Kuzeyi çok özlemişiz!

Pazar, 21 Şubat 2010 - 05:00

Bu işte bir tutam tuz sahibi olduğum için, bir inceden gururlandım. Volkan Konak, Show TV’deki ilk buluşmasında izleyiciyi öyle bir kucakladı ki, hakikaten bu kadarını ben de beklemiyordum. Bu anlattığım reyting karnesinin sonucu...
İçerik olarak bir iki itirazım var. Öncelikle ses düzeni Volkan’ın bin yıllık orkestrasını iyi yansıtamadı ekrana. Müzikler boğucuydu. Berrak sesi olmasaydı hakikaten zor kurtaracaktı geceyi Volkan...
Şiirleri, iyi seçilmiş şarkılarıyla daha çok bir resital havasında geçti program. Bu korkuttu biraz beni. İzleyiciyle arasına yüksek bir platform yerine, eski bar dekorunu taşısaydı, biraz daha sıcak olurdu hani. Bir de havalandırmaya dikkat diyorum; İkiz Dere gibi aktı Volkan terden... Yine de şu kadarını söylemeliyim. Bu ülkenin uzun bir süredir ekranda Karadeniz havasını özlediğini anladım önceki gece. O fırtınalı coşkuyu... Pozitif bir ayrım için söylemiyorum. Karadeniz hepimizin denizi, onu hatırlatmak için not düşüyorum bu fikri. Ağzına sağlık Kuzeyin Oğlu!

Taht da istemez veliaht da...
İki yıl olmuş bizim çılgın Aysel’i yitireli. Zaman Aysel Gürel’den daha çılgın bir hızda akıyor ama. Önceki gece cümbür cemaat anıldı; hiç gitmemiş de hep aramızdaymış gibi...
Herkesin bir ortak şarkısı, şiiri olmadı anısı vardır onunla. Benimkini en güzel kızı Müjde Ar özetlemişti, unutamam; “Annemin yadigarısın”...
Neyse. Magazin programları yayınlıyor Aysel’in gecesini. Mikrofon elden ele dolaşırken herkes edepli bir ortak anının sürek avında...
Cumartesi Sürprizi’nin dış sesi oyuncu Nilgün Belgün’ün, Aysel’in tahtına aday olduğunu söylüyor. Gülümsüyorum. Nilgün iyi bir dost, fena bir çılgın. Ama haleflik başka bir şey...
Aysel’in bu ülkeye ezber ettiği şarkıları sadece çılgınlıkla tanımlamak mümkün değil. Nilgün’ün büyük oyunculuğunu da öyle...
Ne Aysel’e bir veliaht ne de Nilgün’e bir taht ister. Onlar içimizde açtığımız yerlerinde mutlular. Dokunmayın yeter; üstü kalsın!

BİR GOL DE ATV’DEN!
Asıl gol atv’den geldi perşembe akşamı. Parmaklıklar Ardında’yı izlemek için ekran karşısına geçenler havasını aldı. Ve gecenin o saati posta kutum şikayetle doldu...
Buradan bin kere yazdık; izleyicinin beklentileriyle oynamayın dedik. Bin kere daha yazacağız ama bir şey değişir mi; onu “dizi bizim kanalda izlenir” diyenler düşünecek elbette...

ALİ RIZA’NIN ACI SONU
Ali Rıza Bey’in (Yaprak Dökümü/Kanal D) sonunun çok acı olduğunu söylüyor ona can veren ünlü oyuncu Halil Ergün.
Magazin D mikrofonuna açıkladığı o acı sonu gülümseyerek dinliyorum... Kişisel olarak “öldürmeyen Allah öldürmez” teorisinin sağlaması gibi olan Ali Rıza karakterini ölümsüz buluyorum ben. Bırakın acılı bir sonu...
Ne kalp, ne şeker, ne de kanser. Hiçbir şey yıkamaz onu. Ferhunde, Necla, Leyla ve en çok da Hayriye yıkamadıysa; gerisi vız gelir tırıs gider!

Her şey Dahil sona eriyor!
Ve Her şey Dahil sona eriyor. Henüz netlik kazanmadı diyenler çıkabilir. Yaşar, görürüz diyorum alayına... Alişan, askere gidiyor malum.
Çağla Şıkel’e bir partner aramaktan çok yeni bir şeyin peşine düştüğünü duydum Show TV’nin. Belki Çağla orada olabilir. Ama Her şey Dahil’de olmayacak. Sanırım durumunu da sizin gibi o da ilk kez bu köşeden okuyacak...

Marine etmek nedir?
Yemek programlarına benim gibi düşkünlüğünüz varsa, bu işlerin küçük yaşlardan itibaren başladığını bilirsiniz sanırım...
D Smart kanallarından Bebeğim TV’de Veronica’nın Sihirli Mutfağı diye bir program yayınlanıyor. Mutfağın abecesi niteliğinde bir iş...
Veronica abla, küçük çocukları mutfağa sokup lezzet meselesinin sırlarını anlatıyor. Önceki gün Kenya adındaki bızdık enfes bir marine biftek çalışması yaptı...
Marine yani sos mevzuunun nasıl yapıldığını da bizzat nakış gibi işledi o minik beynine. İzleyici olarak ben de nasibimi aldım bu dersten elbette...
Alın size tarifi; yarım bardak kahverengi şekere, bir bardak zeytinyağı döküyorsunuz. Sonra karışımın içine susam tohumu ekleyip, biftekleri bu sosa yatırıyorsunuz...
İki saat kadar buzdolabında bekleyen etler öyle bir lezzet alıyor ki, yeme de izle!

İYİLİK DE GİZLİ KALMASIN!
Çılgınlarla dolu bir sayfa olur da bizim Vahe yerini almaz mı bir köşede? Önceki akşam Star Ana Haber bülteninin ortaya çıkardığı eski solist Serpil Örümcer’in dramı göz yaşarttı...
Bir dönemin gözdelerinden olan şarkıcı yaşlandıktan sonra arka koltukta unutulmuş gibi bir hayat sürdürüyordu. Bir kilisenin temizliğini yaparak sürdürüyordu hayatını...
Ve evinde oturacak mobilya takımını bırakın, uzanacak kanepesi yoktu. Dram ekrandan akarken Vahe Kılıçarslan harekete geçti. Önce Yılmaz Özdil’den oluru aldı, sonra da biz yakın dostlarından destek...
Ve döşeyeceği 590. ev Serpil Örümcer’in oldu. Sıcak bir yatak, oturacak bir koltuk, yemeğini yiyebileceği bir masa. Belki eski günlerdeki gibi görkemli değil ama vicdan ısısıyla dolu bir rahatlığı olacak Serpil Örümcer’in...
İyilik söylenmez. Vahe de gizledi ama kusura bakmasın ben tutamadım bu küçük sırrı; iyi şeylerin giderek azaldığı bu kötülerin dünyasında!