Lades

Pazar, 18 Temmuz 2010 - 05:00

Beyoğlu’nda yok yok: Küreselleşmeyle daha da hızlanan yiyecek içecek trafiği, İstiklal Caddesi’ni bir seçenekler bahçesine dönüştürdü. Gelgelelim, ‘Bugün gönlüm ne meyhane ne dürümcü veya Çin, Japon tarzı yer istiyor. Şöyle klasik yemeklerimizden gidelim’ diyorsanız, Lades’i önerebilirim. Pazar hariç, her gün öğlen ve akşam açıktır.
Liste zengin: Kuzu tandır, dana rosto, tas kebap, kadınbudu köfteden etli kabak/biber dolmasına, taze fasulyeden semizotuna... Bir kuzu incik söyledim; yanında iç pilav ve patates püresiyle pek güzel gitti. Zeytinyağlı bamya tam tadında. Tatlı olarak, böğürtlen hoşafı. Nefis!
Bundan 10 yıl önce Lades’te durum nasılsa şimdi de öyle: Çelikkol’lar patron. Mutfak aynı özen ve çeşitlilikte. Emektar şef garson Şükrü Akkoyunlu cıva gibi. Fiyatlar makul: Çorbalar, pilavlar, salatalar 4 TL; et yemekleri 13-14; sebzeler 7; tatlılar, kompostolar 5 TL. Ama görünen o ki, içkisiz lokantaların işi giderek zorlaşıyor. Şükrü’nün deyişiyle, ‘yemek meraklısı müşteriler’ giderek azalıyor. Öte yandan, itinalı Türk mutfağı, Beyoğlu’na gelen genç kuşakların bütçelerine göre biraz pahalıya geliyor. Beyoğlu’nda, klasik mutfağımıza bekçilik etmeyi sürdüren Lades’e de bir uğramadan geçmeyelim, sevgili gençler.
(İstiklal Cad. Sadri Alışık Sok. No:14, Beyoğlu-İstanbul Tel: 0212 251 32 03)

Kuru yemişte ithal patlaması

Kuru yemişte de epey küreselleştik hani... Ama ‘Japon çerezi’nden ya da Güney Amerika cevizi kajun’dan söz etmiyorum. Ülkemize has çerezleri bile artık ithal ediyoruz. Misal; taa Amerika Kaliforniya ve Şili’den ceviz, İspanya’dan badem, İran’dan çekirdeksiz sarı üzüm ve hatta Romanya’dan kabak çekirdeği... Peki, bizde artık ceviz, badem çıkmıyor mu? Çıkıyor elbette ama üretim yetersiz. İstanbul’da Tahtakale-Manifaturacılar Çarşısı hattındaki kuru yemişçilerin etiketlerine baktım: İthal ince kabuklu cevizin kilosu 10-13; badem 20, kabak çekirdeği ise 10 lira.
‘Senin derdin ne, madem üretim yetersiz, bırak da vatandaş sevdiği çerezi ucuz ucuz yesin’ diyenleriniz olabilir. Benim derdim Türkiye’nin ceviz ve badem üreticilerine seslenmek. Nasıl kayısı ya da fındıkta üretim sıkıntısı çekilmiyorsa, neden aynı şey ceviz ve badem için de olmasın? Ama, bunu başarabilmek için, öteki ülkelerin yaptığı gibi, geniş alanlarda modern anlamda ceviz ve badem ağacı ekimine girişmemiz gerek. Babadan kalma yöntemleri bırakmalıyız. Kaliteli, bol, düşük maliyetli ürün, hedef bu olmalıdır.

'Bu Bu' dondurma

Önce Kartal’da, son 15 yıldır Çengelköy’de icra-i sanat eden Gökhan Şenay’ın minik ama keyifli mekanında; kışın Balkan tulumba tatlısı ve çeşitli börek, kurabiyeler ağırlıkta iken, havalar ısınınca elbette dondurma öne çıkıyor. ‘Bu Bu’da her gün gün tam 20 çeşit dondurma sunuluyor (kilosu 20 TL, topu 75 kuruş). Aklınıza ne gelirse var: Kaymaklı, vişneli, limonlu, cevizli, Antep fıstıklı, bademli, karadutlu, böğürtlenli, damla sakızlı, hatta kurabiyeli...
Dondurmacılığı, kendi gibi Makedonya- Gostivar’dan göç eden ustalarından öğrenen Gökhan Şenay, “Bizde aroma, boya yok” diyor. Dondurmalarında gerçek meyve özü kullanıyor. Damla sakızlı kaymaklı dondurması da bayağı güzel. (Halk Cad. No:42, Çengelköyİstanbul Tel: 0216 422 05 60)