‘Lady Bird’: Yıllık kahramanının taptaze büyüme öyküsü

Cumartesi, 27 Ocak 2018 - 14:30

Oyuncu Greta Gerwig, ilk solo yönetmenliği “Uğur Böceği”nde (“Lady Bird”) heyecan verici bir gençlik filmine imza atıyor. Sukünetin resimle, karikatürizeliğin dönem atmosferiyle, samimiyetin canlılıkla buluştuğu taptaze bir büyüme öyküsü bu. 90. Oscar Ödülleri’ne ‘En İyi Film’ ve ‘En İyi Yönetmen’ dahil beş dalda aday olan “Uğur Böceği”ni 47. Rotterdam Film Festivali’ndeki Hollanda prömiyerinde izledim.  Film, 14 Şubat gecesi 17. !f İstanbul’u açtıktan sonra 4 Mart’ta vizyona girecek.
 

 
Yıllık estetiği oturtma çabası çok bariz
 
Christine ‘Lady Bird’ McPherson (Saoirse Ronan), dik kafalı ve asi annesi (Laurie Metcalf) ile mücadele ederken kendisinin de böyle olduğunu anlar. Lady Bird’ün annesinin, babasının (Tracy Letts) işini kaybetmesiyle yuvasını ayakta tutmak için hemşirelik mesleğine devam etmekten başka çaresi yoktur. 11 Eylül sonrası dönemde, 2002 yılı Sacramento’sunda gördüğümüz bu ikilinin çözümü ise sevgi olacaktır.
 
‘Hepimiz gençliğimizi yaşamışızdır’ havası hakim “Uğur Böceği”ne (“Lady Bird”, 2017)… Noah Baumbach filmlerinden bildiğimiz Greta Gerwig (bkz. “Frances Ha”, “Mistress America”, “Greenberg”), 2002’de başlayan ‘mumblecore akımı’nın içinde Joe Swanberg’le beraber çekip başrolünü paylaştığı “Geceler ve Haftasonları” (“Nights and Weekends”, 2008) ile aslında modern ilişkilere gerçekçi bir bakış atmıştı. Evliliğin yükseliş, çöküş ve yeniden ayaklanmasını kesintisiz planlar ağırlıklı yansıtıp hikaye kurgusuyla oynarken ‘Woody Allen’a da göz kırpmıştı.
 
Bu kez ise bağımsız sinemanın ‘dramedi’ (drama-komedi melezi) damarına ‘kadın bakışı’ getirmenin peşine düşüyor. 2002 Sacramento’sunu dönem atmosferi yaratacak kadar önemsediği taptaze bir yaklaşımla çıkageliyor. Gerwig, 1.85:1’de Baumbach filmlerinden tanıştığı görüntü yönetmeni Sam Levy’den ‘yıllık estetiği’ yaratmasını istemiş.



 
Eski fotoğraflarını ve yıllıklarını vererek ortaya çıkarttığı doku bildiğimiz ’16 mm’ ve ‘siyah-beyaz’ ile yaratılan eskitilmişliğin çok ötesinde. Buna da ‘ressam’ gibi çalışan bir yönetmen katkı veriyor. İsminden davranışlarına alternatif bir resimli roman kahramanına benzeyen ‘Lady Bird’, ‘yıllık ana karakteri’ne dönüşürken gözünü böylesi bir dünyada açıyor. Adeta ‘rüya gibi bir gençlik filmi’ni duyuruyor. Evet bu türde döneminin 15-20 sene öncesinin ruhunu hissettiren tür örneklerini özledik. “Son Gösteri” (“The Last Picture Show”, 1971), “Siyam Balığı” (“Rumble Fish”, 1983) siyah-beyazla bunu beceriyorlardı.
 
Neredeyse bütün Jared Hess filmleri gibi “Napoleon Dynamite” (2004) da böylesi bir yola girmişti. Özellikle Wes Anderson, başyapıtı “Tenenbaum Ailesi” (“The Royal Tenenbaums”, 2000) ile retro öğelerden beslenen bir postmodern doku yaratarak çığır açıp, öncü olmuştur. Bu işitsel öğelerden, aksesuarlardan ve daha nicesinden destek alan bir sanat yönetimi mucizesine yol açar aslında.
 
Burada ‘Lady Bird’, odasında posteri gözüken “Çılgın Liseliler”deki (“Rushmore”, 1998) Max Fischer’ın (Jason Schwartzman) kardeşi ya da sevgilisi gibi. Belki de “Juno”nun (2007) hamile kalan Juno’su (Ellen Page) ile “Hayalet Dünya”nın (“Ghost World”, 2001) hayalci Enid’ini (Thora Birch) birleştiriyor. ‘Alternatif çizgi roman estetiği’ kullanan filmlerin tiplemelerini fazlasıyla hatırlatıyor.
 
Ama doku olarak “Mürekkep Ballığı ve Balina”da (“The Squid and The Whale”, 2005) 16 mm ile uygulanıp bizi 80’ler Brooklyn’ine ışınlayan atmosfer var. Kostüm tasarımcısı April Napir, yapım tasarımcısı Chris Jones ve görüntü yönetmeni Sam Levy el ele verip 2002’nin gerçek bir dönem atmosferi çıkarması için çabalamışlar. Bu da ‘az eskitilmiş ve canlı retro doku’yu doğuruyor. Saoirse Ronan’dan Laurie Metcalf’e, Lucas Hedges’dan Tracy Letts’e bütün karakterlerin bir ‘yıllık kitabı’ ya da ‘çizgi roman’ kahramanı olarak tasarlandığı çok açık.

Y kuşağına X kuşağını öneriyor
 
Greta Gerwig, belki de Wes Anderson sonrası dönemde dramedide Alexander Payne, Noah Baumbach ile Jason Reitman’ın kendini tekrar ettiği yıllarda bu boşluğu feminist bir büyüme öyküsü ile dolduruyor. Böylesi filmlerin 2010’lar şubesine imza atıyor. “Uğur Böceği”nin samimiyeti, sıcaklığı ve seyirciyle kurduğu bağ buradan filizleniyor. Adeta ‘sıcaklık’a bir dil yaratmakta kopuyor her şey.
 

 
Orta plandan alınmış Lucas Hedges’la iki ikili plan veya Chalamet ile ilk sevişme sahnesindeki ‘sabit açı’ da her şeyi özetliyor. Gerwig’in varlığı Ronan’ın içindeki ‘asi genç’i açığa çıkarıp onun için ‘kariyer zirvesi’ni görmemizi sağlıyor. O, bu özellikli retro dokuya o kadar yakışıyor ki, onu çıkarsak filmin yarısı gider gibi. Laurie Metcalf de ‘karikatürize’ durmayı bir ‘estetik kaygı’ olarak planlayan filmde peruğuyla ve aksanıyla tecrübe getiriyor.
 
‘Lady Bird’, ne kadar “400 Darbe”nin (“Les 400 Coups”, 1959) Antoine Doinel’i veya “Çocukluk”un (“Boyhood”, 2014) Mason’ının kadın versiyonudur tartışılır. Ama burada ‘X kuşağı fetişizmi’ni hareket geçiren aksesuar-renk, müzik-kostüm ilişkisi Snoop Dogg’dan Alanis Morissette’e uzanan çok yönlü şarkılarla da ‘zamane gençliği’ni çok iyi yansıtıyor. 11 Eylül’ün hemen ardından biraz ‘asilik’ sırıtmıyor.
 
Belki de Gerwig kendi kuşağını, günümüzün Y kuşağına, android, iPhone gençliğine öneriyor. 83’lü olmasıyla ana karakterin 2002’de gençliğini yaşaması şaşırtmıyor. Bunu yaparken de uzun süredir Amerikan bağımsız sinemasından çıkan en heyecan verici solo kadın yönetmeni duyuruyor. Onun adını ‘Amerika’da oyunculuktan yönetmenliğe geçen’ isimler arasına da rahatlıkla yazabiliriz.
 
En önemlisi de süreyi haddinde kullanarak matematiği müthiş planlanmış bir senaryo ve iyi yazılmış karakterlerden destek alınması sanki. Bunu doğuran elbette ki 2008’de ortak yönetmenlik yapan ve kamera arkasına kafa yormayı çok öncesinde bilen Gerwig’in ta kendisi. Sukünetin resimle, karikatürizeliğin dönem atmosferiyle, samimiyetin canlılıkla buluştuğu bir düş diyarı gibi “Lady Bird”.
 
FİLMİN NOTU: 6.9
 
Künye:
 
Uğur Böceği (Lady Bird)
Yönetmen: Greta Gerwig
Oyuncular: Saoirse Ronan, Laurie Metcalf, Lucas Hedges, Timothee Chalamet, Tracy Letts
Süre: 94 dk.
Yapım yılı: 2017