Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Kutlamanın böylesine bravo

Perşembe, 16 Haziran 2011 - 05:00

Bir şirketin yüzüncü yılını kutlamasına bu kadar canı gönülden katılacağımı düşünmezdim. Söz konusu olan ne bir kültürel etkinlikti ne de Boğaz kenarında lüks bir otelde şık bir yemek. IBM, 100. yılını topluma gönüllü hizmet eden Sivil Toplum Kurumları’yla birlikte kutlamayı hedeflemişti, üstelik de 100 çalışanına “Siz de bu kurumlarda gönüllü olarak çalışacaksınız” diyerek! Bu buluşmaya tanıklık etmek üzere çağrılmış bir grup gazeteciden biri olarak ben bile durumdan vazife çıkardım ve kendime çalışacak bir STK seçtim: Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı! Tehlikeli değil, tehlike altında olarak tanımladıkları suça karışmış çocukları yeniden özgür kılmak ve toplum içinde hak ettikleri yeri sağlamak için kurulmuş vakıf yöneticileriyle en kısa zamanda bir araya gelip çalışacağız.

[[HAFTAYA]]

Toplantıda herkesin söyleyecek bir sözü vardı: STK’lar medyanın kendilerine yeteri kadar ilgi göstermediğinden şikayet ederken medya da STK’ların mali yardım toplamak için yaptıkları etkinliklerle işi magazinleştirdiği kanısındaydı. Bütün o yemekler, balolarda toplanan para, genellikle orada giyilen kıyafetlere harcanan paradan çok daha fazla. Ayrıca sosyal sorumluluk projesi yaparken ille de basında yer alma beklentisi içinde olunmamalı. Dahası bunu bir halkla ilişkiler faaliyeti olarak görmemeli. Maksat yardım yapmak, gönüllü çalışmaksa ne ala, sinekten yağ çıkarmaksa medyanın da karnı tok, halkın da! İşte bunun için IBM’in tarzına saygı duydum: kimseden bir şey beklemeden çalışanlarına diyorlar ki “8 saatini bir sosyal etkinliğe ayır, biraz da toplum için çalış. Bunu iş saatlerinden kullanmana izin veriyorum.”

Gönüllü çalışmak güven veriyor

IBM'in dünya üzerinde 400 bin çalışanı var. Bu yıl 12 milyon dolardan fazla hizmet fonu sağlamakla kalmamışlar, 120 ülkede iş saatleri içinde 2.5 milyon saatten fazla gönüllü işlerde çalışmışlar. Amaç topluma hizmet etmek! Genelde çocuklara, gençlere eğitim veriyorlar, Türk IBM ise 100. yıl kutlamaları için kadın, çocuk ve çevre konularında çalışan Sivil Toplum Kurumları’na davet yapmış, çalışanlarıyla buluşturuyor.

ÇYDD, LÖSEV, TURMEPA, AKUT gibi çok tanınmış STK’lar da var içlerinde, Bilim Kahramanları gibi adını ilk kez duyduklarım da. Bu örgütler, gönüllülük esası içinde çalışıyor ve daha çok kadınlar ve üniversite öğrencilerinden yardım alıyor. Şirketler de işe eleman alırken başvuranların hangi sosyal projelerde çalıştıklarına bakıyor artık. Gönüllü olarak kendi hayatında bir farklılık yaratan ve başkalarının hayatına olumlu katkıda bulunanlar dikkat çekiyor, iş buluyor, değer kazanıyor. Ya siz, gönüllü olarak çalıştığınız bir yardım kurumu var mı? Unutmayın, herkesin hayatın bir ucundan tutması gerek.

Bir pankartın cezası bitmedi!

Ferhat ve Berna’nın suçu büyük: Başbakan bir salon toplantısında konuşurken “Parasız Eğitim İstiyoruz” yazılı bir pankart açtılar. Normal koşullarda toplantının güvenliğini tehlikeye atmaktan en fazla görevliler tarafından dışarı çıkarılıp iki nasihat edilip bırakılmaları gerekir değil mi? Hayır, üniversite öğrencisi bu iki genç gözaltına alındı, mahkemeye sevkedildi, tutuklandı! Tutuklanmakla kalmadı, “silahlı örgüt üyesi” olmak suçundan 14 Mart 2010 yılından beri de tutuklu kalmaya devam ediyorlar!

Cumhuriyet Savcısı “parasız eğitim” isteminin anayasal bir hak olduğunu iddia ederek gençlerin beraatini istedi ama Özel Yetkili 10. Ağır Ceza Mahkemesi, pankart açtıkları için silahlı örgüt üyesi olduğuna hükmettiği gençleri yargılamaya devam ettiği gibi bundan sonraki duruşma tarihini de Ekim ayına verdi! Özel Yetkili Mahkemelerin yerine geldiği DGM’leri arattığı malum. Gençlerin serbest bırakılması için imza kampanyası açıldı. Bir yerlerde rastlarsanız bir imza da siz atın olmaz mı! Anayasaya göre pankart açmak da, parasız eğitim istemek de haktır.

Yandex.Metrica