptılar. Kılıçdaroğlu’nun hedefi iktidar, başbakanlık. Dolayısıyla riski bir hayli yüksek. Kendisi, ailesi yapmasa da yakınındakiler yolsuzluğa bulaşabilir. İşte bu noktada benim bir korkum var: Kılıçdaroğlu yolsuzluk korkusuyla yatırımları yavaşlatmaz inşallah. Yani bir Y’den (yolsuzluk) korkup diğer Y’den (yatırım) vazgeçmez. Tabii iktidar olursa... Ama ben yine de şimdiden söyleyeyim istedim...